İnanma diyenler kendisine inanmayanlardı.İnanmak birdi.söze inanmak toprağa, yağmura; güneşin yeniden doğacağına,sabaha ereceğine...
Taşlı, kayalı kör toprağı ekerken ellerine inanıyordu.Hareketsiz gökler altında beklerken vereceğine inanıyordu.
Kapının önündeysem kapı açılacaktır,'gel' denilecektir diyor,bekliyordu. Gelmeyecek olsa beklemek verilmezdi. Bekleyişine inanıyordu. Verilmeyecek olsa dua verilmezdi. Dualarına inanıyordu.
Bekliyordu. Söz söz olsun, dost emin insan olsundiye bekliyordu.
Arıyordu. Batmayanı arıyor,lakin gözlerinin önündeki yıldızlar bir bir batıyordu. Israrla bekliyor,bekliyor,batan son yıldızda batmayana, asla batmayacak olana bir yol doğuyordu.
İnanıyordu sular yol oluyordu. Ateş gül oluyordu. Gökler geliyordu, sesler geliyordu, yollar geliyordu. Avuçlarına yıldızlar dökülüyor, dualarına amin deniliyordu. O aminle yer gök rahmete eriyor, rahmete kanıyordu.
Bekliyordu Nuh'un gemisi geliyordu. kör kuyulara ip sarkıtılıyor, Yusufun kokusu geliyordu.
Ademin tövbesi kabul oluyor,ıtırlara çiğ damlıyordu. Firavunlar son demde inanıyor, ibret-i alem içinson ana dek secdede bekliyordu. Nemruttan güneşler doğuyor, ebabiller geliyordu.
Devir değişiyor söz değişiyordu.beklediği gelecekti elbet...