SORDUKLARIMIZ ve SORMADIKLARIMIZ
Bir insanın da ınık bıraktı ı evini, toparlasanız, duvarlarına güzel manzaralı tablolar assanız, çalışma masasını derleyip düzenleseniz; geldi inde hayretle ve merakla soracaktır: Bütün bunları kim yaptı? Ama aynı insan, yaşadı ı dünyanın de işen mevsimlerini kimin böyle de iştirdi ini; kuru a açları yeşertip, dallarından yaprakları, meyveleri kimin çıkardı ını; gözüne bu kadar harika manzaraları kimin gösterdi ini; bedenini kimin çalıştırdı ını& sormayı unutabiliyor.
Bir kitabı, yazarından bihaber okumuyor; bir resmi, ressamını unutup seyretmiyor. Fakat, nasıl oluyorsa, Allahın kudretiyle yazdı ı dünya kitabının, yazanını düşünmeyi unutuyor; Allahın gösterdi i sahici manzaralara, sunî nazarlarla bakabiliyor.
DUA VE HAYAT
İnsan dua eder, Allah ihsan eder. Dün etti imiz dualar bugünümüzü şekillendirdiler. Bugün edece imiz dualar yarınlarımızı&
Dün canı karpuz isteyen bir insan dua eder; bugün duası kabul olur; oturur kendi duasını karpuz olarak yer. Dün araba için dua eder, bugün duasına biner ve gezer. Dün ev için dua eder, bugün duasında oturur, yaşar. Dün bir oyuncak ister, bugün duasıyla neşelenir, oynar&
Ne demişler, mutfakta ne pişerse, tabakta o çıkar. Duamızda ne varsa karşımıza o çıkıyor, o çıkacak, dünyada ve sonrasında. Yani dualarımızı yaşıyoruz, dualarımızla yaşıyoruz.
HAYATI KAÇIRMAYALIM
İnsan, gökyüzüne, yeryüzüne baktı ında duygulanıyor. Kâinat, bir şiir gibi, bir resim gibi, bir kitap gibi insana bir şeyler söylüyor. Demek ki, bir şiirin kelimelerinin, bir resmin renklerinin ve şekillerinin seçilip düzene koyuldu u gibi, kâinatta da her şey, şekilleriyle, renkleriyle tercih edilip, düzene koyulmuş. Bir şiir, bir resim, bir kitap muhatabını bekledi i gibi, kâinat kitabı da okuyacak olan muhatabını bekliyor. Niçin bekliyoruz; kâinat kitabı bizim için yazılmış. Her gün, her saat, her an terütaze yazılmakta, bizi beklemekte&
DUYGULAR VE MELEKLER
Duygularımızı, gördüklerimiz, duyduklarımız besliyor. Bir garip gördü ümüzde şefkatimiz, bir âmâ gördü ümüzde şükür duygumuz, bir söz, bir âyet duydu umuzda ise imanımız, canlanıyor. Aksi hallerde ise duygularımız gittikçe sönüyor, âdeta kayboluyorlar.
alıntı
Bir insanın da ınık bıraktı ı evini, toparlasanız, duvarlarına güzel manzaralı tablolar assanız, çalışma masasını derleyip düzenleseniz; geldi inde hayretle ve merakla soracaktır: Bütün bunları kim yaptı? Ama aynı insan, yaşadı ı dünyanın de işen mevsimlerini kimin böyle de iştirdi ini; kuru a açları yeşertip, dallarından yaprakları, meyveleri kimin çıkardı ını; gözüne bu kadar harika manzaraları kimin gösterdi ini; bedenini kimin çalıştırdı ını& sormayı unutabiliyor.
Bir kitabı, yazarından bihaber okumuyor; bir resmi, ressamını unutup seyretmiyor. Fakat, nasıl oluyorsa, Allahın kudretiyle yazdı ı dünya kitabının, yazanını düşünmeyi unutuyor; Allahın gösterdi i sahici manzaralara, sunî nazarlarla bakabiliyor.
DUA VE HAYAT
İnsan dua eder, Allah ihsan eder. Dün etti imiz dualar bugünümüzü şekillendirdiler. Bugün edece imiz dualar yarınlarımızı&
Dün canı karpuz isteyen bir insan dua eder; bugün duası kabul olur; oturur kendi duasını karpuz olarak yer. Dün araba için dua eder, bugün duasına biner ve gezer. Dün ev için dua eder, bugün duasında oturur, yaşar. Dün bir oyuncak ister, bugün duasıyla neşelenir, oynar&
Ne demişler, mutfakta ne pişerse, tabakta o çıkar. Duamızda ne varsa karşımıza o çıkıyor, o çıkacak, dünyada ve sonrasında. Yani dualarımızı yaşıyoruz, dualarımızla yaşıyoruz.
HAYATI KAÇIRMAYALIM
İnsan, gökyüzüne, yeryüzüne baktı ında duygulanıyor. Kâinat, bir şiir gibi, bir resim gibi, bir kitap gibi insana bir şeyler söylüyor. Demek ki, bir şiirin kelimelerinin, bir resmin renklerinin ve şekillerinin seçilip düzene koyuldu u gibi, kâinatta da her şey, şekilleriyle, renkleriyle tercih edilip, düzene koyulmuş. Bir şiir, bir resim, bir kitap muhatabını bekledi i gibi, kâinat kitabı da okuyacak olan muhatabını bekliyor. Niçin bekliyoruz; kâinat kitabı bizim için yazılmış. Her gün, her saat, her an terütaze yazılmakta, bizi beklemekte&
DUYGULAR VE MELEKLER
Duygularımızı, gördüklerimiz, duyduklarımız besliyor. Bir garip gördü ümüzde şefkatimiz, bir âmâ gördü ümüzde şükür duygumuz, bir söz, bir âyet duydu umuzda ise imanımız, canlanıyor. Aksi hallerde ise duygularımız gittikçe sönüyor, âdeta kayboluyorlar.
alıntı