Cüneyd Suavi
AYAKKABICI, yeni getirdi i malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki
bir çocuk onu izlemekteydi. Okullar kapanmak üzere oldu undan, spor
ayakkabılara ra bet fazlaydı. Gerçi mallar lüks sayılmazdı ama,
küçük bir dükkan için yeterliydi. Onların en güzelini ön tarafa
koyunca, çocuk vitrine do ru biraz daha yaklaştı. Fakat bir koltuk
de ne i kullanmaktaydı.
Hem de güçlükle..
Adam ona bir kez daha göz attı. Üstündeki pantolonun sol kısmı,
dizinin alt kısmından sonra boştu. Bu yüzden de sa a sola uçuşuyordu.
Çocu un baktı ı ayakkabılar, sanki onu kendinden geçirmişti. Bir
müddet öyle durdu. Daldı ı hülyadan çıkıp yola koyuldu unda, adam
dükkandan dışarı fırlayıp:
Küçükk!. diye seslendi.
Ayakkabı almayı düşündün mü? Bu seneki modeller bir harika!.
Çocuk, ona dönerek:
Gerçekten çok güzeller!. diye tebessüm etti. Ama benim bir baca ım
do uştan eksik.
Bence önemli de il!. diye, atıldı adam. Bu dünyada her şeyiyle tam
insan yok ki!. Kiminin eli eksik, kiminin de baca ı. Kiminin de aklı
ya da imânı.
Küçük çocuk, bir şey söylemiyordu. Adam ise konuşmayı sürdürdü:
Keşke imanımız eksik olaca ına, ayaklarımız eksik olsa idi.
Çocu un kafası iyice karışmıştı. Bu sefer adama do ru yaklaşıp:
Anlayamadım!. dedi. Neden öyle olsun ki?
Çok basit!. dedi, adam. E er imanımız yoksa, cennete giremeyiz. Ama
ayaklar yoksa, problem de il. Zaten orda tüm eksikler tamamlanacak.
Hatta sakat insanlar, sa lamlara oranla, daha fazla mükafat
görecekler...
Küçük çocuk, bir kez daha tebessüm etti. O güne kadar çekti i acılar,
hafiflemiş gibiydi. Adam, vitrine işaret ederek:
Baktı ın ayakkabı, sana yakışır!. dedi. Denemek ister misin?
Çocuk, başını yanlara sallayıp:
Üzerinde 30 lira yazıyor, dedi. Almam mümkün de il ki!.
İndirim sezonunu, senin için biraz öne alırım!. dedi adam. Bu
durumda 20 liraya düşer. Zaten sen bir tekini alacaksın, o da 10
lira eder.Çocuk biraz düşünüp:
Ayakkabının di er teki işe yaramaz!. dedi. Onu kim alacak ki?
Amma yaptın ha!. diye güldü adam. Onu da, sa aya ı eksik olan bir
çocu a satarım.
Küçük çocu un aklı, bu sözlere yatmıştı. Adam, devam ederek:
Üstelik de ö rencisin de il mi? diye sordu.
İkiye gidiyorum!. diye atıldı çocuk. Üçe geçtim sayılır.
Tamam işte!. dedi adam. 5 Lira da ö renci indirimi yapsak, geri
kalır 5 lira. O da zaten pazarlık payı olur. Bu durumda ayakkabı
senindir, sattım gitti!.
Ayakkabıcı, çocu un şaşkın bakışları arasında dükkana girdi. İçerdeki
raflar, onun be endi i modelin aynısıyla doluydu. Ama adam, vitrinde
olanı çıkarttı. Bir tabure alıp döndükten sonra, çocu u oturtup yeni
ayakkabısını giydirdi. Ve çıkarttı ı eskiyi göstererek
Benim satış işlemim bitti!. dedi. Sen de bana, bunu satsan memnun
olurum.
Şaka mı yapıyorsunuz? diye kekeledi çocuk. Onun tabanı delinmek
üzere.
Eski bir ayakkabı, para eder mi?
Sen çok câhil kalmışsın be arkadaş.. dedi, adam. Antika eşyalardan
haberin yok her halde. Bir antika ne kadar eski ise, o kadar para
tutar. Bu yüzden ayakkabın, bence en az 30- 40 lira eder.
Küçük çocuk, art arda yaşadı ı şokları, üzerinden atabilmiş de ildi.
Mutlaka bir rüyada olmalıydı. Hem de hayatındaki en güzel rüya.
Adamın, heyecandan terleyen avuçlarına sıkıştırdı ı ka ıt paralara
göz gezdirdikten sonra, 10 liralık banknotu geri vererek:
Bana göre 20 lira yeterli.. dedi. İndirim mevsimini başlattınız ya!..
Adam onu kıramayıp parayı aldı. Ve bu arada yana ına bir öpücük
kondurdu.
Her nedense içi içine sı mıyordu. E er bütün mallarını bir günde
satsa,böyle bir mutlulu u bulamazdı.
Çocuk, yavaşça yerinden do ruldu. Sanki koltuk de ne ine ihtiyaç
duymuyordu. Sımsıcak bir tebessümle teşekkür edip:
Babam haklıymış!. dedi.
Sakat oldu um için, üzülmeme hiç gerek
AYAKKABICI, yeni getirdi i malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki
bir çocuk onu izlemekteydi. Okullar kapanmak üzere oldu undan, spor
ayakkabılara ra bet fazlaydı. Gerçi mallar lüks sayılmazdı ama,
küçük bir dükkan için yeterliydi. Onların en güzelini ön tarafa
koyunca, çocuk vitrine do ru biraz daha yaklaştı. Fakat bir koltuk
de ne i kullanmaktaydı.
Hem de güçlükle..
Adam ona bir kez daha göz attı. Üstündeki pantolonun sol kısmı,
dizinin alt kısmından sonra boştu. Bu yüzden de sa a sola uçuşuyordu.
Çocu un baktı ı ayakkabılar, sanki onu kendinden geçirmişti. Bir
müddet öyle durdu. Daldı ı hülyadan çıkıp yola koyuldu unda, adam
dükkandan dışarı fırlayıp:
Küçükk!. diye seslendi.
Ayakkabı almayı düşündün mü? Bu seneki modeller bir harika!.
Çocuk, ona dönerek:
Gerçekten çok güzeller!. diye tebessüm etti. Ama benim bir baca ım
do uştan eksik.
Bence önemli de il!. diye, atıldı adam. Bu dünyada her şeyiyle tam
insan yok ki!. Kiminin eli eksik, kiminin de baca ı. Kiminin de aklı
ya da imânı.
Küçük çocuk, bir şey söylemiyordu. Adam ise konuşmayı sürdürdü:
Keşke imanımız eksik olaca ına, ayaklarımız eksik olsa idi.
Çocu un kafası iyice karışmıştı. Bu sefer adama do ru yaklaşıp:
Anlayamadım!. dedi. Neden öyle olsun ki?
Çok basit!. dedi, adam. E er imanımız yoksa, cennete giremeyiz. Ama
ayaklar yoksa, problem de il. Zaten orda tüm eksikler tamamlanacak.
Hatta sakat insanlar, sa lamlara oranla, daha fazla mükafat
görecekler...
Küçük çocuk, bir kez daha tebessüm etti. O güne kadar çekti i acılar,
hafiflemiş gibiydi. Adam, vitrine işaret ederek:
Baktı ın ayakkabı, sana yakışır!. dedi. Denemek ister misin?
Çocuk, başını yanlara sallayıp:
Üzerinde 30 lira yazıyor, dedi. Almam mümkün de il ki!.
İndirim sezonunu, senin için biraz öne alırım!. dedi adam. Bu
durumda 20 liraya düşer. Zaten sen bir tekini alacaksın, o da 10
lira eder.Çocuk biraz düşünüp:
Ayakkabının di er teki işe yaramaz!. dedi. Onu kim alacak ki?
Amma yaptın ha!. diye güldü adam. Onu da, sa aya ı eksik olan bir
çocu a satarım.
Küçük çocu un aklı, bu sözlere yatmıştı. Adam, devam ederek:
Üstelik de ö rencisin de il mi? diye sordu.
İkiye gidiyorum!. diye atıldı çocuk. Üçe geçtim sayılır.
Tamam işte!. dedi adam. 5 Lira da ö renci indirimi yapsak, geri
kalır 5 lira. O da zaten pazarlık payı olur. Bu durumda ayakkabı
senindir, sattım gitti!.
Ayakkabıcı, çocu un şaşkın bakışları arasında dükkana girdi. İçerdeki
raflar, onun be endi i modelin aynısıyla doluydu. Ama adam, vitrinde
olanı çıkarttı. Bir tabure alıp döndükten sonra, çocu u oturtup yeni
ayakkabısını giydirdi. Ve çıkarttı ı eskiyi göstererek
Benim satış işlemim bitti!. dedi. Sen de bana, bunu satsan memnun
olurum.
Şaka mı yapıyorsunuz? diye kekeledi çocuk. Onun tabanı delinmek
üzere.
Eski bir ayakkabı, para eder mi?
Sen çok câhil kalmışsın be arkadaş.. dedi, adam. Antika eşyalardan
haberin yok her halde. Bir antika ne kadar eski ise, o kadar para
tutar. Bu yüzden ayakkabın, bence en az 30- 40 lira eder.
Küçük çocuk, art arda yaşadı ı şokları, üzerinden atabilmiş de ildi.
Mutlaka bir rüyada olmalıydı. Hem de hayatındaki en güzel rüya.
Adamın, heyecandan terleyen avuçlarına sıkıştırdı ı ka ıt paralara
göz gezdirdikten sonra, 10 liralık banknotu geri vererek:
Bana göre 20 lira yeterli.. dedi. İndirim mevsimini başlattınız ya!..
Adam onu kıramayıp parayı aldı. Ve bu arada yana ına bir öpücük
kondurdu.
Her nedense içi içine sı mıyordu. E er bütün mallarını bir günde
satsa,böyle bir mutlulu u bulamazdı.
Çocuk, yavaşça yerinden do ruldu. Sanki koltuk de ne ine ihtiyaç
duymuyordu. Sımsıcak bir tebessümle teşekkür edip:
Babam haklıymış!. dedi.
Sakat oldu um için, üzülmeme hiç gerek