- Üyelik Tarihi
- 15 Eki 2010
- Mesajlar
- 355
- Aldığı Beğeniler
- 1
Sevapları Mancınığa Verip Ateşlemek Ya da İnsan Eti Yemek
Bağdatlı Cüneyd anlatıyor: Caminin avlusunda oturmuş, bir cenazenin namazını kılmak için bekliyordum. Halk da bekliyordu. O ara zahid olduğu bilinen bir fakiri gördüm. Ne yazık ki dileniyordu. Kendi kendime: "Şu adam bir iş yapsa da kendini korusa. Dilenmekten vazgeçse daha iyi olurdu!" dedim.
Cenaze namazını kılıp işlerimi bitirdikten sonra evime gittim. Her zaman yaptığım gibi Kur'an okuyup, namaz kılacaktım. Fakat bunlar bu akşam bana ağır geliyor ve birini yapmaya güç yetiremiyordum. Üzerimde büyük bir ağırlık, uyuşukluk ve halsizlik vardı. Uyumaya çalıştım. Olmadı. Miskin miskin otururken kendimden geçmişim. Bir de ne göreyim, bana bir sofra hazırlanmış .
- Buyurun , denildi. Etinizi yiyin. Çünkü bugün bir kardeşinizi aleyhinde bulundunuz.
Bu et insan etiydi.
Vaziyeti anladım ve cevap verdim.
- İyi ama ben onun aleyhinde düşündüm. Fakat bu düşüncemi kimseye söylemedim.
Şu karşılığı aldım:
- Dediğin doğru. Fakat senin durumundakiler için durum farklı.
Sordum:
- Ne yapayım?
Şöyle karşılık verdiler:
- Koş, o kimseyle helâlleş!
Korkuyla uyandım. Abdest alıp namaz kıldım ve Kur'an okudum. Sonra yattım.
Sabahleyin namazdan sora ilk işim sokağa çıkıp aleyhinde olumsuz düşündüğüm kişiyi arayıp bulmaktı. Epeyce bir aramadan sonra onu bir su başında buldum. Oturmuş suya düşen yaprakları seyrediyordu. Selam verip yanına oturdum.
- Merhaba Cüneyd, dedi. Sonra da sordu:
- Hatanı tekrarlayacak mısın?
- Hayır, dedim.
- Öyle ise Allah hepimizi bağışlasın!
Süfyan Bin Hüseyin' anlatıyor:
Muaviye'nin oğlu İyas'ın yanında oturuyordum. Hasbihal ediyorduk. Konuşma sırasında birinin mevzuu olmuştu. Ben o kişinin aleyhinde bazı şeyler söyledim.
İyas sordu.
- Bu yıl hiç gazaya katıldınız mı?
- Hayır, dedim.
- Demek dedi. Düşmanlar elinden kurtulduğu halde Müslümanlar dilinden kurtulamadı.
Ne kadar üzüldüğümü tarif edemem.
İbrahim Bin Edhem ise Müslüman kardeşlerinin arkasından çekiştirenler için kullandığı benzetme gerçekten anılmaya ve düşünülmeye değer:
"Başkalarını çekiştiren kimse, bir mancınık kurarak kendi iyiliklerini mancınığın ağzına top yapıp atan kimseye benzer."
Yahya Bin Muza ise devamlı şu veciz ifadeleri tekrarlarmış:
"Müminlere karşı durumun şu mahiyette olmalı:
Müslümanlara fayda dokunmuyorsa bari zarara uğratma.Onları sevindiremezsen bari kederlendirme. Onları methetmezsen bari zemmetme...
Adamın biri Hasan Basri Hazretlerinin aleyhinde bulunmuş. Bunu haber alan Hasan Basri aleyhinde bulunan kişiye bir tepsi tatlı göndererek şu haberi yollamış:
"- Duydum ki, iyiliklerini bana hediye etmişsin. Hediye olarak bunu gönderiyorum. Çünkü başkalarını zemmeden kimse, iyiliklerini başkalarına devretmiş olur...1
Bütün bu örnekleri aktardıktan sonra ölü eti yemenin /gıybet etmenin yasaklığını bildiren ayetle bitirelim:
"Ey imân edenler! Zannın çoğundan kaçının. Şüphesiz ki, zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizli hallerini araştırmayın. Birbirinizi gıyabında çekiştirmeyin. Sizden biriniz, ölen kardeşinin etini yemek ister mi? Ondan tiksinirsiniz. Allah'tan korkun. Şüphesiz ki Allah, tevbeleri çokça kabul edendir. Çok merhametlidir."2
1- Kuşeyri, "İnsan eti yemek", Selâmet Mecmuası, S. 17, İstanbul 1949, s. 2-3.
2- Kur'an, Hucurat/ 12.
Fahri Güven
Bağdatlı Cüneyd anlatıyor: Caminin avlusunda oturmuş, bir cenazenin namazını kılmak için bekliyordum. Halk da bekliyordu. O ara zahid olduğu bilinen bir fakiri gördüm. Ne yazık ki dileniyordu. Kendi kendime: "Şu adam bir iş yapsa da kendini korusa. Dilenmekten vazgeçse daha iyi olurdu!" dedim.
Cenaze namazını kılıp işlerimi bitirdikten sonra evime gittim. Her zaman yaptığım gibi Kur'an okuyup, namaz kılacaktım. Fakat bunlar bu akşam bana ağır geliyor ve birini yapmaya güç yetiremiyordum. Üzerimde büyük bir ağırlık, uyuşukluk ve halsizlik vardı. Uyumaya çalıştım. Olmadı. Miskin miskin otururken kendimden geçmişim. Bir de ne göreyim, bana bir sofra hazırlanmış .
- Buyurun , denildi. Etinizi yiyin. Çünkü bugün bir kardeşinizi aleyhinde bulundunuz.
Bu et insan etiydi.
Vaziyeti anladım ve cevap verdim.
- İyi ama ben onun aleyhinde düşündüm. Fakat bu düşüncemi kimseye söylemedim.
Şu karşılığı aldım:
- Dediğin doğru. Fakat senin durumundakiler için durum farklı.
Sordum:
- Ne yapayım?
Şöyle karşılık verdiler:
- Koş, o kimseyle helâlleş!
Korkuyla uyandım. Abdest alıp namaz kıldım ve Kur'an okudum. Sonra yattım.
Sabahleyin namazdan sora ilk işim sokağa çıkıp aleyhinde olumsuz düşündüğüm kişiyi arayıp bulmaktı. Epeyce bir aramadan sonra onu bir su başında buldum. Oturmuş suya düşen yaprakları seyrediyordu. Selam verip yanına oturdum.
- Merhaba Cüneyd, dedi. Sonra da sordu:
- Hatanı tekrarlayacak mısın?
- Hayır, dedim.
- Öyle ise Allah hepimizi bağışlasın!
Süfyan Bin Hüseyin' anlatıyor:
Muaviye'nin oğlu İyas'ın yanında oturuyordum. Hasbihal ediyorduk. Konuşma sırasında birinin mevzuu olmuştu. Ben o kişinin aleyhinde bazı şeyler söyledim.
İyas sordu.
- Bu yıl hiç gazaya katıldınız mı?
- Hayır, dedim.
- Demek dedi. Düşmanlar elinden kurtulduğu halde Müslümanlar dilinden kurtulamadı.
Ne kadar üzüldüğümü tarif edemem.
İbrahim Bin Edhem ise Müslüman kardeşlerinin arkasından çekiştirenler için kullandığı benzetme gerçekten anılmaya ve düşünülmeye değer:
"Başkalarını çekiştiren kimse, bir mancınık kurarak kendi iyiliklerini mancınığın ağzına top yapıp atan kimseye benzer."
Yahya Bin Muza ise devamlı şu veciz ifadeleri tekrarlarmış:
"Müminlere karşı durumun şu mahiyette olmalı:
Müslümanlara fayda dokunmuyorsa bari zarara uğratma.Onları sevindiremezsen bari kederlendirme. Onları methetmezsen bari zemmetme...
Adamın biri Hasan Basri Hazretlerinin aleyhinde bulunmuş. Bunu haber alan Hasan Basri aleyhinde bulunan kişiye bir tepsi tatlı göndererek şu haberi yollamış:
"- Duydum ki, iyiliklerini bana hediye etmişsin. Hediye olarak bunu gönderiyorum. Çünkü başkalarını zemmeden kimse, iyiliklerini başkalarına devretmiş olur...1
Bütün bu örnekleri aktardıktan sonra ölü eti yemenin /gıybet etmenin yasaklığını bildiren ayetle bitirelim:
"Ey imân edenler! Zannın çoğundan kaçının. Şüphesiz ki, zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizli hallerini araştırmayın. Birbirinizi gıyabında çekiştirmeyin. Sizden biriniz, ölen kardeşinin etini yemek ister mi? Ondan tiksinirsiniz. Allah'tan korkun. Şüphesiz ki Allah, tevbeleri çokça kabul edendir. Çok merhametlidir."2
1- Kuşeyri, "İnsan eti yemek", Selâmet Mecmuası, S. 17, İstanbul 1949, s. 2-3.
2- Kur'an, Hucurat/ 12.
Fahri Güven