- Üyelik Tarihi
- 23 Haz 2010
- Mesajlar
- 5,705
- Aldığı Beğeniler
- 14,607
- Takım
- Galatasaray
İnsan idealsiz yaşayamaz, en azından insan gibi yaşayamaz.
------------
"Bir gün askerlerden biri gelip kendisine 'onlar bizim kadınlarımıza tecavüz ediyorlar, onlar bizim kadınlarımızı, yaşlılarımızı ve çocuklarımızı öldürüyorlar. Buna bigane kalmamalıyız' dediğinde, Aliya çok veciz bir şey söylüyor 'Sırplar bizim öğretmenimiz değiller."
"Biz de zalimlerden olursak, zulme karşı savaşmamızın bir anlamı kalmaz.
Kitap'a uyacağız."
“Savaş Ölünce Değil, Düşmana Benzeyince Kaybedilir”.
------------
Aliya İzzetbegoviç Savaş sırasında, uluslararası savaş muhabirleri randevularına gelmediğinde; sebebini sorar. O gün Saraybosna yoğun bir saldırı altında olduğu için, muhabirler çıkamamışlardır. ‘Bunlar nasıl savaş muhabiri?’ sorusunu sormadan edemez. ‘O ki onlar bize gelmiyor, biz onlara gidelim.’ der. Korumasının ısrarına rağmen, makam arabasına binmez.
Başkanlık sarayından otele kadar birkaç kilometrelik bulvarda yürümeye başlar. Silah seslerinden gayri her şeyin sükût ettiği o yürüyüşe, sokağın bir kenarında saklanmaya çalışan bir kadının sesi katılır: ‘Aliya korkmuyor musun?’ Aliya o kadına verdiği cevapla, cesaretiyle tarihte iz bırakmış siyasetçilerin arasına katılmaz; aksine ilk kavşakta onlardan ayrılır, kendi yalnızlığına döner: ‘Korkuyorum! İnsanım ben. Fakat beni yürüten şeyler, korkularımdan büyük.’
------------
"Biz ölüyoruz ama onlar kazanamıyorlar!"
(Aliya İzzetbegoviç)
------------
"Bir gün askerlerden biri gelip kendisine 'onlar bizim kadınlarımıza tecavüz ediyorlar, onlar bizim kadınlarımızı, yaşlılarımızı ve çocuklarımızı öldürüyorlar. Buna bigane kalmamalıyız' dediğinde, Aliya çok veciz bir şey söylüyor 'Sırplar bizim öğretmenimiz değiller."
"Biz de zalimlerden olursak, zulme karşı savaşmamızın bir anlamı kalmaz.
Kitap'a uyacağız."
“Savaş Ölünce Değil, Düşmana Benzeyince Kaybedilir”.
------------
Aliya İzzetbegoviç Savaş sırasında, uluslararası savaş muhabirleri randevularına gelmediğinde; sebebini sorar. O gün Saraybosna yoğun bir saldırı altında olduğu için, muhabirler çıkamamışlardır. ‘Bunlar nasıl savaş muhabiri?’ sorusunu sormadan edemez. ‘O ki onlar bize gelmiyor, biz onlara gidelim.’ der. Korumasının ısrarına rağmen, makam arabasına binmez.
Başkanlık sarayından otele kadar birkaç kilometrelik bulvarda yürümeye başlar. Silah seslerinden gayri her şeyin sükût ettiği o yürüyüşe, sokağın bir kenarında saklanmaya çalışan bir kadının sesi katılır: ‘Aliya korkmuyor musun?’ Aliya o kadına verdiği cevapla, cesaretiyle tarihte iz bırakmış siyasetçilerin arasına katılmaz; aksine ilk kavşakta onlardan ayrılır, kendi yalnızlığına döner: ‘Korkuyorum! İnsanım ben. Fakat beni yürüten şeyler, korkularımdan büyük.’
------------
"Biz ölüyoruz ama onlar kazanamıyorlar!"
(Aliya İzzetbegoviç)