Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Bir_Katre

RAHMETLE ANIYORUZ DEĞERLİ KARDEŞİM
 
Üyelik Tarihi
4 Ağu 2006
Mesajlar
5,632
Aldığı Beğeniler
50
Konum
Ağrı
Takım
Galatasaray
İNSANIN GAYESİ VE HAKİKİ SAADETİ


Âhiret gibi dünya saadeti dahi ibadet­te ve Allah'a asker olmaktadır. Öyleyse biz daima "Elhamdü lillâhi ale't-tâati ve't-tevfîk" demeliyiz ve Müslüman olduğumuza şükretmeliyiz. (Sözler sh: 19)



Allah'a abd ve asker olmak öyle lezzetli bir şereftir ki, tarif edilmez. Vazife ise, yalnız bir asker gibi, Allah namına işlemeli, baş­lamalı. Ve Allah hesabıyla vermeli ve almalı. Ve izni ve kanunu dairesinde hareket etmeli, sükûnet bulmalı. Kusur etse, istiğfar etmeli.

"Yâ Rab, kusurumuzu affet. Bizi kendine kul ka­bul et. Emanetini kabzetmek zamanına kadar bizi emanette emin kıl. Âmin" demeli ve Ona yalvar­malı. (Sözler sh: 29)



Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa, zahiren bir cennet içinde olsa da, mânen cehennemdedir. Ve her kim hayat-ı bâkıyeye cid­dî müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır. Dünyası ne kadar fena ve sıkıntılı olsa da, dün­yasını Cennetin intizar salonu hükmünde gördüğü için hoş görür, tahammül eder, sabır içinde şükre­der. (Sözler sh: 39)



İbadetin mânâsı şudur ki: Dergâh-ı İlâhîde abd kendi kusurunu ve acz ve fakrını görüp kemâl-i Rububiyetin ve kudret-i Samedâniyenin ve rah­met'i İlâhiyenin önünde hayret ve muhabbetle secde etmektir. (Sözler sh: 41)


Bu dünya dahi kendi için değil. Kendi kendine de bu sureti alması muhaldir. Belki, kafile-i mahlûkatın gelip konmak ve göçmek için dolup boşanan, hikmetle yapılmış bir misafirhanesidir. (Sözler sh: 74)



Şu dünyadaki tezyinat, yalnız telezzüz veya tenezzüh için de­ğil. Çünkü bir zaman lezzet verse, firakıyla bir­çok zaman elem verir. Sana tattırır, iştahını açar, fakat doyurmaz. Çünkü ya onun ömrü kısa, ya senin ömrün kısadır; doymaya kâfi değil. Demek kıy­meti yüksek, müddeti kısa olan şu tezyinat ibret içindir, şükür içindir. Usul-ü da­imîsine teşvik içindir; başka, gayet ulvî gayeler içindir. (Sözler sh: 74)



Şu dün­yadaki müzeyyenat ise, Cennette ehl-i iman için rahmet-i Rahmân ile iddihar olunan nimetlerin nümuneleri, suretleri hükmündedir. (Sözler sh: 75)



Dünyanın lezzetini, zev­kini, saadetini, rahatını isterseniz, meşru daire­deki keyfe iktifa ediniz. O keyfinize kâfidir. (Sözler sh: 144)



Dünya ve âhirette ebedî ve daimî süruru iste­yen, iman dairesindeki terbiye-i Muhammediyeyi (a.s.m.) kendine rehber etmek gerektir. (Sözler sh: 144)



Sizdeki gençlik kat'iyen gidecek. Eğer siz daire'i meşruada kalmazsanız, o gençlik zayi olup, başı­nıza hem dünyada, hem kabirde, hem âhirette, kendi lezzetinden çok ziyade belâlar ve elemler getirecek. Eğer terbiye-i İslâmiye ile o gençlik ni­metine karşı bir şükür olarak iffet ve namusluluk ve taatte sarf etseniz, o gençlik mânen bâki kala­cak ve ebedî bir gençlik kazanmasına sebep ola­cak. (Sözler sh: 145)



Hayat ise, eğer iman olmazsa veyahut isyan ile o iman tesir etmezse, hayat, zahirî ve kısacık bir zevk ve lezzetle beraber, binler derece o zevk ve lezzetten ziyade elemler, hüzünler, kederler verir. (Sözler sh: 145)


Hayatın lezzetini ve zevkini isterseniz, hayatınızı iman ile hayatlandırınız ve ferâizle zinetlendiriniz ve günahlardan çekin­mekle muhafaza ediniz. (Sözler sh: 146)



Hakikî zevk ve elemsiz lezzet ve kedersiz sevinç ve hayattaki sa­adet yalnız imandadır ve iman hakikatleri daire­sinde bulunur. (Sözler sh: 150)



O'nu tanıyan ve itaat eden, zindanda dahi olsa bahtiyardır. O'nu unutan, saraylarda da olsa zin­dandadır, bedbahttır. (Sözler sh: 159)
 
Üst Alt