- Üyelik Tarihi
- 23 Haz 2010
- Mesajlar
- 5,705
- Aldığı Beğeniler
- 14,607
- Takım
- Galatasaray
İnsanın yüzü neden tutmaz?
Standart İnsanın yüzü neden tutmaz?
İnsanın yüzü neden tutmaz?
"Yüzüm tutmuyor!" dediğimizde aslında ne demiş oluyoruz?
Çocukluğumdan beri bana hep tarihe karşı yüz tutmaktan söz edildi. Bu hâllerimizle nasıl bakardık yüzlerine?
Sonra vefa, sonra borçluluk duyguları girdi gündemimize. Şu elimizden tutmuş, şu arkalamış, şu da bir tas su içirmişti ter kan içindeyken. Hepsinin yüzüne bakabilecek bir yüzümüz olmalıydı. Hayatımız bir yüz sahibi olmakla geçti. Hâlâ aynı noktadayız. Yanlış mı, hayır! Müthiş bir şey, müthiş bir kalıp "yüzü olmak". İstemeye, aramaya, vermeye, duymaya, gitmeye, gelmeye... Anlayacağınız her şeye...
Ama şimdi etrafımızda yaşananlara bakınca anlıyorum ki bizim böyle giderse ele güne çıkacak bir yüzümüz de kalmayacak.
İnsanın kendini ayrı tutamayacağı tanıklıkları yüzünü karartıyor. Ölenler, yitenler,sürülenler... Çığlıklar, âh-u zârlar, feryad ü figanlar...
Gerçekten nerde başlayıp nerede bittiğini bir türlü anlayamadığım bu yüzyıl ister miladi olsun ister hicri, bizde yüz bırakmadı.
Üzgünüm. Allah her durumda bizi zalimlerden uzak kılsın. Allah her durumda bizi mazlumlara kol kanat gerenlerden eylesin.
Şimdi Halep deyince ne yalan söyleyeyim aslında bir şey söylemeye de dilim varmıyor, artık yüzüm tutmuyor. Başkalarının zulmüne kendi çelişkilerimin karıştığını fark edince "Allah'ım beni baştan yarat." diyesim geliyor.
Haddi aşmak istemiyorum, durumumu en iyi ifade edecek kelimeler olabilir, sonuçta bunlar bir şekilde beni açıklar; ama bu mübarek saatte bir saniye sonrasını görebilmekten aciz koca bir muhacir ordusunu düşününce evet artık hiçbir şeye mecalim yok, hiçbir şeyde gözüm yok, mazluma yüzüm yok.
Çünkü onlara bakabilmek için gerçekten sağlam bir bütünlük, esaslı bir duruş ve asla kızarmayacak bir yüz gerekiyor. Yüze astar çekmekle olaydı, ne kolay olurdu.
Bize de merhamet ve adalet duygularımızla avunmak kalıyor.
n.subaşı
Standart İnsanın yüzü neden tutmaz?
İnsanın yüzü neden tutmaz?
"Yüzüm tutmuyor!" dediğimizde aslında ne demiş oluyoruz?
Çocukluğumdan beri bana hep tarihe karşı yüz tutmaktan söz edildi. Bu hâllerimizle nasıl bakardık yüzlerine?
Sonra vefa, sonra borçluluk duyguları girdi gündemimize. Şu elimizden tutmuş, şu arkalamış, şu da bir tas su içirmişti ter kan içindeyken. Hepsinin yüzüne bakabilecek bir yüzümüz olmalıydı. Hayatımız bir yüz sahibi olmakla geçti. Hâlâ aynı noktadayız. Yanlış mı, hayır! Müthiş bir şey, müthiş bir kalıp "yüzü olmak". İstemeye, aramaya, vermeye, duymaya, gitmeye, gelmeye... Anlayacağınız her şeye...
Ama şimdi etrafımızda yaşananlara bakınca anlıyorum ki bizim böyle giderse ele güne çıkacak bir yüzümüz de kalmayacak.
İnsanın kendini ayrı tutamayacağı tanıklıkları yüzünü karartıyor. Ölenler, yitenler,sürülenler... Çığlıklar, âh-u zârlar, feryad ü figanlar...
Gerçekten nerde başlayıp nerede bittiğini bir türlü anlayamadığım bu yüzyıl ister miladi olsun ister hicri, bizde yüz bırakmadı.
Üzgünüm. Allah her durumda bizi zalimlerden uzak kılsın. Allah her durumda bizi mazlumlara kol kanat gerenlerden eylesin.
Şimdi Halep deyince ne yalan söyleyeyim aslında bir şey söylemeye de dilim varmıyor, artık yüzüm tutmuyor. Başkalarının zulmüne kendi çelişkilerimin karıştığını fark edince "Allah'ım beni baştan yarat." diyesim geliyor.
Haddi aşmak istemiyorum, durumumu en iyi ifade edecek kelimeler olabilir, sonuçta bunlar bir şekilde beni açıklar; ama bu mübarek saatte bir saniye sonrasını görebilmekten aciz koca bir muhacir ordusunu düşününce evet artık hiçbir şeye mecalim yok, hiçbir şeyde gözüm yok, mazluma yüzüm yok.
Çünkü onlara bakabilmek için gerçekten sağlam bir bütünlük, esaslı bir duruş ve asla kızarmayacak bir yüz gerekiyor. Yüze astar çekmekle olaydı, ne kolay olurdu.
Bize de merhamet ve adalet duygularımızla avunmak kalıyor.
n.subaşı