- Üyelik Tarihi
- 16 May 2012
- Mesajlar
- 5,191
- Aldığı Beğeniler
- 11,197
- Konum
- Olduğum Yerden
- Takım
- Galatasaray
İNSANLAR, (sadece) “İnandık!” demeleriyle bırakılacaklarını ve sınava çekilmeyeceklerini mi sanıyorlar?” (29: 2)
Nasıl yani?
Eve ekmek getirmek, güzel bir kızı ayarlamak, patrona yalakalık yapabilmek, nasıl daha çok para kazanırımın yollarını düşünmek, nasıl daha yüksek bir mevkie sahip olabilirim diye düşünmek ve daha sayamadıklarımız bizim için zorlu sınavlar değil mi zaten?
Üzerimizde yeterince yük varken bu da nereden çıktı şimdi?
Hem biz Allah’tan başka ilahlar edinmedik ki. Üstelik arada bir de olsa ibadetlerimizi yerine getiririz işte.
Bu sınav haksızlık olmuyor mu sizce diye düşünceler içerisindeyken haksızlığı yapan biz insanlar olmayalım sakın?
Dile kolay bir kelimeyle, “inandım” demeyle üzerimizden sorumluluklarımızın kalktığını düşünmüyor muyuz?
Hoş, sorumluluklarımızın farkında olmamamız da ayrı bir derttir ya’
Rabbim, Kur’an’ında sınavdan bahsediyor. Bize bu kadar nimet vermişken karşılığında O’na ne yaptığımızı anlatmamızdan bahsediyor. Bizden istediklerini yerine getirdiysek, bunun için uğraş verdiysek bizi ödüllendirmekten bahsediyor.
Geçici hevesler ve hedefler içerisinde aslolanın unutulup, dünyevi değerlere ulaşabilmek için çırpınıldığı bir çağda yaşamaktayız. Üstelik bunlarda yetmezmiş gibi, dini ruhlara hapsetmeyi, Kur’an’ı on dört asır öncesinin hikâyeleri olarak görmeyi, kulluğunu yaşamaya çalışanlara gerici damgasını yapıştırmayı ve tüm bunları yaptığımız içinde kendimizi ilerici, modern, çağdaş gibi kavramlarla ödüllendirmeyi hiç utanmadan adet haline getirebilmişiz.
Bizler bu dünyayı yaşarken ebedi olanın çok kısa bir zaman sonra karşımıza çıkacağını unutmaya başladık ve inandık demeyle her şeyin hallolabileceğini düşünmeye başladık.
Hiç namaz kılmadığımız, oruç tutmadığımız, Kur’an okumadığımız, iyiliği emredip kötülükten sakındırmadığımız, Allah’ın dinini hâkim kılmaya çalışmadığımız halde bir inandık demekle işlerin hallolabileceğini düşünmekle ne kadar akılsız olduğumuzun farkında değil miyiz?
“Evet, andolsun ki, Biz kendilerinden öncekileri de sınadık; o halde (bugün yaşayanlar da sınanacak ve) elbette Allah, doğru davrananları ortaya çıkaracak ve yalancıların da kimler olduğunu gösterecektir.” (29: 3)
İnsanlar var olalı beri bir tanesi bile sınanmadan kurtulamadı ve kıyamete kadar da böyle devam edecek.
Yaşadığımız her anın sınavın bir parçası olduğunu ve öldüğümüzde sınavımızın tamamlanacağını bilmek inandım diyenlere bir şeyler anlatabilmelidir.
Mademki Rabbimizin vaadi kesindir, biz bu sınava hazır mıyız hiç düşündünüz mü?
Geçici olanı kazanabilmek için verdiğimiz uğraşların yanında ebedi olanı kazanabilmek için ne kadar çaba sarf etmekteyiz?
Bugün iman edenleri yalancılar ve sapkınlar olarak niteleyen modern çağın sözde modernlerine Allah’ın kimin yanlış yolda olduğunu bildiğini hatırlatmak bir şey ifade eder mi bilinmez ama bilinen bir gerçek var ki;
“Yoksa onlar -(inandıklarını iddia ettikleri halde) kötülük işleyenler- Bizden kurtulabileceklerini mi sanırlar? Ne tuhaf bir düşünce bu!” (29: 4)
Ne tuhaf bir düşünce! Tuhaftır ki bugün inandıklarını iddia ettikleri halde hem inananları engellemekte hem de kendilerini tüm bunlardan uzak görmekte bir sakınca görmeyenler tuhaf olanın bizim düşüncelerimiz olduğunu düşünmektedirler.
İman etmeyen kalpler için inandım demek çok kolaydır. Oysaki müslüman için inandım demek zorlu bir sınavın başlangıcıdır. İnandım dediğimiz anda bunun getirdiklerini yerine getirmeye çalışmak ve O’nun istediği gibi bir hayatı yaşamak üzerimize farzdır.
“Kim (Kıyamet Günü) Allah’a kavuşmayı (ümit ve korku ile) beklerse (o Gün’e hazırlıklı olsun): çünkü Allah’ın (her insan ömrü için) takdir ettiği vade mutlaka gelip çatacaktır -ve O her şeyi bilen, her şeyi işitendir!” (29: 5)
Kıyametin o ölene kadar gelmeyeceğine ve o günü görmeyeceğine kendilerini inandıranların anlamadıkları bir şey vardır. O da kişinin kıyametinin kendi ölümü olduğudur.
Bugün ölümü isteyen, artık yapması gereken her şeyi tamamladığına inanan birini gördünüz mü hiç?
Daha fazla kazanmak, daha fazla keyif için hep daha fazla yaşam isteyenlerin ölüm hiç akıllarına gelmemektedir. Ve bu yüzden Allah’a kavuşmayı düşünmenin, ümit etmenin daha erken olduğu düşünülür.
Oysaki geç kalınmış bir Kur’an’i hayat ve hızla gelen bir azap inandım deyip de bunun gerekliliklerini yerine getirmeyenlerin peşindedir.
“O halde, kim (Allah yolunda) üstün gayret gösterirse bunu yalnız kendi iyiliği için yapmış olur: çünkü Allah, her türlü ihtiyaçtan uzaktır!” (29: 6)
Kurtulması, azaba yakalanmaması gereken biz insanlarsak eğer, Allah yolunda üstün gayret göstermekten başka şansımız olmadığını aklımızdan hiç çıkarmamamız gerekir.
İnandık demenin hakkını verebilen müslümanlar olabilmek için Allah yolunda çalışmaktan başka şansımız olamaz.
Rabbim bizi inandık demenin hakkını verebilen kullarından eyler inşallah.(MUSTAFA TOLGA)