Bu konuda yüce Allah bütün insanlara şöyle uyarmıştır:
“Erkek müminlere ve kadın müminlere işlemedikieri bir günah yüzünden eziyet edenler de gerçek bir yalan ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.” 135
“Birbirinizin gizli hallerini araştırmayın ve birinin diğerini arkasından çekiştirmesin.” 136
“İnsanların gıybetini yapan ve ayıplayana yazıklar olsun. ” 137
“Müminler arasında hayâsızlığın yayılmasını arzu edenlere, işte onlara dünya ve âhirette can yakıcı bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.”138
Bu konuda Allah Resûlü (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Her müslümanın diğer müslümana namusu, malı ve kanı haramdır.”Sonra kalbe işaret ederek,
“Takvâ buradadır. Bir müslümanın diğer müslümanı hakir görmesi ona şer olarak yeter”139 buyurdu.
“Müslüman müslümanın kardeşidir. Bu sebeple ona haksızlık etmez, yardımsız bırakmaz ve onu hor görmez. Kisinin müslüman kardeşini hor görmesi ona günah olarak yeter.” 140
“Müslümana sövmek fâsıklık (büyük günah) ve onu (kasten ve helâl görerek) öldürmek küfürdür.” 141
“Komşusu kendisinin kötülüklerinden emin olmayan kimse cennete giremez.” 142
“Allah’a yemin olsun ki iman etmiş sayılmaz.”Resûlullah bu sözü peş peşe üç kere tekrarlayınca sahâbeler,
“Kim iman etmiş sayılmaz, yâ Resûlallah?” dediler. Resûl-i Ekrem (s.a.v),
“Komşusu kendisinin kötülüklerinden emin olmayan kimse”143 buyurdu.
Bu hadisin bir başka lafzı ise şöyledir:
“Allah’a ve âhiret gününe inanan, komşusuna iyi davransın.” 144
Ebû Hüreyre (r.a.) naklediyor: Hz. Peygamber’e (s.a.v),
“Yâ Resûlallah! Falan kadın geceleri namaz kılıyor, gündüzleri ise oruç tutuyor, fakat diliyle komşularına eziyet veriyor” dediler. Resûlullah (s.a.v), “Onda hayır yoktur ve o ateştedir” 145 buyurdu.
“Kim bir müslümana `ey kâfir veya ey Allah’ın düşmanı’ dediğinde o kişi öyle değilse söylediği kendisine döner.” 146
Mi’rac gecesi tırnakları bakırdan olan bir topluluğa uğradım. Onlar yüzlerini ve göğüslerini tırmalıyorlardı. Cebrâille (a.s) onların kim olduğunu sordum. O da bana, `Bunlar (gıybet etmek suretiyle) insanların etini yiyen ve halkın şerefine dil uzatantardır’dedi.” 147
“Muhakkak kişinin anne ve babasına sövmesi büyük günahlardandır.”Ashap, “Yâ Resûlallah! Kişi hiç anne babasına söver mi?” diye hayretlerini ifade edince, Resûlullah (s.a.v) şöyle açıkladı:
“Evet, biri diğerinin babasına söver, o da onun babasına söver. Yine bir kimse diğerinin anasına söver o da onun anasına söver (Böylece kendi baba ve annesine sövülmesine sebep olmuş olur).”148
Yine Allah Resûlü (s.a.v) ümmetini şöyle uyarmıştır:
“Ölülerinize sövmeyin. Onlar zaten yaptıklarının karşılığını alıyorlar. ” 149
Hz. Mevlânâ gönül incitenleri şöyle ikaz eder:
“Şunu iyi bil ki sen, Allah’ın nazargâhı olan bir gönül incitip kırsan, sonra Kâbe’ye yaya olarak da gitsen, kazandığın sevap gönül kırmanın günahını dengeleyemez.
Senin bir saman çöpü kadar değer vermediğin kırık gönül, arştan da üstündür, kürsîden de, levhten de, kalemden de! Hor bile olsa gönlü hakir tutma! O, horluğuyla yine de üstünler üstündedir. Kirik ve mahzun gönül, Allah’ın nazar ettiği yerdir. Onu yapan can ne mübarektir. Kırılmış, iki yüz parça olmuş gönlü tamir etmek, Allah katında birçok hayır hasenattan daha yeğdir… Sus! Her kıldan iki yüz dil olsa da söylesen, gönül, yine de anlatılmaz.”
Nizâmeddin Evliyâ (k.s) demiştir ki:
“Kalp kırmak, Allah Teâlâ’nın kuluna en büyük lutfu olan şeyi incitmektir. Sâlih bir insan, kendisine nasıl davranılırsa davranılsın, asla kimseye kötü söylememeli ve lânet etmemelidir. İnsanların kabahatlerini açıklamamalıdır.”
Ebû Bekir el-Kettânî (k.s) demiş ki:
“Bir müminin kalbini hoş tutmak, bana nâfile hac yapmaktan iyi gelir.”
135 Ahzâb 33/58.
136 Hucurât 49/12.
137 Hümeze 104/1.
138 Nür 24/19.
139 Müslim, Birr, 10.
140 Müslim, Birr, 10; Tirmizî, Birr, 18 (nr. 1927); Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 2/311,360.
141 Buhârî, imàn, 36, Edeb, 44, Fiten, 8; Müslim, imân, 28; ibn Mâce, Mukaddime, 9 (nr. 69), Fiten, 4.
142 Buhârî, Edebül-Müfred, nr. 121; Müslim, imân, 18.
143 Buhârî, Edeb, 29.
144 Buhârî, Edeb, 31; Müslim, imàn, 19.
145 Buhârî, Edebü’l-Müfred, nr. 119; Münzirî, et-Tergîb vet-Terhîb, 3/456; Tebrîzî, Mişkâtül-Mesâbih, nr. 4992.
146 Buhârî, Edeb, 44; Müslim, imân, 26.
147 Ebû Davud, Edeb, 35 (nr. 4878); Tebrîzî, Mişkâtiğl-Mesâbih, nr. 5045.
148 Buhârî, Edeb, 4; Tebrîzî, Mişkàtü7-Mesâbih, nr. 4916.
149 Buhârî, Cenâiz, 97, Rikâk, 42.
Edep Ya Hu 2 – Siraceddin Önlüer
“Erkek müminlere ve kadın müminlere işlemedikieri bir günah yüzünden eziyet edenler de gerçek bir yalan ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.” 135
“Birbirinizin gizli hallerini araştırmayın ve birinin diğerini arkasından çekiştirmesin.” 136
“İnsanların gıybetini yapan ve ayıplayana yazıklar olsun. ” 137
“Müminler arasında hayâsızlığın yayılmasını arzu edenlere, işte onlara dünya ve âhirette can yakıcı bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.”138
Bu konuda Allah Resûlü (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Her müslümanın diğer müslümana namusu, malı ve kanı haramdır.”Sonra kalbe işaret ederek,
“Takvâ buradadır. Bir müslümanın diğer müslümanı hakir görmesi ona şer olarak yeter”139 buyurdu.
“Müslüman müslümanın kardeşidir. Bu sebeple ona haksızlık etmez, yardımsız bırakmaz ve onu hor görmez. Kisinin müslüman kardeşini hor görmesi ona günah olarak yeter.” 140
“Müslümana sövmek fâsıklık (büyük günah) ve onu (kasten ve helâl görerek) öldürmek küfürdür.” 141
“Komşusu kendisinin kötülüklerinden emin olmayan kimse cennete giremez.” 142
“Allah’a yemin olsun ki iman etmiş sayılmaz.”Resûlullah bu sözü peş peşe üç kere tekrarlayınca sahâbeler,
“Kim iman etmiş sayılmaz, yâ Resûlallah?” dediler. Resûl-i Ekrem (s.a.v),
“Komşusu kendisinin kötülüklerinden emin olmayan kimse”143 buyurdu.
Bu hadisin bir başka lafzı ise şöyledir:
“Allah’a ve âhiret gününe inanan, komşusuna iyi davransın.” 144
Ebû Hüreyre (r.a.) naklediyor: Hz. Peygamber’e (s.a.v),
“Yâ Resûlallah! Falan kadın geceleri namaz kılıyor, gündüzleri ise oruç tutuyor, fakat diliyle komşularına eziyet veriyor” dediler. Resûlullah (s.a.v), “Onda hayır yoktur ve o ateştedir” 145 buyurdu.
“Kim bir müslümana `ey kâfir veya ey Allah’ın düşmanı’ dediğinde o kişi öyle değilse söylediği kendisine döner.” 146
Mi’rac gecesi tırnakları bakırdan olan bir topluluğa uğradım. Onlar yüzlerini ve göğüslerini tırmalıyorlardı. Cebrâille (a.s) onların kim olduğunu sordum. O da bana, `Bunlar (gıybet etmek suretiyle) insanların etini yiyen ve halkın şerefine dil uzatantardır’dedi.” 147
“Muhakkak kişinin anne ve babasına sövmesi büyük günahlardandır.”Ashap, “Yâ Resûlallah! Kişi hiç anne babasına söver mi?” diye hayretlerini ifade edince, Resûlullah (s.a.v) şöyle açıkladı:
“Evet, biri diğerinin babasına söver, o da onun babasına söver. Yine bir kimse diğerinin anasına söver o da onun anasına söver (Böylece kendi baba ve annesine sövülmesine sebep olmuş olur).”148
Yine Allah Resûlü (s.a.v) ümmetini şöyle uyarmıştır:
“Ölülerinize sövmeyin. Onlar zaten yaptıklarının karşılığını alıyorlar. ” 149
Hz. Mevlânâ gönül incitenleri şöyle ikaz eder:
“Şunu iyi bil ki sen, Allah’ın nazargâhı olan bir gönül incitip kırsan, sonra Kâbe’ye yaya olarak da gitsen, kazandığın sevap gönül kırmanın günahını dengeleyemez.
Senin bir saman çöpü kadar değer vermediğin kırık gönül, arştan da üstündür, kürsîden de, levhten de, kalemden de! Hor bile olsa gönlü hakir tutma! O, horluğuyla yine de üstünler üstündedir. Kirik ve mahzun gönül, Allah’ın nazar ettiği yerdir. Onu yapan can ne mübarektir. Kırılmış, iki yüz parça olmuş gönlü tamir etmek, Allah katında birçok hayır hasenattan daha yeğdir… Sus! Her kıldan iki yüz dil olsa da söylesen, gönül, yine de anlatılmaz.”
Nizâmeddin Evliyâ (k.s) demiştir ki:
“Kalp kırmak, Allah Teâlâ’nın kuluna en büyük lutfu olan şeyi incitmektir. Sâlih bir insan, kendisine nasıl davranılırsa davranılsın, asla kimseye kötü söylememeli ve lânet etmemelidir. İnsanların kabahatlerini açıklamamalıdır.”
Ebû Bekir el-Kettânî (k.s) demiş ki:
“Bir müminin kalbini hoş tutmak, bana nâfile hac yapmaktan iyi gelir.”
135 Ahzâb 33/58.
136 Hucurât 49/12.
137 Hümeze 104/1.
138 Nür 24/19.
139 Müslim, Birr, 10.
140 Müslim, Birr, 10; Tirmizî, Birr, 18 (nr. 1927); Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 2/311,360.
141 Buhârî, imàn, 36, Edeb, 44, Fiten, 8; Müslim, imân, 28; ibn Mâce, Mukaddime, 9 (nr. 69), Fiten, 4.
142 Buhârî, Edebül-Müfred, nr. 121; Müslim, imân, 18.
143 Buhârî, Edeb, 29.
144 Buhârî, Edeb, 31; Müslim, imàn, 19.
145 Buhârî, Edebü’l-Müfred, nr. 119; Münzirî, et-Tergîb vet-Terhîb, 3/456; Tebrîzî, Mişkâtül-Mesâbih, nr. 4992.
146 Buhârî, Edeb, 44; Müslim, imân, 26.
147 Ebû Davud, Edeb, 35 (nr. 4878); Tebrîzî, Mişkâtiğl-Mesâbih, nr. 5045.
148 Buhârî, Edeb, 4; Tebrîzî, Mişkàtü7-Mesâbih, nr. 4916.
149 Buhârî, Cenâiz, 97, Rikâk, 42.
Edep Ya Hu 2 – Siraceddin Önlüer