Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

kalypso-tb

acil tıp teknisyeni
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2009
Mesajlar
596
Aldığı Beğeniler
1
Konum
FEZA
Takım
Beşiktaş
Bir yakın arkadaş grubumuz var. Türkiye’deki her arkadaş grubunda olduğu gibi herkes ülkenin başka bir yöresinden.

İçimizde İstanbullu da var, Karadeniz kıyılarının çocukları da, Kürt asıllılar da, Rumelililer de.

Hepimiz aynı duyarlılığın, aynı ortak kültürün insanlarıyız.

Bir arkadaşımız da Yahudi.

Bu ülkenin âdetlerini, yemeğini, müziğini ve yaşam biçimini en çok bilen, savunan ve gündelik yaşamına uygulayan arkadaşımız o.

Rakı, adabıyla nasıl içilir, sofra nasıl hazırlanır, hangi yemek hangi malzemeden, hangi yöntemle yapılır; hep o bilir.

Zaman zaman bu sevgili arkadaşımıza takılır ve “Sen hepimizden daha çok Osmanlısın!” deriz.

Ama bu şakada bir gerçek payı vardır.

Çünkü bu arkadaşımız 500 yıllık bir geleneğin gücünü bulmaktadır arkasında.

Birçok yabancı dil bilmesine rağmen Batı hayranlığına hiç kapılmayan, Türkiye’deki yaşam biçimini bütün dünyaya tercih eden birisidir.

Hayatı boyunca yaptıklarıyla Türkiye’nin ekonomisine katkıda bulunmuş, birçok kişiye iş vermiştir.

Yardımseverdir.

En kritik zamanlarda bile ülkesini savunmuştur.

Biz Türkiye’yi eleştiririz, o eleştirmez.

Bu ülkenin taşını toprağını, insanını, kültürünü sever ve hepimizden çok yaşatır.



***

Şimdi bakıyorum, bazıları çıkıp, arkadaşımın da içinde olduğu Türk Yahudilerini dışlamaya çalışıyor.

Türkiye Cumhuriyeti’nin bu değerli yurttaşlarını, yabancı bir unsurmuş gibi takdim ediyor.

Bunu ancak tarih bilincinden yoksun olan, bu ülkenin geçmişini ve kültürünü hiç mi hiç bilmeyen ırkçılar yapar.

Aynı durum Ermeni yurttaşlarımız için de söz konusu.

Genç kuşaklar Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarını yani Yahudileri, Rumları, Ermenileri “yabancı” sanıyor.

Böyle düşünen gençlere rica ediyorum; internette herhangi bir Osmanlı nüfus sayımına baksınlar. Orada Müslüman, Yahudi, Rum, Ermeni Osmanlıların sayıldığını, “Yabancılar” başlığı altında ise ülkedeki yabancıların ayrıca gösterildiğini görecekler. Ayrı dinden olan yurttaşlarımız yabancı değil ki.

1915 yılında Galatasaray Lisesi’nin neden hiç mezun vermediğini araştırırlarsa karşılarına çıkacak olan gerçek şudur: O yıl bu lisedeki Müslim ve gayrimüslim öğrencilerin hepsi Çanakkale cephesine gitmiştir ve çoğu orada can vermiştir.

Bu arkadaşların Londra’daki Türkiye Büyükelçiliği makamını görmelerini çok isterdim. Duvarda daha önceki büyükelçilerin resimleri asılıdır. Ve yakın zamana kadar bunların hepsi gayrimüslim Osmanlı elçileridir.

Atatürk’ün Türkçe konusunda en güvendiği ve en yakın çalıştığı kişi; Dilaçar soyadını verdiği Ermeni asıllı Agop Martanyan’dır.

Üniversiteli gençlerimiz, okudukları fakültelerin temelini Almanya’dan gelen Yahudi bilim adamlarının attığını da unutmasınlar.


***

Sevgili gençler,

Irkçılık bu ülkeye felaket getirir. Lütfen okuyun, bakın, araştırın, anlayın.

Madem Osmanlı’yla övünüyorsunuz, o toplumun nasıl çok-kültürlü bir yapıya sahip olduğunu öğrenin.

Yahudi, Rum, Ermeni mebuslarımızı, devlet adamlarımızı hatta paşalarımızı hatırlayın.

Abdülhamit’in baş doktorunun, Thilda Kemal’in dedesi Yahudi Jak Paşa olduğunu, onun cenaze törenine padişahın bizzat katıldığını bilin.

“Bohor Akyüz burada medfûndur. Ruhuna fatiha!”, “Zimbul oğlu Samuel Karda burada medfûndur. Ruhuna fatiha!” yazılı mezar taşlarının neyi anlattığını biraz düşünün.

İsrail hükümetlerinin uygulamalarıyla, Türk Yahudilerinin birbirinden apayrı şeyler olduğu bilincine varın.

Eğer bu ülkeyi seviyorsanız, ırkçılık tuzağına düşmeyin.
 

2dklazimiste

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Eyl 2009
Mesajlar
101
Aldığı Beğeniler
0
Takım
Galatasaray
Paylaşım için teşekkür ederim. katılıyorum
 

kalypso-tb

acil tıp teknisyeni
 
Üyelik Tarihi
26 Mar 2009
Mesajlar
596
Aldığı Beğeniler
1
Konum
FEZA
Takım
Beşiktaş
Vahşeti din kisvesi altında saklamak

Ölümlü olduğunu bilen tek yaratık yani insan için inanç o kadar önemli ki her türlü kirli emel, para ve iktidar hırsı bu örtünün altına gizlenebiliyor.

Tarih boyunca sözüm ona din uğruna ne cinayetler işlenmiş, bugün de işlenmekte. Pogromlarda insanları yakanlar da din adına hareket ettiklerini öne sürüyorlardı, İspanya mahzenlerinde masumları parçalayan Engizisyon hâkimleri de.

Güzel ahlak aşılayan ve “öldürmeyeceksin! çalmayacaksın” diyen dinler bahane edilerek ne katliamlar yapıldı.


***


Bu işin 2000’li yıllar Türkiye’sine yansıması ise hayvan katliamı biçiminde oluyor. Sözüm ona dinin emrini yerine getirmek için kurban kesiyorlar ama bunu öyle bir vahşetle, öyle eziyetle, öylesine sadist biçimde yapıyorlar ki eğer amaçları sevap kazanmaksa bilsinler ki boğazlarına kadar günaha batıyorlar.

Doğan, doğurulan, anası babası ve yavruları olan, acı çeken, duygulanan, korkan ama dili olmadığı için bunları söyleyemeyen zavallı masum hayvanları işkenceyle öldürmek yeni Türkiye’nin içine sürüklendiği çılgın bir moda.

Eskiden böyle şeyler olmazdı. Develer, boğalar, mandalar katledilmezdi ortalık yerde.

Birer koyun alınırdı, usta bir el tarafından korkutmadan, dualarla kesilirdi.

Şimdi bu iş bir kan banyosu halini aldı. “Alo kurbanım kaçtı!” hattı kurulmuş olması bile çılgınlığı anlatmaya yetmiyor mu?

Zavallı hayvanları sakatlıyorlar, baltalarla saldırıyorlar, kaçamasın diye önce bacaklarını kırıp sonra başını binbir eziyetle kesiyorlar.

Boğaziçi koylarını kan rengine büründürüyorlar.

Kan kokulu ortamlarda hayvanları birbirlerinin gözü önünde katlediyorlar.

Otomobilleriyle, kaçan hayvancağızın peşine düşüp kurşun yağdırıyorlar.

Kesilmiş kelleyi, üç yaşındaki çocuğa uzatıp hatıra fotoğrafı çekiyorlar.


***


Sizce bunları yapanlar insan mı?

Bence değil.

Sevaba giriyorlar mı?

Hayır, girmiyorlar. Tam tersine günah işliyorlar. Hangi din, hayvanları işkenceyle öldürün diye emir verir?

Peygamber böyle mi yapıyordu?


***


Bu toplumun bir kesiminin değiştiğini, çığrından çıktığını, ilkelleştiğini, vahşete yuvarlandığını anlatmak için kurban bayramından daha çarpıcı bir örnek bulunamaz.

Hiçbir İslam ülkesi Türkiye kadar çılgın bir kan banyosu yapmıyor bayramda.

Eski Türkiye’de de bu yoktu.

Bu insanlar nereden çıktı?

Ellerinde satırlarla, baltalarla nereden geldiler?

Savaşta yaralanmış atları tedavi etmek için vakıfların kurulduğu, sokak köpeklerini doyurmak için her kapının önüne yiyecek konulan bir medeniyetten bu vahşete nasıl geldik?

Bu adamlar seçmen olarak hangi partiye oy verir?

Dinleyici olarak hangi müziği dinler?

Televizyonda hangi programı seyreder? Kimdir bunlar?


***


İşin en korkuncu da bir halk fetişizmiyle bu yaratıkların göklere çıkarılması.

En iyisini onlar bilirmiş.

Ormanı keserek iğrenç kaçak yapılar dikmek, yaşadığı yeri kokutmak, kadınları dövmek ve hayvanları eziyetle katletmek bilmekse, evet biliyorlar.

Hem de işlerini çok iyi biliyorlar.
 
Üst Alt