(Ey insanlar, sizi, bir erkekle bir kadından yarattık.
Birbirinizle tanışmanız için milletlere ve kabilelere ayırdık.
Allah indinde en üstününüz, takvada en ileri olanınızdır.) [Hucurat- 13]
(Irkçılık yapan, ırkçılık için savaşan ve ırkçılık uğrunda ölen, bizden değildir.)
[Ebu Davud]
(Rabbiniz bir olduğu gibi, babalarınız, dininiz ve Peygamberiniz de birdir.
Arabın Aceme, [Arap olmayana] Acemin Araba üstünlüğü olmadığı gibi,
kırmızının karaya, karanın kırmızıya üstünlüğü yoktur.
Hiçbir milletin diğerine üstünlüğü yoktur.
Üstünlük ancak takva iledir.)
İslam, zülüm ve sömürüye yol açan tüm inanç ve düşünceler gibi
ırkçılığı da yasaklamıştır. Kur’an ırkların aynı kökten geldiklerini ifade ederek üstünlük iddialarının temelsizliğini ilahi yasalarla ortaya koymuştur.
İslam nizamı bu münasebetle ırkçılığın her türünü şiddetle reddeder.
Tarih boyunca üstün sayılan ırkların diğer ırklar üzerinde egemenlik kurma
ve sömürme girişimlerinde meşrulaştırıcı bir gerekçe olarak kullanılan ırkçılık, toplumlar arasındaki birlik ve dayanışmayı yok etmesi;
zülüm ve sömürüye neden olması yüzünden
İslam tarafından kesin bir dille yasaklanmıştır.
İslam peygamberi ‘‘asabiyete çağıran bizden değildir.’’
Bir başka hadisinde ‘‘ asabiyet davası üzerine ölenler bizden değildir.’’
buyurarak tarih boyunca kendi dışındaki ırkların köleleştirilmesine neden olan ırkçılığa karşı tavrını net bir şekilde ortaya koymuştur...
Adeta çağımızın vebasına dönen ırkçılık,
başkasının inkarı üzerine kurulu bir zihniyet olduğundan
Allah’a bir isyan ve başkaldırıdan başka bir şey değildir.
Genlerine ırkçılık virüsü bulaşanlar kendi ırkına mensup bir bireyi aleme eş tutarken, inkar ettikleri diğer ırkların etkiye karşı gösterdikleri tepki ise -ırkçılıklarının dini bir yönü olmamasına rağmen- sömürülen ırkın kurtuluşunu düşman bildiklerinin dininde aramaları kadar abes bir şey yoktur.
Irkçılık virüsünden kurtulmanın en önemli yolu dinin insana biçtiği fıtri değeri bilip özümsemekten geçer. Her kim Allah tarafından kendilerine bahşedilmiş bir fıtri hakkı ( ırk, dil, vs.) gasp etmeye, yasaklamaya kalkışırsa, onlar ırkçılığın lağımlı bataklıklarına düşmüşler demektir.
Birbirinizle tanışmanız için milletlere ve kabilelere ayırdık.
Allah indinde en üstününüz, takvada en ileri olanınızdır.) [Hucurat- 13]
(Irkçılık yapan, ırkçılık için savaşan ve ırkçılık uğrunda ölen, bizden değildir.)
[Ebu Davud]
(Rabbiniz bir olduğu gibi, babalarınız, dininiz ve Peygamberiniz de birdir.
Arabın Aceme, [Arap olmayana] Acemin Araba üstünlüğü olmadığı gibi,
kırmızının karaya, karanın kırmızıya üstünlüğü yoktur.
Hiçbir milletin diğerine üstünlüğü yoktur.
Üstünlük ancak takva iledir.)
İslam, zülüm ve sömürüye yol açan tüm inanç ve düşünceler gibi
ırkçılığı da yasaklamıştır. Kur’an ırkların aynı kökten geldiklerini ifade ederek üstünlük iddialarının temelsizliğini ilahi yasalarla ortaya koymuştur.
İslam nizamı bu münasebetle ırkçılığın her türünü şiddetle reddeder.
Tarih boyunca üstün sayılan ırkların diğer ırklar üzerinde egemenlik kurma
ve sömürme girişimlerinde meşrulaştırıcı bir gerekçe olarak kullanılan ırkçılık, toplumlar arasındaki birlik ve dayanışmayı yok etmesi;
zülüm ve sömürüye neden olması yüzünden
İslam tarafından kesin bir dille yasaklanmıştır.
İslam peygamberi ‘‘asabiyete çağıran bizden değildir.’’
Bir başka hadisinde ‘‘ asabiyet davası üzerine ölenler bizden değildir.’’
buyurarak tarih boyunca kendi dışındaki ırkların köleleştirilmesine neden olan ırkçılığa karşı tavrını net bir şekilde ortaya koymuştur...
Adeta çağımızın vebasına dönen ırkçılık,
başkasının inkarı üzerine kurulu bir zihniyet olduğundan
Allah’a bir isyan ve başkaldırıdan başka bir şey değildir.
Genlerine ırkçılık virüsü bulaşanlar kendi ırkına mensup bir bireyi aleme eş tutarken, inkar ettikleri diğer ırkların etkiye karşı gösterdikleri tepki ise -ırkçılıklarının dini bir yönü olmamasına rağmen- sömürülen ırkın kurtuluşunu düşman bildiklerinin dininde aramaları kadar abes bir şey yoktur.
Irkçılık virüsünden kurtulmanın en önemli yolu dinin insana biçtiği fıtri değeri bilip özümsemekten geçer. Her kim Allah tarafından kendilerine bahşedilmiş bir fıtri hakkı ( ırk, dil, vs.) gasp etmeye, yasaklamaya kalkışırsa, onlar ırkçılığın lağımlı bataklıklarına düşmüşler demektir.