- Üyelik Tarihi
- 22 Şub 2021
- Mesajlar
- 1,553
- Aldığı Beğeniler
- 3,761
BİSMİLLÂHİRRAHMANİRRAHİM
Ruh’ul Beyân tefsirinde nakl olunur ki:
«Fir’avn. henüz ulûhiyyet dâ’vasında bulunmazdan önce, sarayının kapısına «Bismi kellahümme» yazdırmıştı. Musâ (a.s.) ya îmân etmediği için Musâ (a.s.) Cenab-ı Hakk (c.c.)’a «Yarabbi ben onu dâ’vet ediyorum ama onda bir hayır görmüyorum» diye ilticâ ettiğinde Cenâb-ı Hakk (c.c.):
— Her halde sen onun helâk edilmesini istiyorsun. Ve sen sadece onun küfrünü görü¬yorsun, ben ise onun kapısına yazdığı yazıyı da görüyorum, buyurdu.»
Kim Besmele-yi Şerîfe’yi suveydâ-i kalbi¬ne bir ömür boyu dilinden düşürmemek üzere nakşederse rahmete lâyık olur. Cenâb-ı Hakk (c.c.) Fir’avn’e Fir’avn olduğu halde sarayının kapısına bir besmele yazdığı için bu kadar mühlet veriyor. Onu kalbine yazan bir mü’minin ne kadar âtıfet-i İlâhiye’ye mazhar olacağı bedîhîdir.
«Meşrû olan bir şeye Besmele ile başlanılmazsa (o işin) hayır ve bereketi kesilmiş olur.» (Hadis-i Şerif)
ESMÂ’ÜL-HÜSNÂ’DAN
El-Vahid: (Tek. Zatında, sıfatlarında, iş¬lerinde, isimlerinde, hükümlerinde asla şeri¬ki (ortağı) veya naziri (benzeri, dengi) bulun¬mayan.)
ELHAMDÜLİLLAH
«Elhamdülillah demek şükürlerin başıdır. Hamd ve senâ etmeyen kimse Hakk’a şükür etmemiş olur. (Hadis-i Şerif)
Cennete ilk girecek zümre «Hammadûn» zümresidir; yani Cenab-ı Hakk’a çok hamdedip, çok şükredenler.
Cenâb-ı Hakk (c.c.):
«İnsanoğlu başıboş bırakıldığını mı zannediyor.» (Kıyâme Sûresi, Âyet: 36) buyuruyor. Bu dünyaya koyun gibi yiyip içip uyumağa gelmedik. Kulluk mükellefiyetimiz var. Yoksa kırık çömleğe döneriz. Ne tekrar toprak ne de yeniden çömlek oluruz.
Yine Kur’ân-ı Kerîm’de:
«Siz zanneder misiniz ki abes yaratıldınız…» (Mü’minûn Sûresi, Âyet: 115) buyuruluyor. İşe yaramayan yaşlı sığırları «ho» derler salıverirler. Bizim de bu durumda olmamaklığımız lâzımdır. Boynumuzda kulluk boyunduruğu var.
ESMÂ’ÜL-HÜSNÂ’DAN
El-Vâcid: (İstediğini, istediği vakit bulan.)
El-Macid: (Kadr-ü şanı büyük, kerem ve semahati bol.)
Ruh’ul Beyân tefsirinde nakl olunur ki:
«Fir’avn. henüz ulûhiyyet dâ’vasında bulunmazdan önce, sarayının kapısına «Bismi kellahümme» yazdırmıştı. Musâ (a.s.) ya îmân etmediği için Musâ (a.s.) Cenab-ı Hakk (c.c.)’a «Yarabbi ben onu dâ’vet ediyorum ama onda bir hayır görmüyorum» diye ilticâ ettiğinde Cenâb-ı Hakk (c.c.):
— Her halde sen onun helâk edilmesini istiyorsun. Ve sen sadece onun küfrünü görü¬yorsun, ben ise onun kapısına yazdığı yazıyı da görüyorum, buyurdu.»
Kim Besmele-yi Şerîfe’yi suveydâ-i kalbi¬ne bir ömür boyu dilinden düşürmemek üzere nakşederse rahmete lâyık olur. Cenâb-ı Hakk (c.c.) Fir’avn’e Fir’avn olduğu halde sarayının kapısına bir besmele yazdığı için bu kadar mühlet veriyor. Onu kalbine yazan bir mü’minin ne kadar âtıfet-i İlâhiye’ye mazhar olacağı bedîhîdir.
«Meşrû olan bir şeye Besmele ile başlanılmazsa (o işin) hayır ve bereketi kesilmiş olur.» (Hadis-i Şerif)
ESMÂ’ÜL-HÜSNÂ’DAN
El-Vahid: (Tek. Zatında, sıfatlarında, iş¬lerinde, isimlerinde, hükümlerinde asla şeri¬ki (ortağı) veya naziri (benzeri, dengi) bulun¬mayan.)
ELHAMDÜLİLLAH
«Elhamdülillah demek şükürlerin başıdır. Hamd ve senâ etmeyen kimse Hakk’a şükür etmemiş olur. (Hadis-i Şerif)
Cennete ilk girecek zümre «Hammadûn» zümresidir; yani Cenab-ı Hakk’a çok hamdedip, çok şükredenler.
Cenâb-ı Hakk (c.c.):
«İnsanoğlu başıboş bırakıldığını mı zannediyor.» (Kıyâme Sûresi, Âyet: 36) buyuruyor. Bu dünyaya koyun gibi yiyip içip uyumağa gelmedik. Kulluk mükellefiyetimiz var. Yoksa kırık çömleğe döneriz. Ne tekrar toprak ne de yeniden çömlek oluruz.
Yine Kur’ân-ı Kerîm’de:
«Siz zanneder misiniz ki abes yaratıldınız…» (Mü’minûn Sûresi, Âyet: 115) buyuruluyor. İşe yaramayan yaşlı sığırları «ho» derler salıverirler. Bizim de bu durumda olmamaklığımız lâzımdır. Boynumuzda kulluk boyunduruğu var.
ESMÂ’ÜL-HÜSNÂ’DAN
El-Vâcid: (İstediğini, istediği vakit bulan.)
El-Macid: (Kadr-ü şanı büyük, kerem ve semahati bol.)