İSLÂM DÜNYASINDA HAL BOŞLUĞU
Lâfla hiçbir mesele halledilmez. Eğer halledilseydi, münafıkların baş döndürücü lâflarıyla şimdiye kadar çözülmemiş bir problem kalmazdı.
İslâm dünyasında hal boşluğu var. İnananlar inanmış insan tavrını aksettirmiyor. Zelzeleye maruz kalmış zemin gibi, çok büyük çöküntüler var bu sahada. Ben müslümanım, ama keyfimce yaşarım anlayışıyla müslüman olunamaz.
Müslümanlık böyle lâubalîce bir hayat tarzını kaldırmaz. Din, insanı şekillendirsin, bir kalıba soksun, onun hayatına çeki düzen versin diye gelmiştir. Yoksa insan, dini keyfince şekillendirsin diye değil
DİNİ HAYAT VE CİDDİYET
Çocuklar hayatımızın fotoğrafı gibidir. Öyleyse onlara ona göre poz vermek lâzım. Nasıl olmalarını istiyorsak, onlara öyle gözükmeliyiz.
Meselâ namaz, müslüman için vazgeçilmez, yeri başka hiçbir şeyle doldurulamaz bir ibadettir. Onun için çocukları namaza alıştırma, şuuraltı beslenme döneminde başlamalıdır.
Dört yaşından itibaren çocuklar namaz kılıyormuş gibi yatıp kalkmalı, namaz onların tabiatlarının bir yanı haline getirilmeye başlanmalıdır. İlerleyen yaşlarda o namazsız olacağıma öleyim daha iyi diyecek hale gelmeli veya böyle düşününceye kadar telkine devam edilmelidir.
Yahudilere bakın, yaz kış demeden, çok küçük yaşlarda çocuklarını alıp her cumartesi âdeta merasime götürür gibi sinagoga götürüyorlar. Biz ise bunu ancak bayramdan bayrama yapıyoruz.
Onlar dini giyim kuşam tarzlarından da hiç taviz vermiyorlar. Uçak yolculukları dâhil, caiz damgası olmayan yiyecekleri yemiyorlar. Kendi değerlerindeki ciddiyet ve samimiyetlerinden dolayı da ALLAH bu dünyada onları ödüllendiriyor.
Bizde ise maalesef bu ölçüde bir ciddiyet yok. Oldukça zayıfız bu konuda. Bir ürkeklik, bir çekingenlik var. Hâlbuki dinimizi değişik surlarla tahkimat altına alıp korumamız gerekir. Farzlar, vacipler, sünnetler, müstehablar, menduplar bu hususta iç ve dış sur hükmündedir. Mecbur olmadıktan sonra katiyen taviz verilmemeli, dini değerleri koruma ve yaşama konusunda çok ciddî ve kararlı olunmalıdır.
Burada Abdullah b.Mübarekin (r.a) bir sözünü hatırlatmak isterim: Edepli davranmakta gevşeklik gösteren kimse, sünnetlerden mahrumiyet ile cezalandırılır. Sünnetleri edada gevşeklik gösteren kimse, bir gün gelir farzlardan mahrum kalır. Farzlarda gevşeklik gösteren kimsenin akıbeti ise marifetten mahrum kalmaktır .
Bu akıbete uğramamak için müslüman, dini hayata hayat kılmakta ciddî ve kararlı olmalıdır. Kimse mensubu bulunduğu dinden dolayı utanmamalı. Seyahatlerde namaz kılmaktan, Kur an okumaktan utanmamalı. Biz, biz olarak kaldığımız sürece, başkalarının içinde bulunursak bir şey ifade edebiliriz. Aksi takdirde asimile olmuşuz demektir. Hâlbuki din bizim her şeyimizdir. Hem dünyamız hem de ukbamızdır. Hayatımız onunla denge kazanır, onunla şekil bulur. Hayat onunla doğru okunur. Bizi hayatla bütünleştirecek olan odur.
B. JAKİMOVA
İzahat.com'dan alınmıştır...