- Üyelik Tarihi
- 22 Ağu 2006
- Mesajlar
- 346
- Aldığı Beğeniler
- 0
"İslam ve Başörtüsü Düşmanlığınızdan Vazgeçin"
Tarih: 10.09.06
Sakarya Başörtüsü Platformu 52. eyleminde Türkiyenin doğusunda gerçekleştirilen kirli savaşa dikkat çekerek, hükümetin Lübnana asker gönderme kararını ve üniversitelerde kayıt esnasında başörtülülere yapılan zulmü protesto etti.
Eylemde Türkiyenin doğusunda suni düşmanlıklar üzerinden yürütülmeye çalışılan kirli savaşın sürdürüldüğü belirtilirken, bu durumun çatışmadan beslenenlerin tam da istediği şey olduğuna dikkat çekildi.
Açıklamada hükümetin kendi ülkesindeki kirli savaşa çözüm üretemezken, siyonist İsrailin güvenliğini sağlamak için Lübnana gitmeye karar vermesinin İsrail ve ABDye taşeron olmak anlamına geldiği vurgulandı.
Açıklamada ayrıca üniversitelere kayıt olma döneminin başlaması ile yasakçıların yasağın alanını sürekli genişletmeye çalışmalarının trajik örneklerinin yaşandığı belirtilerek, keyfi uygulamalarını arttırarak sürdüren yasakçılara şu sözlerle seslenildi; Ruh haliniz ve kapasiteniz izin vermese bile size tavsiyemiz tekrardan ve en baştan düşünün. Başlatmış olduğunuz bu saçma sapan uygulama artık sizin kontrolünüzden çıkmış durumdadır ve eminiz ki bu yasağın sonunun ne olduğunu sizler de göremiyorsunuz. Gelin vakit geç olmadan Müslümanların en tabi hakları olan Yüce Rabbimizin emri olan Başörtüsüne özgürlük için direnenlere kulak verin. Gelin vakit geç olmadan inadınızdan İslam ve başörtüsü düşmanlığınızdan vazgeçin.
Başörtüsü İslamın emri, Müslüman kadının kimliğidir ve Tevhid, Adalet, Özgürlük yazılı pankartlar taşıyan platform mensupları eylem boyunca Müslümanlar kardeştir!, Yasakçılar halka hesap verecek! ve Yaşasın İslami direnişimiz! sloganları attılar. Açıklamanın sonunda başörtüsü eylemlerinin yıldönümünde Platformun yapacağı yürüyüş hakkında bilgi verildi. Eylem direniş ateşine Vanda Başörtüsü Platformu kurarak destek veren müslümanlara selam edilerek son buldu.
Açıklamanın tam metni:
Tezkere İntiharı ve Peruk Avcısı Rektörler
Yıllardır sürdürülen kirli savaş can almaya devam ediyor . Güle oynaya , davulla zurnayla , askere teslim edilen , gencecik insanların tabutları dönüyor geriye . Bu kirli savaşta evleri yıkılıp yakılan , göçe zorlanan , kaybedilen evlatlarının peşine düştüğünde , terörist muamelesi gören , oğulları kızları katledilen , anaların feryatları ile ; evlatlarının bir an önce cepheden dönmesi için dua eden , fakat , sağ salim teslim ettiği çocuğunun , tabutlara sarılı cenazeleri ile yürekleri dağlanan , anaların feryatları birbirine karışıyor . Toplumun sabrı zorlanıyor . Suni düşmanlıklar oluşturularak , kalıcı kılınmaya çalışılıyor . Koskoca bir halk Türk-Kürt ayrımı üzerinden düşündürülmeye zorlanıyor.
En son Hakkaride ölen , Jandarma Asteğmen Zeki Burak Okayın cenazesinde yaşananlar ile yine Şırnakta ölen Üsteğmen Ahmet Şevki Evinin cenazesinde yaşananlar , dikkatleri , bu kirli savaşı sürdürenlerin ve bu savaştan nemalananların üzerine çevirdi.
Burak Okayın annesi Neriman Okay Bursa İl Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Baykurta:
Bir sinek dahi öldürmemiş oğlumu dağlara neden gönderdiniz siz değil ben oğlumu kaybettim
Babası Sezai Okay da:
Çocuğumu bu vatana helal etmiyorum.Yukarıdakilerin çocukları buralarda askerlik yapmıyor.Ama bizim çocuğumuz ölüyor
Şırnakta ölen Üsteğmen Evinin babası Abdurrahman Evin de; Genelkurmay Başkanı Büyükanıta seslenerek:
Eğer Türkse,Müslümansa evlat acısı varsa bilsin.Eğer bilmiyorsa Allah onlara da evlat acısı tattırsın
Annesi ise:
Ben çocuğumu havaalanına güle güle koydum.55 gün geçti.Ağlaya ağlaya geldim.Allah onları besbeter etsin.Benim çocuğum gittikten sonra tören yapıyorlar bu neye yarar
Bu kirli savaşı kullanarak nemalanan ve cenazelerin üzerinden politika yapan komutanların bu cenazelerde gövde gösterisi yapmaları artık o kadar rahat olmayacak . O cenazelerde rahat rahat gidip şov yapamayacaklar insanlar onlara şunu soracaklar:
Sizin çocuklarınız neden hiç ölmüyor.Şimdiye kadar neden bir bürokratın,milletvekilinin,veya bir generalin çocuğu bu kirli savaşta ölmedi
Diğer yandan; Türkiye halkının , % 74 ünü ve aldığı % 34 oy ile Meclisin % 65ini işgal eden AK Partili vekillerin oylarıyla , Lübnana asker gönderme tezkeresi kabul edildi . Müslüman Türk askeri Lübnana gidecek ve Siyonist israilin güvenliğini sağlayacak . Ve kabul oyu veren 340 milletvekili de gönül huzuru içinde yaşamaya devam edecekler , hiçbir şey olmamış gibi , yine ihale peşinde koşacaklar , ve yine turuncu , ceylan derili koltuklarında dönüp duracaklar . Kendi ülkelerindeki kirli savaşa hiçbir çözüm üretemezken , Siyonist askerlerin ölmemesi için Müslüman askerlerin feda edilmesinden hiçbir şekilde rahatsızlık duymayacaklar.
Geçen haftanın ilginç olaylarından biri İzmir-Torbalıda yaşandı. Torbalı CHPli Belediye Başkanı İsmail Uygur ; Atatürk heykelinin yanına kendisine ve eşine benzeyen iki heykel yaptırınca , Torbalı Ak Parti İlçe Başkanı , ortalığı ayağa kaldırdı . CHPli Başkan apar topar kendisine benzeyeni kaldırttı; fakat , eşine benzeyen ise hala duruyor .
2006 yılı Türkiyesinden çok çarpıcı bu örnek siyasetin hangi aşamada ve hangi seviyede olduğuna ilişkin çok ilginç ipuçları vermektedir . Halk işsizlikle , geçim derdiyle , mücadele ederken , heykel için birbirlerine giren iktidar ve ana muhalefet partisi siyasetçilerinin zihin ve akıl düzeyleri endişe verici boyutlardadır.
Ayrıca yine üniversitelerde geçen hafta başlayan kayıtlar trajik olaylara sahne oldu . En trajik olanlarından bir tanesi Kahramanmaraş Üniversitesinde yaşandı.Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İktisat Fakültesini kazanan Şeyma Türkan peruklu olduğu gerekçesiyle kaydını yaptıramadı.Babası Şemsettin Türkan:
Başörtülü alınmamasını anlıyorum.Ama peruklu alınmamasının hiçbir izahı olamaz.Kızım peruklu olduğu için kaydı yapılmadı.Yatırmış olduğumuz 458 YTLyi de geri alamadık.
Yasakçıların keyfi tutumları artık o hale gelmiştir ki; yakında kızların saçlarını tasnife tutabilirler. Kısa saçlılar giremez yada perma şeklindekilerin kaydı yapılmaz gibi ifadelere rastlayabiliriz. En baştan beri yasağa direnmeyince sonrasında yasakçıların bu denli sapıkça tutumlarına da ses çıkarılamayabilir . Bunlar da mantık aramak beyhudedir . Bilakis en büyük mantıksızlık ve zulüm başörtüsü yasağıdır.
Ayrıca yine geçen hafta içerisinde güzide medyamız görevini yerine getirdi ;ve Türbanlı Barbie okullara giriyor manşetleri ile gemi azıya almış olduğunu ispatlamış oldu . Başörtüsünü; bırakın bir kızın başında ,bir oyuncağın üzerinde hatta bir resimde bile görmeye tahammülü olmadığını göstermiş oldu.
İrisiyle ufağıyla , Rektörüyle Paşasıyla bütün yasakçılar iyi dinleyin:
Ruh haliniz ve kapasiteniz izin vermese bile size tavsiyemiz tekrardan ve en baştan düşünün . Başlatmış olduğunuz bu saçma sapan uygulama artık sizin kontrolünüzden çıkmış durumdadır ve eminiz ki bu yasağın sonunun ne olduğunu sizler de göremiyorsunuz.
Gelin vakit geç olmadan Müslümanların en tabi hakları olan Yüce Rabbimizin emri olan Başörtüsüne özgürlük için direnenlere kulak verin.
Gelin vakit geç olmadan inadınızdan İslam ve başörtüsü düşmanlığınızdan vazgeçin.
Başörtüsü Allahın emridir.
Başörtüsü bizim onurumuzdur.
Ve bizler Rabbimizin emir ve yasaklarına boyun eğmiş, adaleti ve Hakkı ayakta tutmaya çalışan, emrolunduğu gibi dosdoğru olmak için mücadele eden Müslümanlarız.SAKARYA BAŞÖRTÜSÜ PLATFORMU
Tarih: 10.09.06
Sakarya Başörtüsü Platformu 52. eyleminde Türkiyenin doğusunda gerçekleştirilen kirli savaşa dikkat çekerek, hükümetin Lübnana asker gönderme kararını ve üniversitelerde kayıt esnasında başörtülülere yapılan zulmü protesto etti.
Eylemde Türkiyenin doğusunda suni düşmanlıklar üzerinden yürütülmeye çalışılan kirli savaşın sürdürüldüğü belirtilirken, bu durumun çatışmadan beslenenlerin tam da istediği şey olduğuna dikkat çekildi.
Açıklamada hükümetin kendi ülkesindeki kirli savaşa çözüm üretemezken, siyonist İsrailin güvenliğini sağlamak için Lübnana gitmeye karar vermesinin İsrail ve ABDye taşeron olmak anlamına geldiği vurgulandı.
Açıklamada ayrıca üniversitelere kayıt olma döneminin başlaması ile yasakçıların yasağın alanını sürekli genişletmeye çalışmalarının trajik örneklerinin yaşandığı belirtilerek, keyfi uygulamalarını arttırarak sürdüren yasakçılara şu sözlerle seslenildi; Ruh haliniz ve kapasiteniz izin vermese bile size tavsiyemiz tekrardan ve en baştan düşünün. Başlatmış olduğunuz bu saçma sapan uygulama artık sizin kontrolünüzden çıkmış durumdadır ve eminiz ki bu yasağın sonunun ne olduğunu sizler de göremiyorsunuz. Gelin vakit geç olmadan Müslümanların en tabi hakları olan Yüce Rabbimizin emri olan Başörtüsüne özgürlük için direnenlere kulak verin. Gelin vakit geç olmadan inadınızdan İslam ve başörtüsü düşmanlığınızdan vazgeçin.
Başörtüsü İslamın emri, Müslüman kadının kimliğidir ve Tevhid, Adalet, Özgürlük yazılı pankartlar taşıyan platform mensupları eylem boyunca Müslümanlar kardeştir!, Yasakçılar halka hesap verecek! ve Yaşasın İslami direnişimiz! sloganları attılar. Açıklamanın sonunda başörtüsü eylemlerinin yıldönümünde Platformun yapacağı yürüyüş hakkında bilgi verildi. Eylem direniş ateşine Vanda Başörtüsü Platformu kurarak destek veren müslümanlara selam edilerek son buldu.
Açıklamanın tam metni:
Tezkere İntiharı ve Peruk Avcısı Rektörler
Yıllardır sürdürülen kirli savaş can almaya devam ediyor . Güle oynaya , davulla zurnayla , askere teslim edilen , gencecik insanların tabutları dönüyor geriye . Bu kirli savaşta evleri yıkılıp yakılan , göçe zorlanan , kaybedilen evlatlarının peşine düştüğünde , terörist muamelesi gören , oğulları kızları katledilen , anaların feryatları ile ; evlatlarının bir an önce cepheden dönmesi için dua eden , fakat , sağ salim teslim ettiği çocuğunun , tabutlara sarılı cenazeleri ile yürekleri dağlanan , anaların feryatları birbirine karışıyor . Toplumun sabrı zorlanıyor . Suni düşmanlıklar oluşturularak , kalıcı kılınmaya çalışılıyor . Koskoca bir halk Türk-Kürt ayrımı üzerinden düşündürülmeye zorlanıyor.
En son Hakkaride ölen , Jandarma Asteğmen Zeki Burak Okayın cenazesinde yaşananlar ile yine Şırnakta ölen Üsteğmen Ahmet Şevki Evinin cenazesinde yaşananlar , dikkatleri , bu kirli savaşı sürdürenlerin ve bu savaştan nemalananların üzerine çevirdi.
Burak Okayın annesi Neriman Okay Bursa İl Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Baykurta:
Bir sinek dahi öldürmemiş oğlumu dağlara neden gönderdiniz siz değil ben oğlumu kaybettim
Babası Sezai Okay da:
Çocuğumu bu vatana helal etmiyorum.Yukarıdakilerin çocukları buralarda askerlik yapmıyor.Ama bizim çocuğumuz ölüyor
Şırnakta ölen Üsteğmen Evinin babası Abdurrahman Evin de; Genelkurmay Başkanı Büyükanıta seslenerek:
Eğer Türkse,Müslümansa evlat acısı varsa bilsin.Eğer bilmiyorsa Allah onlara da evlat acısı tattırsın
Annesi ise:
Ben çocuğumu havaalanına güle güle koydum.55 gün geçti.Ağlaya ağlaya geldim.Allah onları besbeter etsin.Benim çocuğum gittikten sonra tören yapıyorlar bu neye yarar
Bu kirli savaşı kullanarak nemalanan ve cenazelerin üzerinden politika yapan komutanların bu cenazelerde gövde gösterisi yapmaları artık o kadar rahat olmayacak . O cenazelerde rahat rahat gidip şov yapamayacaklar insanlar onlara şunu soracaklar:
Sizin çocuklarınız neden hiç ölmüyor.Şimdiye kadar neden bir bürokratın,milletvekilinin,veya bir generalin çocuğu bu kirli savaşta ölmedi
Diğer yandan; Türkiye halkının , % 74 ünü ve aldığı % 34 oy ile Meclisin % 65ini işgal eden AK Partili vekillerin oylarıyla , Lübnana asker gönderme tezkeresi kabul edildi . Müslüman Türk askeri Lübnana gidecek ve Siyonist israilin güvenliğini sağlayacak . Ve kabul oyu veren 340 milletvekili de gönül huzuru içinde yaşamaya devam edecekler , hiçbir şey olmamış gibi , yine ihale peşinde koşacaklar , ve yine turuncu , ceylan derili koltuklarında dönüp duracaklar . Kendi ülkelerindeki kirli savaşa hiçbir çözüm üretemezken , Siyonist askerlerin ölmemesi için Müslüman askerlerin feda edilmesinden hiçbir şekilde rahatsızlık duymayacaklar.
Geçen haftanın ilginç olaylarından biri İzmir-Torbalıda yaşandı. Torbalı CHPli Belediye Başkanı İsmail Uygur ; Atatürk heykelinin yanına kendisine ve eşine benzeyen iki heykel yaptırınca , Torbalı Ak Parti İlçe Başkanı , ortalığı ayağa kaldırdı . CHPli Başkan apar topar kendisine benzeyeni kaldırttı; fakat , eşine benzeyen ise hala duruyor .
2006 yılı Türkiyesinden çok çarpıcı bu örnek siyasetin hangi aşamada ve hangi seviyede olduğuna ilişkin çok ilginç ipuçları vermektedir . Halk işsizlikle , geçim derdiyle , mücadele ederken , heykel için birbirlerine giren iktidar ve ana muhalefet partisi siyasetçilerinin zihin ve akıl düzeyleri endişe verici boyutlardadır.
Ayrıca yine üniversitelerde geçen hafta başlayan kayıtlar trajik olaylara sahne oldu . En trajik olanlarından bir tanesi Kahramanmaraş Üniversitesinde yaşandı.Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İktisat Fakültesini kazanan Şeyma Türkan peruklu olduğu gerekçesiyle kaydını yaptıramadı.Babası Şemsettin Türkan:
Başörtülü alınmamasını anlıyorum.Ama peruklu alınmamasının hiçbir izahı olamaz.Kızım peruklu olduğu için kaydı yapılmadı.Yatırmış olduğumuz 458 YTLyi de geri alamadık.
Yasakçıların keyfi tutumları artık o hale gelmiştir ki; yakında kızların saçlarını tasnife tutabilirler. Kısa saçlılar giremez yada perma şeklindekilerin kaydı yapılmaz gibi ifadelere rastlayabiliriz. En baştan beri yasağa direnmeyince sonrasında yasakçıların bu denli sapıkça tutumlarına da ses çıkarılamayabilir . Bunlar da mantık aramak beyhudedir . Bilakis en büyük mantıksızlık ve zulüm başörtüsü yasağıdır.
Ayrıca yine geçen hafta içerisinde güzide medyamız görevini yerine getirdi ;ve Türbanlı Barbie okullara giriyor manşetleri ile gemi azıya almış olduğunu ispatlamış oldu . Başörtüsünü; bırakın bir kızın başında ,bir oyuncağın üzerinde hatta bir resimde bile görmeye tahammülü olmadığını göstermiş oldu.
İrisiyle ufağıyla , Rektörüyle Paşasıyla bütün yasakçılar iyi dinleyin:
Ruh haliniz ve kapasiteniz izin vermese bile size tavsiyemiz tekrardan ve en baştan düşünün . Başlatmış olduğunuz bu saçma sapan uygulama artık sizin kontrolünüzden çıkmış durumdadır ve eminiz ki bu yasağın sonunun ne olduğunu sizler de göremiyorsunuz.
Gelin vakit geç olmadan Müslümanların en tabi hakları olan Yüce Rabbimizin emri olan Başörtüsüne özgürlük için direnenlere kulak verin.
Gelin vakit geç olmadan inadınızdan İslam ve başörtüsü düşmanlığınızdan vazgeçin.
Başörtüsü Allahın emridir.
Başörtüsü bizim onurumuzdur.
Ve bizler Rabbimizin emir ve yasaklarına boyun eğmiş, adaleti ve Hakkı ayakta tutmaya çalışan, emrolunduğu gibi dosdoğru olmak için mücadele eden Müslümanlarız.SAKARYA BAŞÖRTÜSÜ PLATFORMU