Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

mabed

Bir_Katre
 
Üyelik Tarihi
24 Eki 2005
Mesajlar
2,864
Aldığı Beğeniler
20
Özellikle son yıllarda pozitivist anlayış, insanı inançlardan ve ahiret bilincinden uzaklaştırmıştır. Günümüzde birçok değer yargısı değişmiş ve ahlâkî bir erozyon hızla devam etmektedir. Dünyevîleşen insanın elinden tutulup Rabbiyle buluşturulması ve tekrar ona ahiret bilincinin verilmesi gerekmektedir. Her türlü kötülüğün temelinde inançsızlık vardır. Özellikle ahiret bilincinden uzaklaşan insanlar, daha kolay kötülük yapabilmekte ve günah işlemektedirler.

Dünyevîleşme gün geçtikçe artmakta, insan zevk peşinde koşmaya başlamakta ve sadece tatmin arayışına girmektedir. Dünyevîleşen günümüz insanı, nefsini tatmin için her türlü yola başvurmaktadır. Zevk ve sefa toplum sağlığını tehdit eder bir boyuta ulaşmıştır. Zevk kültürü, insanlar arası ilişkileri bir mücadele zemininde ele almaktadır.

Bugünün gençliğine baktığımızda azgın bir hırs ve büyük bir tutku içerisinde dünyaya yönelmektedirler. Özellikle zengin aile çocukları satanizm ve ateizm gibi sapık yollarla tatmin arayışına girmektedirler. Bugünün genç nesillerinde ideal yoktur. Çünkü popüler kültür gençlerin idealsiz yetişmelerine neden olmaktadır.

İslam dini gençliğe ve gençlerin yetişmesine çok büyük önem vermiştir. Çünkü gençler, bir milletin geleceğinin teminatıdır. Bugünün gençleri yarının büyükleri demektir. Gençlerini iyi yetiştiren milletlerin geleceği daima aydınlık olmuştur.

Nitekim köhne Bizansı yıkan, çağ açıp çağ kapayan Fatih Sultan Mehmet İstanbulu fethettiğinde 21 yaşında bir genç değil miydi? Bu örnek, gençlerini iyi yetiştiren bir milletin geleceğinin daima aydınlık olacağını bize göstermektedir.

Gençlerin imanlı yetiştirilmesi İslamın geleceği açısından da çok önemlidir. Günümüz gençliği büyük bir inanç boşluğu içindedir. Bilindiği gibi insan beden ve ruhtan meydana gelen bir varlıktır. Bedenin nasıl hayatiyetini devam ettirebilmesi için yemeye, içmeye ve dinlenmeye ihtiyacı varsa, insan ruhunun da bir gıdaya ihtiyacı vardır. İşte o gıda da dindir. İman ve ibadetle insan ruhu tatmin edilmezse, o zaman bir boşluk oluşur ve insan o boşluğu daha farklı yönlerden doldurmaya çalışır. Nitekim sağlıklı bir din eğitimi verilmeyen günümüz gençleri manevî bir boşluk içine düşmekte ve ruhlarındaki o boşluğu satanizm ve ateizm gibi sapık akımlarla gidermeye çalışmaktadırlar.

Sağlıklı bir din eğitimi almış; Yaratanını, kitabını ve peygamberini tanıyan iman ve ibadet neşvesiyle büyüyen gençler ise, kesinlikle sapık akımlara kapılmazlar. Sigara, içki, kumar ve uyuşturucu gibi zararlı alışkanlıklardan uzak dururlar. Allahın kesinlik olarak yasakladığı zina, hırsızlık, yalan, hile, aldatma ve iftira gibi dinin haram kıldığı bütün kötü davranışlardan uzak dururlar.

Gençlik dönemi, insanın kanının kaynadığı hareketli bir dönemdir. Bu dönemde kişiye, hisleri/duyguları hâkim olduğu için pek iyi düşünmeden çabucak karar verir. Bu nedenle gençlerin kolaylıkla yanlış yapma ve hataya düşme ihtimali vardır. Gençler, yaş çubuk gibidirler, telkinlere açıktırlar. Bu dönemde onlara istenilen şekil verilebilir. Gençlerin ihmal edilmesi, telafisi zor yaralar açar. O halde gençlerimizi iman ve ibadet neşvesiyle yetiştirmeliyiz. Çünkü iman ve ibadet neşvesiyle yetişen gençler, gençlik dönemlerini sıkıntısız ve problemsiz geçirirler. Peygamber Efendimiz kıyamet gününde Allahın arşının gölgesinde gölgelenebilecek olan yedi sınıf insanı sayarken âdil yöneticilerden sonra ikinci sırada Allaha ibadet ederek yetişen gençleri zikretmiştir. (Buharî, Ezan, 36; Hudud, 19; Tirmizi, Zühd, 53; Nesâî, Kudat, 2)

Demek ki gençlik dönemini sıkıntısız ve problemsiz geçirebilmek için çocukluk döneminde gerekli dinî eğitimin verilmesi ve gençlere ibadet alışkanlığının kazandırılması gerekmektedir. Bu sebeple olmalı ki Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem:

Çocuklarınıza, onlar yedi yaşına geldiklerinde namaz kılmayı emredin. (Ebu Davud, Salat, 26; Ahmed b. Hanbel, II, 180, 187.) buyurmuştur. Çocuklara yedi yaşlarında iken namazı emretmekten maksat, namazı ve diğer ibadetleri öğretmek ve onları gençlik dönemlerine hazırlamaktır. Çocuklarımızın genç yaşlarda satanizm ve ateizm gibi birçok sapık akıma kapılmamalarını istiyorsak, onlara daha küçük yaşlardan itibaren dinlerini öğrenmeleri için gereken din eğitimini en güzel bir biçimde vermeliyiz. Aksi takdirde dînî eğitimden yoksun olarak yetişen gençler, manevî buhran içine düşmekte ve ruhlarında oluşan o boşluğu, günümüzde birçok gencin yaptığı gibi sapık akımlara kapılarak doldurmaya çalışırlar.

Eğer gençler, yeterli dinî bilgileri almamış ve dinî duyarlılık kazanmamış iseler, ahlâkî konularda da problemleri olur. Zina, fuhuş, hırsızlık, kapkaç, anarşi ve terör gibi toplumun düzenini alt üst eden yanlış hareketler içinde kolayca yer alabilirler. Fakat namaz kılan ve oruç tutan, dinî ibadetlerini özenle yerine getiren gençler; yalan, gıybet, iftira, hile, aldatma, içki, kumar, uyuşturucu, fuhuş ve hırsızlık gibi haramlardan, kötü söz ve benzeri davranışlardan uzak dururlar. Nitekim Yüce Allah;

Şüphesiz ki namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alı koyar. Allahı anmak elbette ibadetlerin en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir. (Ankebut 29/45) buyurmaktadır.

Namaz, Allahı anmak için kılınır. Zira Yüce Allah,

Beni anmak için namaz kılınız. (Taha 20/14),

Allahı anmaya koşunuz. (Cuma 62/9) buyurmaktadır. Demek ki namaz kılmaktan maksat Allahı anmaktır. Allahı anmak elbette en büyük ibadettir. Allahı düşünerek namaz kılmak, insan ruhunu etkiler, onu iyiliklere yöneltir, ahlâkını düzeltir ve kötülüklerden uzaklaştırır. (Ateş, Süleyman, Yüce Kuranın Çağdaş Tefsiri, VI, 516)

İslam dini evlilik dışı ilişkileri kesinlikle yasaklamış ve haram kılmıştır. Zina etmek şöyle dursun, insanı zinaya götürecek söz ve davranışlardan bile uzak durulması istenmekte ve şöyle buyurulmaktadır:

Zinaya yaklaşmayın, çünkü zina son derece çirkin bir iş ve çok kötü bir yoldur. (İsra 17/32)

Özellikle gençlerin, cinsel arzularını zaptedebilmeleri kolay bir şey değildir. Ancak Allahı ve Peygamberini seven, dînî duyarlılığı bulunan gençler, Allahın bu yasağına uyarlar.

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de gençleri zina ve fuhuştan korumak ve kurtarmak için onlara şu tavsiyede bulunmaktadır:

Gençler, sizden gücü yeten evlensin. Çünkü evlenmek, gözü harama karşı korur, namusunu, iffetini muhafaza eder. Evlenmeye gücü yetmeyen de oruç tutsun, çünkü oruç şehveti kırar. (Buharî, Nikah, 2; Müslim, Nikah, 5; İbn Mace, Nikah, 1)

Maalesef günümüzde gençler; bir kısım film, gazete, dergi, televizyon ve benzeri iletişim vasıtalarıyla ahlâkî ve manevî değerleri zedeleyici şekilde yönlendirilmektedirler. Mesela medyada sıkça gündeme getirilen ve âdeta özendirilen evlilik yerine, birlikte yaşama, birden fazla kişi ile birlikte olma, gece kulüpleri, aileden kopan gençlerin serüvenleri, giyim tarzları, çıplak pozlar, ****** ve müstehcen içerikli filimler ve teşhircilik gençlerin ahlâkî ve manevî değerleri üzerinde olumsuz etki yapmakta ve gençler bu alanlara yönlendirilmektedir. Bu etki ve yönlendirmeler ile ailelerinden kaçan, eşinden ayrılan, çocuklarını terk eden, fuhuş ve uyuşturucu bataklığına düşen genç kızların varlığı bilinen ve görülen bir vakıa haline gelmiştir. Medyanın bu telkin ve yönlendirmeleriyle ahlâkî değerler aşınmakta, haramlar helal gibi telakki edilmektedir. O halde yetkililerin, gençlerimizi bu türlü yanlış yönlendirmelerden kurtarmak için zaman kaybetmeden bir an önce gereken tedbirleri almaları gerekir.

Netice olarak diyebiliriz ki, insan hayatında gençlik çok önemli bir dönemdir. Çünkü insan, hayatını çoğunlukla bu dönemde öğrendiği bilgiler vasıtasıyla şekillendirir. İşte bu yüzden gençlik, çok kritik ve önemli bir dönemdir. Bu dönemin ihmal edilmesi ve iyi değerlendirilmemesi daha sonraki dönemlerin sıkıntılı geçmesine sebep olabilir. Gençler, bir milletin geleceğini şekillendirmektedirler. Geleceğinin aydınlık olmasını isteyen milletler, gençlerini iyi yetiştirmek zorundadır. Dolayısıyla bizlere her konuda en güzel örnek olan Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin tavsiyelerine kulak vererek gençlerimizi iyi bir din eğitimi vererek yetiştirmeliyiz.


RABBİM (CC) YARATTIĞI MAHLUKATLARIN SAYISI KADAR SALAT VE SELAM SANA OLSUN EY NEBİALLAH...ŞEFAATİN HİÇ ÜMMETİNİN ÜSTÜNDEN EKSİK OLMASIN...
 

peri

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
1 Ara 2005
Mesajlar
950
Aldığı Beğeniler
5
ÇOK HAKLISIN ARKADAŞIM.DÜNYAVİ BAZI DUYGULAR ÖYLE İÇİMİZE İŞLEMİŞ Kİ BAZI GERÇEKLERİ GÖREMİYORUZ.SANKİ SADECE BU ALEM VARMIŞ GİBİ.ASLINDA BİR DÜŞÜNSEK,GERÇEKLERİ GÖREBİLSEK BELKİ DE NELERDEN VAZGEÇİP,NELERE YÖNELECEĞİZ.
ŞUNU DEMİYORUM TAMAM BU DÜNYADA Kİ NİMETLERDEN DE YARARLANALIM AMA TOZUNDA BIRAKALIM.GÜNAH İŞLEMEYELİM.
YAPTIKLARIMIZI BİLİNÇLİ BİR ŞEKİLDE YAPALIM,NE KENDİMİZE NE DE BAŞKALARINA ZARAR VERMEYELİM.AKSİNE ÖRNEK OLALIM.
GENÇLİK İNSANIN EN ÇILGIN DÖNEMİDİR.ARZU VE İSTEKLERİNE KARŞI ÇIKAMAZ.LAKİN YÜREĞİNDE Kİ ALLAH SEVGİSİ BUNU YOK ETMESİNE YARDIMCI OLACAKTIR.
YÜREĞİNİZİN SESİNİ DİNLEYİN.......... =)
 

mabed

Bir_Katre
 
Üyelik Tarihi
24 Eki 2005
Mesajlar
2,864
Aldığı Beğeniler
20
Gençlik dönemi, insanın kanının kaynadığı hareketli bir dönemdir. Bu dönemde kişiye, hisleri/duyguları hâkim olduğu için pek iyi düşünmeden çabucak karar verir. Bu nedenle gençlerin kolaylıkla yanlış yapma ve hataya düşme ihtimali vardır. Gençler, yaş çubuk gibidirler, telkinlere açıktırlar. Bu dönemde onlara istenilen şekil verilebilir. Gençlerin ihmal edilmesi, telafisi zor yaralar açar. O halde gençlerimizi iman ve ibadet neşvesiyle yetiştirmeliyiz. Çünkü iman ve ibadet neşvesiyle yetişen gençler, gençlik dönemlerini sıkıntısız ve problemsiz geçirirler. Peygamber Efendimiz kıyamet gününde Allahın arşının gölgesinde gölgelenebilecek olan yedi sınıf insanı sayarken âdil yöneticilerden sonra ikinci sırada Allaha ibadet ederek yetişen gençleri zikretmiştir. (Buharî, Ezan, 36; Hudud, 19; Tirmizi, Zühd, 53; Nesâî, Kudat, 2)

RABBİM BİZİ İYİ BİR GENÇ İYİ BİR MÜSLÜMAN OLARAK YAŞAMAYI NASİP ETSİN İNŞ.
PERİ SAĞOL SENDE TAVSİYELERİN İÇİN HAKLISIN SÖYLEDİKLERİNDE... :)
 

eslem

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eyl 2005
Mesajlar
1,072
Aldığı Beğeniler
2
İnanç ve Gençliğimiz
B.N

Eğer iman olmazsa veyahut isyan ile o iman tesir etmezse; hayat, zahiri ve kısacık bir zevk ve lezzetle beraber, binler derece o zevk ve lezzetten ziyade elemler, hüzünler, kederler verir. Çünkü insanda akıl ve fikir olduğu için, hayvanın aksine olarak hazır zamanla beraber geçmiş ve gelecek zamanlarla da fıtraten alakadardır. O zamanlardan dahi hem elem, hem lezzet alabilir. Hayvan ise, fikri olmadığı için hazır lezzetini, geçmişten gelen hüzünler ve gelecekten gelen korkular, endişeler bozmuyor. İnsan eğer dalalet ve gaflete düşmüş ise, hazır lezzetine geçmişten gelen hüzünler ve gelecekten gelen endişeler o cüzi lezzeti cidden acılaştırıyor, bozuyor. Bilhassa gayri meşru ise bütün bütün zehirli bir bal hükmündedir. Demek hayvandan yüz derece hayat lezzeti noktasında aşağı düşer. Belki ehl-i delaletin ve gafletin hayatı, belki vücudu, belki kâinatı: bulunduğu gündür. Bütün geçmiş zaman ve kâinatlar, onun dalaleti noktasında yoktur, ölmüştür. Akıl alakadarlığı ile ona zulmetler karanlıklar veriyor. Gelecek zamanlar ise, itikatsızlığı cihetiyle yine yoktur. Ve yoklukla hâsıl olan ebedi firaklar, mütemadiyen onun fikir yoluyla hayatına zulmetler veriyorlar. Eğer iman hayata hayat olsa; o vakit hem geçmiş, hem gelecek zamanlar imanın nuruyla ışıklanır ve vücut bulur. Hazır zaman gibi ruh ve kalbine iman noktasında ulvi ve manevi zevkleri ve vücut nurlan veriyor.

İşte hayat böyledir. Hayatin lezzetini ve zevkini isterseniz, hayatınızı imanla hayatlandırınız ve farzlarla zînetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz.

Elhasıl: Gençlik gidecek. Sefahatte gitmiş ise, hem dünyada, hem ahirette binler bela ve elemler netice verdiğini ve öyle gençler ekseriyetle su-i istimal ile israfat ile gelen evhamlı hastalıkla hastanelere ve taşkınlıklarıyla hapishanelere veya sefalet hanelere ve manevi elemlerden gelen sıkıntılarla meyhanelere düşeceklerini anlamak isterseniz; hastanelerden ve hapishanelerden ve kabristanlardan sorunuz. Elbette hastanelerin ekseriyetle lisan-ı halinden, gençlik saikası ile israfât ve su-i istimalden gelen inleyişler, eyvahlar işittiğiniz gibi; hapishanelerden dahi, ekseriyetle gençliğin taşkınlık sikasıyle gayr-i meşru dairedeki harekâtın tokatlarını yiyen bedbaht gençlerin teessüflerini işiteceksiniz. Kabristanda ve mütemadiyen oraya girenler için kapıların açılıp kapanan o berzah âleminde ekser azaplar, gençlik su-i istimalinin neticesi olduğunu bileceksiniz.

Hem insanların ekseriyetini teşkil eden ihtiyarlardan sorunuz. Elbette mutlak ekseriyetle esefler, hasretler ile Eyvah gençliğimizi boşu boşuna, belki zararlı zayi ettik. Sakın bizim gibi yapmayınız diyecekler. Çünkü beş-on senelik gençliğin gayr-i meşru zevki için, dünyada çok seneler gam ve keder ve berzahta azap ve zarar ve ahirette cehennem ve sakat belasını çeken adam, en acınacak bir halde olduğu halde Zarara razı olana bakılmaz sırrıyla hiç acınmaya müstahak olamaz. Çünkü zarara rızası ile girene merhamet edilmez ve layık değildir. Cenab-ı Hak bizi ve sizi bu zamanın cazibedar fitnesinden kurtarsın ve muhafaza eylesin, âmin
 
Üst Alt