Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
Müslim, Nesaî, Ebu Davud, Tirmizî ve İbn Mâce’nin Ebu Hüreyre r.a.’den aktardığı hadise göre bir gün Hz. Peygamber s.a.v. Efendimiz bir yerde oturuyordu. Yanına biri gelip ona;

– İman nedir, diye sordu. Efendimiz:

– İman; Allah’a, Meleklerine, Allah’a kavuşmaya, peygamberlerine ve öldükten sonra dirilmeye inanmaktır, cevabını verdi. O kişi:

– İslâm nedir, diye sordu. Efendimiz s.a.v:

– İslâm; Allah’a ibadet edip hiçbir şeyi O’na ortak koşmamak, namazı ikame ve zekâtı eda etmek, Ramazanda da oruç tutmaktır, dedi. Sonra o kişi:

– Peki ihsan nedir, diye sordu. Efendimiz:

– Allah’a sanki görüyormuş gibi ibadet etmendir. Eğer sen Allah’ı görmüyorsan da şüphesiz O seni görmektedir, buyurdu.

Bu kişinin soruları ve rahat tavrı karşısında şaşkınlık içinde kalan sahabeye dönen Hz. Peygamber s.a.v. Efendimiz;
– Bu kişi Cibril idi. Size dininizi öğretmeye geldi, buyurdu.

Bu hadis, “iman”, “İslâm” ve “ihsan” kelimelerini hiç bir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde tanımlamaktadır. Buna göre iman, Kur’an ve Sünnet’te emredilen temel inanç konularına tam manasıyla iman etmektir. Yani insanın sahip olması gereken inanç esaslarını açık seçik ortaya koyarak doğru akideye sahip olmaktır.

İslâm, her müslümanın mükellef olduğu ibadet şartlarını yerine getirmektir. Namaz, oruç, zekât ve hac gibi, mümin ve müslüman kişiyi Allah’a yaklaştıran ibadetleri insanın kudreti ölçüsünde kâmilen yapmasıdır.

İhsan ise, iman ve İslâmı adeta Cenab-ı Hakk’ı her an görüyormuş gibi yaşamaktır. Yani her an Yüce Yaratıcı’nın huzurundaymışız gibi davranmak, hissetmek ve yaşamaktır.

Biz farkında olmasak da her zaman mutlak kudret ve bilgi sahibi Cenab-ı Hakk’ın huzurundayız. Zira bizi yaratan ve her an nefes veren Yaratıcı’dan bir an bile uzak kalmamız, O’ndan uzaklaşmamız, kaçmamız mümkün değildir.
Nefsine yenik düşen, dünyaya bel bağlayan insan bu gerçeği unutabilir. Kendisini bağımsız, kudret sahibi ve hesap sorulmaz bir varlık zannedebilir. Hatta Firavun örneğinde olduğu gibi kendine -hâşâ- birtakım ilahi vasıflar bile atfedebilir.

Oysa Kur’an’ın veciz ifadesiyle insan “Rabbine fakirdir.” Yani bütün varlığını, aklını, malını mülkünü, ilmini, aldığı her nefesi Mutlak Yaratıcı’ya borçludur. Din, bize bu en temel hakikati sürekli hatırlatmak için vardır. İbadetlerin amacı, Cenab-ı Hak ile olan bağımızı ve rabıtamızı her an taze tutmak; bizim “fakir”, Rabbimizin “gani” yani zengin ve münezzeh olduğunu her daim hatırlatmaktır.

İşte İslâmın ihsan makamında yaşanması da budur. Tasavvufun amacı, bizleri iman ve İslâm’ın nimetleriyle beraber ihsan makamına çıkartmaktır. Tasavvuf, İslâm’ı ihsan makamında yaşamaktır.

Bu yüzden tasavvuf; iman, ahlâk ve maneviyat arasında mükemmel bir irtibat kurar ve insan oluşumuzun manasını burada aramamız gerektiğini söyler. Fakat bu sadece bireyin zihninde cereyan eden, kişisel bir konu değildir. İhsan makamında bir hayat, insanın tutum ve davranışlarına, amellerine, ilişkilerine, her şeyine yansır. Zaten zahirde karşılığı olmayan bir ahlâk ve maneviyattan bahsetmek mümkün değildir. Bu yüzden eskiler “sirette ne varsa, surette de o vardır” demişlerdir.

Semerkand dergisinden alıntı.
 
Son düzenleme:

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Cenab-i Hak razi olsun agbi emegine rahmet ömrüne bereket tesekkürler
Selam ve Dualarimla.......
 

seylan_54

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Ocak 2011
Mesajlar
3,957
Aldığı Beğeniler
1,393
Çok değerli bir paylaşım.

Allah razı olsun..
 
Üst Alt