Burhan Bozgeyik
bbozgeyik@milligazete.com.tr
07.04.2006
İrşâdül Gâfilîn isimli eserde, Hz. İmam-ı Alinin (ra) rivayet ettiği şu hadis-i şerifi okuyunca ürperdim. Hadisin metni şöyleydi:
Yeti alânnâsi zemânün lâ yebgâ minel İslâmî illâ ismuhu velâ mineddiyni illâ resmuhu...
Eserde bu hadis-i şerif şu şekilde tercüme edilmiş:
Nâs (insanlar) üzere bir zaman gelir ki: İslâmın isminden başka ve dinin resim ve âdet olmaklığından maâda (başka) bir şeyi bâki kalmaz, demektir. (a.g.e./ 27)
O zaman bu zaman mıdır? Herkes şöyle etrafına bakıp karar versin.
Şeâir-i İslâmiye başta olmak üzere İslâmın binlerce hükmü uygulanmıyor. İslamın yasakladıkları alenen serbest olmuş. Emr-i bil Maruf serbest değil. Ama ne kadar münkerât varsa serbest. Hatta himaye ve teşvik görmekte.
Müslümanlar, İslamiyet diye, kendi nefislerinin, yahut çevrenin telkinâtını yaşıyor, haberleri yok.
Allaha harb ilan etmek demek olan faiz almış başını gitmiş. Zekat ehline ve yerine verilmez olmuş.
Müminlerin ve Müminelerin nâmahreme nazarları, yani bakışları haram kılınmışken bu yasağa uyanlar çok çok azalmış.
Mahrem kim, nâmahrem kim, bir erkek veya hanım kimlerle bir arada oturabilir, kimlerle oturamaz? Bu gibi hususlar araştırılmaz olmuş.
Kuran-ı Azimüşşanda cihadla ilgili en az 350 âyet varken, cihad alenen inkar edilmeye, Kuranı Kerimde kıtal kelimesiyle, silahlı muharebe ve mücâdelenin altının çizildiğini göre göre (Bakara Sûresi 216. âyet); silahlı cihad yoktur, cihad mânevîdir. Kâfirler bizi ne kadar vurursa vursanlar, isterse başımıza atom bombaları yağdırsınlar bizler karşılık veremeyiz. Bomba atamayız! denilmeye başlanmış.
Hanımlar için Tesettür-ü Şerinin ne olduğu araştırılmaz olmuş. Onun yerine Avrupa mukallitliği ve teşhircilik ön plana çıkmaya başlamış. Hanımlara annelik şerefi çok görülmeye ve kız çocuklarının bütün ev işlerini bir sadaka niyetiyle yapmak üzere yetiştirilmesine hor bakılmaya, Vegarnâ fî büyûtikünne (Ahzâb Sûresi 33. âyet) İlâhî emri, hatırlanmamaya ve hanımların evlerden dışarı çıkması teşvik edilmeye başlanmış.
İslamın binlerce hükmü uygulanmazken, uygulanamazken, pek çok hususta yanlış, hatta inancı zedeleyecek tatbikat mevzubahis iken, sadece ve sadece Müslümanım! demek yeterli midir?
Günümüzde olup bitenlere bakınca Peygamber Efendimizin (asm) bir mucizesiyle daha karşı karşıya olduğumuzu görmekteyiz. Kâinatın Efendisi asırlar önce bugüne nazar ederek buyurmuş:
Bir zaman gelecek ki, o zamanda İslâmın isminden ve dinin resim ve âdet olmasından başka bir şey kalmaz.
bbozgeyik@milligazete.com.tr
07.04.2006
İrşâdül Gâfilîn isimli eserde, Hz. İmam-ı Alinin (ra) rivayet ettiği şu hadis-i şerifi okuyunca ürperdim. Hadisin metni şöyleydi:
Yeti alânnâsi zemânün lâ yebgâ minel İslâmî illâ ismuhu velâ mineddiyni illâ resmuhu...
Eserde bu hadis-i şerif şu şekilde tercüme edilmiş:
Nâs (insanlar) üzere bir zaman gelir ki: İslâmın isminden başka ve dinin resim ve âdet olmaklığından maâda (başka) bir şeyi bâki kalmaz, demektir. (a.g.e./ 27)
O zaman bu zaman mıdır? Herkes şöyle etrafına bakıp karar versin.
Şeâir-i İslâmiye başta olmak üzere İslâmın binlerce hükmü uygulanmıyor. İslamın yasakladıkları alenen serbest olmuş. Emr-i bil Maruf serbest değil. Ama ne kadar münkerât varsa serbest. Hatta himaye ve teşvik görmekte.
Müslümanlar, İslamiyet diye, kendi nefislerinin, yahut çevrenin telkinâtını yaşıyor, haberleri yok.
Allaha harb ilan etmek demek olan faiz almış başını gitmiş. Zekat ehline ve yerine verilmez olmuş.
Müminlerin ve Müminelerin nâmahreme nazarları, yani bakışları haram kılınmışken bu yasağa uyanlar çok çok azalmış.
Mahrem kim, nâmahrem kim, bir erkek veya hanım kimlerle bir arada oturabilir, kimlerle oturamaz? Bu gibi hususlar araştırılmaz olmuş.
Kuran-ı Azimüşşanda cihadla ilgili en az 350 âyet varken, cihad alenen inkar edilmeye, Kuranı Kerimde kıtal kelimesiyle, silahlı muharebe ve mücâdelenin altının çizildiğini göre göre (Bakara Sûresi 216. âyet); silahlı cihad yoktur, cihad mânevîdir. Kâfirler bizi ne kadar vurursa vursanlar, isterse başımıza atom bombaları yağdırsınlar bizler karşılık veremeyiz. Bomba atamayız! denilmeye başlanmış.
Hanımlar için Tesettür-ü Şerinin ne olduğu araştırılmaz olmuş. Onun yerine Avrupa mukallitliği ve teşhircilik ön plana çıkmaya başlamış. Hanımlara annelik şerefi çok görülmeye ve kız çocuklarının bütün ev işlerini bir sadaka niyetiyle yapmak üzere yetiştirilmesine hor bakılmaya, Vegarnâ fî büyûtikünne (Ahzâb Sûresi 33. âyet) İlâhî emri, hatırlanmamaya ve hanımların evlerden dışarı çıkması teşvik edilmeye başlanmış.
İslamın binlerce hükmü uygulanmazken, uygulanamazken, pek çok hususta yanlış, hatta inancı zedeleyecek tatbikat mevzubahis iken, sadece ve sadece Müslümanım! demek yeterli midir?
Günümüzde olup bitenlere bakınca Peygamber Efendimizin (asm) bir mucizesiyle daha karşı karşıya olduğumuzu görmekteyiz. Kâinatın Efendisi asırlar önce bugüne nazar ederek buyurmuş:
Bir zaman gelecek ki, o zamanda İslâmın isminden ve dinin resim ve âdet olmasından başka bir şey kalmaz.