İspanya'dan yazan Mehmet Yücel, mektubunda şunları aktardı:
Yakın bir zaman içinde Madride gitmiştim. Silvia ve Mundoarabe isimli bir kitap evinin sahibi Rosa hanımla görüştüğümüzde Üstadı ve Risale-i Nuru anlatan küçük risalelerden vermiştim. Ertesi günü İslam Kültür Merkezine gittiğimde Silvia hanımla karşılaştık ve bana; Dünkü verdiğin kitabı okudum, çok enteresan buldum. İstiyorsan İngilizceden çevirisini yapabilirim.A yine de edebiyata hakim biri tarafından gözden geçirilmesi gerekir dedi. Ben Tamam yarın daha ayrıntılı konuşalım dedim. Kendi kendime de Her halde para ile yapmak istiyordur, çünkü hali vakti o kadar iyi biri de değil gibi diye düşündüm. Hatta İstanbul ve Ankarada birkaç ağabeye danışmak üzere mail de atmıştım. Geçen gün çeviri işini düşünüp düşünmediğimi tekrar sordu. Ben de yine içimden Böyle ısrarlı sorduğuna göre kendine bir kazanç yolu olarak da düşünüyor her halde dedim. Fakat yine de Madridten ayrılma zamanım gelince, arayıp tercüme işiyle ilgili görüşmek istediğimi söyledim. Görüşmemizde kendisine tercümenin nasıl yapılması gerektiğine dair bir soru yönelttim. Aldığım cevap Ben bunu iş olarak değil, yardım olarak yapmak istiyorum. Ama benim tercümem ne kadar güzel olur bilemem. Çünkü Said Nursînin düşünce tarzını bilmiyorum oldu. Ben bu cevap karşısında çok şaşırmış ve sevinmiştim. Kendisine Size yanımdaki İngilizce Sözler kitabını vereyim. Okumaya bu kitaptan başlayın. Böylece Said Nursînin düşünce tarzına ve üslûbuna da alışmış olursunuz dedim. Bu cevabım karşısında çok memnun oldu.
20 Nisan günü Endülüsün son kalesi onan Granadaydım. On sene önce de bu şehre gelmiştim. O ziyaretim sırasında bir kaç kişi tanımıştım. Tanımış olduğum kişilerden bir kısmı Elhamra Sarayının tam karşısına güzel bir cami inşâ etmek istiyorlardı. Bir kaç sene önce de o camiin inşasının tamamlandığını öğrenmiştim. Granadaya gelir gelmez ilk ziyaret ettiğim yer bu cami oldu. Elhamra bir tepede inşa edilmiş, bu yeni Ulu Cami tam karşısında bulunad diğer tepeye inşa edilmişti. Topladıkları yardımlarla, çok güzel bir cami yapmışlar. Hemen belirteyim, camii yaptıran şahıslar 1995 yılında, İstanbuldaki Suffa vakfında, Sungur ağabeyi de yardım taleb etme amaçlı ziyaret etmişlerdi. Ben de ordaydım ve onlarla böyle bir vesileyle tanışmıştık.
Cami ziyaretim sırasında, camiin çeşitli hizmetlerini deruhte eden Abdulvahid isimli bir gençle tanıştım. Özellikle Risale-i Nurun İspanyolcaya tercümesi çerçevesinde bazı düşüncelerimi ve planlarımı aktardım. Hoşuna gitti. Tercümeler konusunda yardımcı olabileceğini ve bu konuda tecrübeli olduğunu söyledi. Bu gelişme doğrultusunda şimdilik bir yandan Silvia Hanımın, diğer yandan benim yapacağım tercümelerin kontrolünü de inşaallah Abdulvahidin yapacağını belirteyim.
Bu güzel gelişmelerden kısa bir süre sonra, Granadaya 1,5 saatlik mesafede bulunan Orgiva kasabasına gittim. Orada Yusuf isimli bir Nur talebesi kardeş vardı. Gitmeden önce, onunla daha önceden tanışmış olan bir kardeşten onun hakkında ilginç bilgiler almıştım. Bu şahıs bir Risaleleri bir Türk olmasına rağmen burada tanımış. Hatta, okuduğu Risalenin tesiriyle bu eserlere aşık olmuştu. Çevresindekilere Türkiye ye gidip Nur talebeleriyle kalacağım ve dönüp burada Granada da Nur Medresesi açacağım demişti. Kendisiyle ilk karşılaşmamızda sevinçle, Türkçe olarak ooh, Risale-i Nur talebeleri buraya sonunda geldiler dedi. Ardından Ben Risale-i Nur dergâhı açacağım dedi. Ben de bunun için geldiğimi söyledim. Sevinci bir kat daha arttı. Tercümelerden bahsettim. Ben düzeltmelerinde yardımcı olurum dedi. Bu sefer benim sevincim artı.
Hutbe-i Şamiye risalesinin Şamdaki Emeviye Camiinde tekrar okunacak olmasından hareketle Ben de Batıda İspanyada bir seri konferanslar düzenleyim düşüncesiyle bu risaleyi tercümeye başlamıştım. Ancak epey yavaş bir tempoyla devam ediyor.
Velhasıl, şimdilik durumlar böyle. Allahın selâmı rahmeti üzerinize olsun.
Duaya muhtaç kardeşiniz Mehmet Yücel.
Not: Bu mektupla birlikte bir başka amaçlı mektubu ve biraz da çeviri çalışması nedeniyle sabah namazını kılıp 6:30 da yatmıştım ve saat 12ye kadar uyurum diyordum. Ancak, 10:30 gibi İslam Kültür Merkezinden aradılar. Arayan kişi ile aramızda şöyle bir diyalog geçti:
-İbrahim bey beni aradı ve sizin bu Cuma Said Nursinin görüşleri ile alâkalı konferans verebileceğinizi söyledi.
-Evet böyle bir şey konuşmuştuk ve ben önceki gün hazırlığa geçtim. Ama bu Cumaya yetişmeyecek. İnşaallah daha ileriki bir zamanda yaparız.
-Bu hafta yaparsak iyi olur. Bediüzzaman Said Nursiyi tanıtırz, görüşlerinden bahsederiz. Ben de tanımak istiyorum. Çok iyi olur.
-Pekala, Cuma gününe kadar ben bir şeyler hazırlayım. En azından küçük bir başlangıç yaparız.
* Bu haber Risale-i Nur Araştırma Merkezi tarafından hazırlanmıştır.
Yakın bir zaman içinde Madride gitmiştim. Silvia ve Mundoarabe isimli bir kitap evinin sahibi Rosa hanımla görüştüğümüzde Üstadı ve Risale-i Nuru anlatan küçük risalelerden vermiştim. Ertesi günü İslam Kültür Merkezine gittiğimde Silvia hanımla karşılaştık ve bana; Dünkü verdiğin kitabı okudum, çok enteresan buldum. İstiyorsan İngilizceden çevirisini yapabilirim.A yine de edebiyata hakim biri tarafından gözden geçirilmesi gerekir dedi. Ben Tamam yarın daha ayrıntılı konuşalım dedim. Kendi kendime de Her halde para ile yapmak istiyordur, çünkü hali vakti o kadar iyi biri de değil gibi diye düşündüm. Hatta İstanbul ve Ankarada birkaç ağabeye danışmak üzere mail de atmıştım. Geçen gün çeviri işini düşünüp düşünmediğimi tekrar sordu. Ben de yine içimden Böyle ısrarlı sorduğuna göre kendine bir kazanç yolu olarak da düşünüyor her halde dedim. Fakat yine de Madridten ayrılma zamanım gelince, arayıp tercüme işiyle ilgili görüşmek istediğimi söyledim. Görüşmemizde kendisine tercümenin nasıl yapılması gerektiğine dair bir soru yönelttim. Aldığım cevap Ben bunu iş olarak değil, yardım olarak yapmak istiyorum. Ama benim tercümem ne kadar güzel olur bilemem. Çünkü Said Nursînin düşünce tarzını bilmiyorum oldu. Ben bu cevap karşısında çok şaşırmış ve sevinmiştim. Kendisine Size yanımdaki İngilizce Sözler kitabını vereyim. Okumaya bu kitaptan başlayın. Böylece Said Nursînin düşünce tarzına ve üslûbuna da alışmış olursunuz dedim. Bu cevabım karşısında çok memnun oldu.
20 Nisan günü Endülüsün son kalesi onan Granadaydım. On sene önce de bu şehre gelmiştim. O ziyaretim sırasında bir kaç kişi tanımıştım. Tanımış olduğum kişilerden bir kısmı Elhamra Sarayının tam karşısına güzel bir cami inşâ etmek istiyorlardı. Bir kaç sene önce de o camiin inşasının tamamlandığını öğrenmiştim. Granadaya gelir gelmez ilk ziyaret ettiğim yer bu cami oldu. Elhamra bir tepede inşa edilmiş, bu yeni Ulu Cami tam karşısında bulunad diğer tepeye inşa edilmişti. Topladıkları yardımlarla, çok güzel bir cami yapmışlar. Hemen belirteyim, camii yaptıran şahıslar 1995 yılında, İstanbuldaki Suffa vakfında, Sungur ağabeyi de yardım taleb etme amaçlı ziyaret etmişlerdi. Ben de ordaydım ve onlarla böyle bir vesileyle tanışmıştık.
Cami ziyaretim sırasında, camiin çeşitli hizmetlerini deruhte eden Abdulvahid isimli bir gençle tanıştım. Özellikle Risale-i Nurun İspanyolcaya tercümesi çerçevesinde bazı düşüncelerimi ve planlarımı aktardım. Hoşuna gitti. Tercümeler konusunda yardımcı olabileceğini ve bu konuda tecrübeli olduğunu söyledi. Bu gelişme doğrultusunda şimdilik bir yandan Silvia Hanımın, diğer yandan benim yapacağım tercümelerin kontrolünü de inşaallah Abdulvahidin yapacağını belirteyim.
Bu güzel gelişmelerden kısa bir süre sonra, Granadaya 1,5 saatlik mesafede bulunan Orgiva kasabasına gittim. Orada Yusuf isimli bir Nur talebesi kardeş vardı. Gitmeden önce, onunla daha önceden tanışmış olan bir kardeşten onun hakkında ilginç bilgiler almıştım. Bu şahıs bir Risaleleri bir Türk olmasına rağmen burada tanımış. Hatta, okuduğu Risalenin tesiriyle bu eserlere aşık olmuştu. Çevresindekilere Türkiye ye gidip Nur talebeleriyle kalacağım ve dönüp burada Granada da Nur Medresesi açacağım demişti. Kendisiyle ilk karşılaşmamızda sevinçle, Türkçe olarak ooh, Risale-i Nur talebeleri buraya sonunda geldiler dedi. Ardından Ben Risale-i Nur dergâhı açacağım dedi. Ben de bunun için geldiğimi söyledim. Sevinci bir kat daha arttı. Tercümelerden bahsettim. Ben düzeltmelerinde yardımcı olurum dedi. Bu sefer benim sevincim artı.
Hutbe-i Şamiye risalesinin Şamdaki Emeviye Camiinde tekrar okunacak olmasından hareketle Ben de Batıda İspanyada bir seri konferanslar düzenleyim düşüncesiyle bu risaleyi tercümeye başlamıştım. Ancak epey yavaş bir tempoyla devam ediyor.
Velhasıl, şimdilik durumlar böyle. Allahın selâmı rahmeti üzerinize olsun.
Duaya muhtaç kardeşiniz Mehmet Yücel.
Not: Bu mektupla birlikte bir başka amaçlı mektubu ve biraz da çeviri çalışması nedeniyle sabah namazını kılıp 6:30 da yatmıştım ve saat 12ye kadar uyurum diyordum. Ancak, 10:30 gibi İslam Kültür Merkezinden aradılar. Arayan kişi ile aramızda şöyle bir diyalog geçti:
-İbrahim bey beni aradı ve sizin bu Cuma Said Nursinin görüşleri ile alâkalı konferans verebileceğinizi söyledi.
-Evet böyle bir şey konuşmuştuk ve ben önceki gün hazırlığa geçtim. Ama bu Cumaya yetişmeyecek. İnşaallah daha ileriki bir zamanda yaparız.
-Bu hafta yaparsak iyi olur. Bediüzzaman Said Nursiyi tanıtırz, görüşlerinden bahsederiz. Ben de tanımak istiyorum. Çok iyi olur.
-Pekala, Cuma gününe kadar ben bir şeyler hazırlayım. En azından küçük bir başlangıç yaparız.
* Bu haber Risale-i Nur Araştırma Merkezi tarafından hazırlanmıştır.
