- Üyelik Tarihi
- 23 Haz 2010
- Mesajlar
- 5,705
- Aldığı Beğeniler
- 14,607
- Takım
- Galatasaray
Ölüler Osmanlı kentinde dirilerle birlikte yaşamaya devam ederler. Küçük mahalle mezarlığının yanı başında çocuklar her gün neşeli çığlıklarla oynar, ötede bir bakkal günlük alışverişle uğraşırken mescidin yanındaki mahalle mektebinden taşan çocukların sesi, mezarlığın köşesinde rastlaşan iki hatunun dedikodusuna karışır.
Bastonuna dayanarak yürüyen bir ihtiyar durur, zenbilini yere kor, mezarlıktaki bir yatırın başında Fâtiha okur ve yoluna devam eder. Bazen bir iki goygoycu derviş bir kenara ilişir, neylerinden yanık nağmeler üfler, mezarlıktaki kuşlar bile susar. Ara sıra mezar taşlarını ve kitabeleri okumaya meraklı efendiler dolaşır. Tulumbacı kabadayıların mezarlıkta saldırmalarını çekip düello yaptıkları olur. Haneberduş takımı mezarlığa yerleşir, bazı sarhoşlar gece vakti orada içer. Bayramda, ramazanda, kandilde, düğünde, sünnette, başa bir dert geldiğinde, dert kalktığında mezarlıkta yatan büyükler ziyaret edilir.
Büyük şehir İstanbul’un, Bursa’nın ve diğerlerinin mahallelerindeki irili ufaklı mezarlık alanları, yeşillikler, servilerle doludur. Ölüm yaşayanları ürpertmez, yaşayan kenti güzelleştirir. Eyüp’e, Karacaahmet’e baktığımızda köşeli soğuk mezar taşları görülmez. Etraftaki otlarla, ağaçlarla bütünleşmiş binlerce taş dışarıdaki hayattan kopuk değildir. O taşların üstündeki kâtibî kavuklar sokakta gezinen efendilerin, âbânî sarıklar çarşıdaki esnafın başında da vardır. Taşların üstündeki çiçekler, etrafta rengârenk öbekler hâlindedir. Sanki şu kallâvîli mezar taşının altındaki vezir, yanındaki kazasker efendiyle sohbet hâlindedir. Kaykılıp duran üsküflü mezar taşının altındaki yeniçeri çorbacısı, kâtibî kavuklu mezarın sahibiyle çubuklarını tüttürmektedirler.
İlber Ortaylı, İstanbul'dan Sayfalar
Bastonuna dayanarak yürüyen bir ihtiyar durur, zenbilini yere kor, mezarlıktaki bir yatırın başında Fâtiha okur ve yoluna devam eder. Bazen bir iki goygoycu derviş bir kenara ilişir, neylerinden yanık nağmeler üfler, mezarlıktaki kuşlar bile susar. Ara sıra mezar taşlarını ve kitabeleri okumaya meraklı efendiler dolaşır. Tulumbacı kabadayıların mezarlıkta saldırmalarını çekip düello yaptıkları olur. Haneberduş takımı mezarlığa yerleşir, bazı sarhoşlar gece vakti orada içer. Bayramda, ramazanda, kandilde, düğünde, sünnette, başa bir dert geldiğinde, dert kalktığında mezarlıkta yatan büyükler ziyaret edilir.
Büyük şehir İstanbul’un, Bursa’nın ve diğerlerinin mahallelerindeki irili ufaklı mezarlık alanları, yeşillikler, servilerle doludur. Ölüm yaşayanları ürpertmez, yaşayan kenti güzelleştirir. Eyüp’e, Karacaahmet’e baktığımızda köşeli soğuk mezar taşları görülmez. Etraftaki otlarla, ağaçlarla bütünleşmiş binlerce taş dışarıdaki hayattan kopuk değildir. O taşların üstündeki kâtibî kavuklar sokakta gezinen efendilerin, âbânî sarıklar çarşıdaki esnafın başında da vardır. Taşların üstündeki çiçekler, etrafta rengârenk öbekler hâlindedir. Sanki şu kallâvîli mezar taşının altındaki vezir, yanındaki kazasker efendiyle sohbet hâlindedir. Kaykılıp duran üsküflü mezar taşının altındaki yeniçeri çorbacısı, kâtibî kavuklu mezarın sahibiyle çubuklarını tüttürmektedirler.
İlber Ortaylı, İstanbul'dan Sayfalar
