Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

turangida

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Haz 2010
Mesajlar
5,705
Aldığı Beğeniler
14,607
Takım
Galatasaray
Jean Baudrillard'ın Simülasyon Kavramı

Ünlü düşünür Jean Baudrillard ile literatüre geçen kuramdır. Baudrillard, gerçekliğin kapitalizm ve kitle iletişim araçları tarafından emilerek, başka bir gerçekliğe, hipergerçekliğe dönüştüğünü savunur. Bu durumda gerçek olanla olmayan arasındaki ayrım kalkmıştır, bunun yerini simülasyon ve simülakrlar almıştır. Simulakr taklit değildir, gerçeğin kendisidir. Platon’un mağarasındaki gölgeler simulakra örnek verilebilir. Baudrillard simuklar’ı Simulacra and Simulation” kitabının girişinde şöyle tanımlar:
"Hakikat, ortada bir hakikat bulunmadığını gizlemeye çalıştığından -simulakrların hakikati gizleme şansı yoktur. Simulakr hakikat demektir"
Körfez savaşının gerçekte yaşanmadığı bir simulakr olduğunu tezini de Baudrillard ortaya atmıştır:
“'Savaş kan ve dehşet görüntülerinin olmadığı bir reyting oyunu haline dönüşmüştür. Öyle ki, akşam işten evlerimize geldiğimizde yemeklerimizi yedikten sonra bacaklarımızı sehpaya uzatıp çaylarımızı yudumlarken, dizinin devamını seyreder gibi sakin ve o rehavetle bugün savaşta ne oldu bakalım bir dediğimiz bir duruma dönüşmüştür. Acıları duyumsamadığımız, empatiden yoksun kaldığımız, iliştirilmiş (sözde) gazetecilikle gerçekleşen haberlerde haber niteliği taşıyan bir şey yoktur. Artık haberler de savaşlar da sadece simülasyondur. Parlayan ışıkları savaş diye seyreden bizler, savaşın çok uzağındaymış gibi gece kameralarıyla çekim yapan yeşil ekranda; koşan askerleri görürüz sadece. Bu sahnelerde ölen siviller yoktur, çocuğunu kaybeden babanın ağlamasını haberci çekemez. İşte bu yüzden savaşlarda gerçekliğini yitirmiş durumdadır. Sadece simülasyona dönüşen ‘bu savaş’ diye izlettirilen ve izlediğimiz savaşlar söz konusudur. Bizler bu simülasyona gerçek diyoruz. Bizim gerçeğimiz simülasyonla yer değiştirmiş durumdadır. Gerçek çoktan yerini simülasyon alanına devretmiştir.”
Göstergeler, işaretler, kodlar, sayesinde işleyen simülasyon evrenini; sadece inançlarımızı, hayata karşı tutumumuzu, yaşam tarzımızı değil, en basit davranışlarımızı, günlük hayattaki tepkilerimizi bile şekillendirebilir
-----------
"Disneyland, çocuksuluğun gerçek anlamda her yere hakim olduğunu gizleyebilmek amacıyla kurulmuş minik bir evren olup, yetişkinlerin de buraya gelerek çocuklaşmalarına olanak tanımakta ve gerçekte çocuk olmadıklarına inandırılmaya çalışılmaktadır."
Jean Baudrillard, Simülakrlar ve Simülasyon
-----------
"Eskiden krallar ölmek zorundaydılar (tanrılar da). Zaten onları güçlü kılan şey de buydu. Günümüzün "krallarıysa" aşağılık bir ölme numarasına yatmaktadırlar. Bunu yapmalarının nedeni "avantajlarını" elden kaçırmama isteğidir."
Simülakrlar ve Simülasyon, Jean Baudrillard
-----------
"Belki de televizyon ekranı diye bir şey yoktur.Başka bir deyişle
televizyon minyatürleştirilerek beynimizin içine yerleştirilmiş,
tüm nöronları bir transistora indirgeyen ve düğmesine basar basmaz manyetik bir ses/görüntü bandı gibi (bir bant yoksa bir imge değil) gözlerinizin önünden akıp geçen sizin ekran,
televizyonun da sizi izleyen gözlere dönüştüğü bir terminaldir" ????
Jean BAUDRILLARD, Simülakrlar ve Simülasyon
-----------
Eğer, FİLİSTİN DE, IRAKTA BOSNA DA MÜSLÜMAN COĞRAFYA DA Kİ OLAYLARI herhangi bir tuvalet kağıdı reklamıyla aynı duyarsızlıkta izliyorsak, hayatımız bir simülasyon evrenine dönmüştür.
Yani hakikat hayatımızdan çıkmış, yerini ekranda gördüklerimiz almıştır.
Jean Baudrillard
-----------
Yaşanan yabancılaşmanın en büyük ve en tehlikeli sonucu da gündelik hayatın ritminden kopan modern insanın pozisyonsuzluğudur.
"köprüdeki intiharı seyreden otomobil sürücüsü ya da metrobüs yolcusu, camın ardından, televizyon monitörüne bakarcasına, "ne kadar yakın, o kadar uzak!" paradoksuna tutsak kalmaya başlar. bir süre sonra bu tutsaklığı tercih de eder. çünkü "pasif tanıklık" hiç bir zaman yormayacaktır kendisini. televizyon izleyicisinin hantallığı, gündelik hayatın öznesiyken de yapışmıştır bedenine. böylece köprüdeki intihar, ellerinde patlamış mısır ve colalarla seyredilen bir "sahne gösterisi"ne dönüşüvermiştir..."
Jean Baudrillard
 
Üst Alt