İkide bir çıkar yoluma büyük soru
Küçülür geçerim vurdum duymaz
Geçer gibi bir gölün önünden
Göze alamadığım ölçmeye derinliğini"
Franz Kappus
Küçülür geçerim vurdum duymaz
Geçer gibi bir gölün önünden
Göze alamadığım ölçmeye derinliğini"
Franz Kappus
Kalbimden taşan, aklımdan sızan ne varsa avuçlayıp bir hokkaya doldurmaktayım. İçimden arakladığım tüm renkleri de boca edip sonrasında divitimi banmaktayım... Karşıma çıkan her beyaz kağıt parçası ürkütüyor beni...
Bazen ne düşüneceğimi, ne söyleyeceğimi bilemiyorum. Hiçbir şey söylemem gerekmiyor elbette. Fakat sussam kıyametime dek öylece kalmaktan korkmaktayım. Bilhassa kendimle başbaşa kaldığım demlerde... Ki bu zamanımın büyük bir kısmına tekabül ediyor. Sanki içimde bir kabuk... Acımaktan, kendini tamirden yorgun... Kaldırıp köşesinden derinlerime bakamıyorum çoğu kez. Çoğu kez yüzeyde daireler çizip duruyormuşum gibi hissediyorum. Şimdiye dek en sırlı aynalarıma bakarken dahi bunu hissettim. İnsanoğlunun doyumsuzluğu mu demeli bu duruma bilemiyorum...
Bir elin gelip bana dokunup, içimde tökezlenip, kapaklandığım yerden beni kaldırmasını beklemiyorum. Ama doğrulsam da düşüşümü engelleyecek tek eylem olan, ilerlemeyi yalnız başıma yapacak gücü de kendimde bulamıyorum. Allah'ım biliyorum yalnız değilim. İnandım ve güvendim. Bana düşen kısmın hakkını verebilmem için daha fazla yardım et, kolaylaştır, onar benim bu topal halimi...
İçimde ikircikli bir çekirdek, bir tohum besliyorum nicedir... Gidip gidip yokluyorum, gidip gidip kokluyorum, daha açmadan... Tüketiyor mu, çoğaltıyor mu beni kestiremiyorum. Filiz verip vermemekte kararsız, işkilli mi işkilli gün ışığına karşı... Her seferinde fısıldıyorum kulağına, “solmaktan korktuğun için mi açmıyorsun yapraklarını?” diye... Bunda bile kararsız...
Sonunda beni beklemeye ikna edecek cümleyi buluyor:
“Açığa çıkmamış bir aşkla, sonu açıkta kalmış bir güzelliği kimse öldüremez...”*
SurKentiHikayeleri
.......