Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

cüneyd-i

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
4 Eyl 2005
Mesajlar
138
Aldığı Beğeniler
1
HANGİ ATATÜRK ?
KAÇ ÇEŞİT ATATÜRK VAR_?...ATATÜRKÇÜLER VE ATATÜRK'TEN GEÇİNENLER_?


Hangi Atatürk?
(CAN DÜNDAR 07 Kasım 2003 Cuma : MİLLİYET)




Kimininki kalpaklı kiminki fraklı, kimi sert kimi güler yüzlü... Herkes kendine göre bir Atatürk portresi çiziyor. Peki bunların hangisi gerçek Atatürk?




Ben gözümle görmedim, anlattılar: Atatürk, Anadolu'nun direniş ruhunun nasıl örgütlendi inden söz ederken 'küçük kıvılcımlardan büyük yangınlar dogabilecegini' söylemiş.
Sonra bu söz "Küçük kıvılcımlar, büyük yangınlar dogurur" diye pankart olup asılmış.
Nereye biliyor musunuz?
İtfaiyenin girişine...

Hangisi yalancı?
Atatürk'ü hepimizin degilse de, ço umuzun yanlış ya da hiç degilse eksik anladıgımızı söyleyebiliriz.
Yıllar önce TRT'de Üç Yalancı diye bir program vardı.
Üç tiyatro oyuncusu yan yana dizilir, ekranda gösterilen bir nesnenin ne oldugunu anlatırdı. Mesela birisi o nesnenin bir motor parçası, digeri çocuk oyuncagı oldugunu söyler, üçüncüyse savaş meydanında bulundugunu iddia ederdi. Yarışmacı 'üç yalancı'dan hangisinin dogru söyledigini bulmaya çalışırdı.
Günümüzün Atatürk tarifleri biraz bu yarışmayı andırıyor.
Baksanıza, Ata'nın müzede sergilenecek balmumu heykeli, gerçek boyuna uygun olarak 1.68 yapılınca, Atatürkçüler "Bu çok kısa" diye tepki gösteriyor ve heykelin boyu sipariş üzerine 1.85'e çıkarılıyor.
Boyu konusundaki karmaşa, fikirleri konusunda da yaşanıyor.
Atatürkçülük modası öyle bir hal aldı ki, artık herkes ondan bir parça koparıyor, o parçayı öne çıkarıp ona övgüler düzüyor. Zamanla Atatürk'ün sadece o parçadan ibaret olduguna kendisi de inanıyor. İşte o yüzden, bütün bu parça-koparıcılar kadar çok sayıda Atatürk çıkıyor ortaya...

Erbakan'dan Çelik'e kadar
Ne demek istedi imizi anlatmak için Atatürkçüler listesine şöyle bir göz atmak yeterli:
Adnan Hoca da Atatürkçü, Dogu Perinçek de...
Popçu Çelik de Atatürkçü, 'ordu göreve' pankartı açan gençler de...
Erbakan Başbakanken "En büyük Atatürkçü biziz" demişti; tabii onu hapseden Kenan Evren de...
Eski Genelkurmay Başkanı Dogan Güreş, partisinin başkanı Tansu Çiller'in yarımyüz fotografını Atatürk'ünkiyle eşleştirecek kadar Atatürkçüydü...
Bu kadar farklı egilimden insan, aynı liderden "Bizim önderimiz" diye söz ediyorsa bu işte bir yanlışlık olmalı.
O zaman da sormak gerekiyor:
Kaç farklı Atatürk var?
Ve hangisi gerçek Atatürk?



Bir liderden kaç farklı kimlik çıkar?

Devrimci Atatürk
Aslında 'Kuvvacı Atatürk' demek daha dogru...
Kuvvacılarınki, post bıyıklı, kalpaklı, antiemperyalist bir lider.
Daha 1960'larda Deniz Gezmiş, anti-Amerikan gençlik mücadelesine başlarken babasına şöyle yazıyordu:
"Sana müteşekkirim, çünkü Kemalist düşünceyle yetiştirdin beni... Küçüklü ümden beri evde Kurtuluş savaşı anılarıyla büyüdüm. O zamandan beri yabancılardan nefret ettim. Biz Türkiye'nin ikinci kurtuluş savaşçılarıyız." Bu antiemperyalist ve sivil direnişçi ruh, bugün de siyasal alanda pekçoklarına ilham veriyor.
"Ordu göreve" diyen Türk Solu dergisi, kalpaklı Mustafa Kemal kapagıyla çıkıyor.
Kemal Paşa'nın 1920'de bir komünist partisinin kurucusu olması, Lenin'e 'ezilen milletleri emperyalizmin hegemonyasından kurtarmak için' mektup yazması 'Solcu Atatürk'çülerin dayanakları...
Onun Anadolu halkına hitaben yayınladıgı bir beyanname elden ele geziyor:
"Müslüman kardeşlerim, komünist arkadaşlar...!
Büyük devletler yeni bir Müslüman kurbanını bogazlıyorlar. Onu yok etmek azmindedirler. Fakat biz, elde silahımız, anavatan topraklarını savunarak ve haklarımızı haykırarak ölmesini bilenlerdeniz. Köylülerimiz topraklarını, yurtlarını ve köylerini istilacıya karşı müdafaa ederken, şehit düşerken emin olabilirler ki, yakın bir zamanda bütün İslamiyet, komünizmle birlik olarak onların intikamını alacaktır."

Ülkücü Atatürk
Ata'nın saglıgında yazılan tek biyografisinde H. C. Amstrong, ona 'Bozkurt Atatürk' ismini takmıştı.
Nazım Hikmet'in tabiriyle 'sarışın bir kurda' benziyordu.
MHP Kongresi'nde asılan bir afişte o Atatürk'ü, bıyıkları fırça darbeleriyle sarkıtılmış, sert bakışlı bir asker olarak tanımıştık.
Ülkücülerinki, "Komünizm gördügü yerde ezilmelidir" dedigi önesürülen, daha 1933'te Sovyetler'in ilerde dagılabilecegini görüp "Oralardaki dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimize sahip çıkmalıyız" diyen bir 'başbug '...
Atatürk, 1927'de piyasaya çıkarılan 5 ve 10 liralık banknotların üzerine bozkurt resmi koydurmuştu.
1930'da tarihçilere 'Türk tarihinin ana hatları'nı yazdırmaya başladıgında, İslam'ın Türk tarihinin sadece bir bölümünü oluşturdugunu, oysa ondan önce de Türklere ait şanlı bir mazi bulundugunu anlatmıştı. Alfabede, giyside, müzikte Osmanlı'yı çagrıştıran ne varsa silmeye çalışıyordu.
Yıllar önce Celal Bayar'ın damadı Ahmet İhsan Gürsoy'dan dinledigim bir anıyı burada nakletmekte yarar var. Gürsoy'un anlattıgına göre Atatürk, 30'lu yıllarda Türk bayra ını da de iştirmeyi düşünmüş. Çünkü ayyıldız simgesinin Osmanlı'yı ve Arap dünyasını çagrıştırdıgına inanıyormuş. Türklere yeni bir ulusal kimlik kazandırmaya çalışırken, ona İslamiyet öncesi köklerini hatırlatan bir bayragın yakışacagını hesaplamış ve Göktürk'lerin bayragını düşünmüş.
O proje gerçek olsaydı, bugün Türk bayragında ne olacaktı biliyor musunuz:
Mavi fon üzerinde yeşil bir kurt profili...

Kürtlerin Atatürk'ü
Mustafa Kemal, Anadolu'ya geçtikten sonra Amasya'dan Kâzım (Karabekir) Paşa'ya çekti i telgrafta şöyle diyordu:
"Ben Kürtleri ve hatta bir özkardeş olarak tekmil milleti bir nokta etrafında birleştirmek ve bunu cihana göstermek karar ve azmindeyim."
Bu kararla, Amasya protokolünde 'Türklerin ve Kürtlerin oturdukları yerler' diye adlandırılan ülke için milli mücadele başladı ve BMM kuruldu.
Meclis'teki ilk tartışmalardan biri Kastamonu Mebusu Yusuf Kemal Bey'in, "Türklerin saglıgı korunmalıdır" demesiyle patlamış, Sivas Mebusu Emir Paşa, bu vatanda sadece Türklerin yaşamadıgını hatırlatmıştı. O aşamada, Mustafa Kemal Paşa devreye girmiş ve 'Meclis'in sadece Türklerden de il, Çerkezlerden, Kürtlerden, Lazlardan oluştugunu ve bunların çıkarlarının ortak oldugunu' vurgulamıştı.
Kurtuluş Savaşı başlarken Kemal Paşa, Kürtlere özerklik verilmesinden bile söz etmişti.
Kürt sorunu yeniden gündeme geldiginde, şahinler, Dersim isyanını sertlikle bastıran Atatürk'ü örnek alırken, güvercinler Mustafa Kemal'in 1920'lerdeki sözlerini arşivden çıkardılar.



...

 

cüneyd-i

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
4 Eyl 2005
Mesajlar
138
Aldığı Beğeniler
1
Dindar Atatürk
Bitmek bilmez bir tartışma da Atatürk ve din meselesidir.
Timur Selçuk, Yaşar Nuri Öztürk gibi Atatürkçü müminler Kur'an'la Nutuk'u bir arada saklar kütüphanelerinde... Başuçlarında Ata'nın Meclis açılışında ellerini kaldırmış dua ettigi fotografı asılıdır. Fotografın altında da Ocak 1923'teki konuşması vardır.
"Bizim dinimiz en makul ve en tabii dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki, son din olmuştur. Bir dinin tabii olması için akla, fenne, ilme ve mantıga tetabuk etmesi lazımdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen mutabıktır."
Onlara göre 'Atatürk dinin özüne degil, din olarak kabul edilen gelenege ve eskimiş kurumlara karşı tavır almış'tır ve vahiy ile akıl arasında uzlaşmazlık görmemiştir.
Ateistler, buna bir başka Atatürk metniyle karşı çıkar.
Onların elindeki metin, 1 Kasım 1937 tarihli Meclis açış konuşmasıdır: "Dünyaca bilinmektedir ki, bizim devlet idaresindeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadıgı siyasetler, idarede ve siyasette bizi aydınlatıcı ana hatlardır. Fakat bu prensipler gökten indirildigi sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutulmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı gökten ve gaipten degil, dogrudan dogruya hayattan almış bulunuyoruz."

Demokrat Atatürk
Ve nihayet liberal-demokrat Atatürk...
Özellikle Cumhuriyet'le yaşıt İktisat Kongresi'nde uygulamaya konan ekonomi politikası ve Celal Bayar'ın Başbakanlı ı döneminde hayata geçirilen uygulamalar, Atatürk'ü, İş Bankası'nın kuruluşuna imza atmış bir 'liberal devlet adamı' yönüyle öne çıkarır.
Hele İsmet Paşa'nın Başbakanlı ında iki kez direkten dönen çok partili rejim arayışları onu 'demokrat' sıfatıyla bir arada de erlendirenlerin en inandırıcı kanıtıdır.
Her ne kadar Cumhuriyet tarihi boyunca demokrasiyi askıya alan tüm askeri müdahaleler, Atatürkçülük adına yapılsa da, Cumhuriyet'in asıl hedefinin demokrasi oldu una inananlar, 'muhtaç oldukları kanıt'ı, onun Afet İnan'a verdigi el yazısı notlarında bulabilirler:
"Artık bugün demokrasi fikri daima yükselen bir denizi andırmaktadır. Yirminci asır, birçok müstebit hükümetlerin bu denizde boguldugunu göstermiştir."

Neden bu kargaşa?
Baştaki soruya dönelim: Hangisi dogru bunların? Her biri gerçek belgelere, tanıklıklara, konuşmalara dayandırılan bu politik kimliklerin hangisi gerçek Atatürk?
Bir insan aynı anda hem devrimci hem ülkücü, hem 'Kürtler'in özerkliginden yana', hem Türkçü, hem dindar hem pozitivist, hem otoriter hem demokrat olamayacagına göre bu iddia sahiplerinden biri yalan söylüyor olmalı...
Hangisi?
Sanıyorum, bu zor sorunun yanıtını bulabilmek için 1920'lerin koşullarını ve Kurtuluş Savaşı ile Cumhuriyet'in hangi şartlar altında gerçekleştirildigini iyi bilmek gerek.
Kurtuluş Savaşı verilirken, Anadolu ahalisinin kahir çogunlugu, nihai amacın Saltanat ve Hilafet'i korumak oldugunu düşünüyordu.
Kürtler'in bazısı özerklik peşindeydi.
Komünistler, Sovyet devrimine özeniyordu.
Bütün bu farklı egilimlerden, ortak bir mücadele azmi yaratabilmenin yolu, hepsine yönelik sıcak mesajlar vermekten geçiyordu.
O yüzdendir ki, Meclis'in açılışında eller açıldı, dualar edildi, Kürtler'e özerklik vaat edildi, muvazaalı bir resmi komünist parti kurulup Sovyet etkisindeki komünist hareket yok edildi.
Ulus olma sürecinde din yerine tutkal olarak Türklük ruhu gerekiyordu; bozkurtlu bayrak düşünüldü.
Ancak bunlar 1920'lere özgü geçici tedbirlerdi; hiçbiri bugün Atatürkçülük adına savunulamayacak kimliklerdi.
O yüzden zaman zaman birbiriyle çelişen bu sözler, tavırlar, tutumlar kargaşasını, Atatürk'ün olgunluk dönemine ait notlarının, konuşmalarının, eylemlerinin süzgecinden geçirmek şart...
Bu yapılmayıp da 1920'lerin kargaşasından rastgele bir fotograf çekince Atatürk, herkesin kullanımına açık "Binbir surat"lı bir lidere dönüşüyor ve 'bunca yalancı' içinde kimin dogruyu söyledigini bulmak, hepten güçleşiyor.

Atatürk ticareti düşüşte
( Melis Çelebi : Milliyet )

29 Ekim geçti, 10 Kasım yolda. Peki Atatürk ürünlerinin satışı arttı mı? Esnafa sorarsanız, piyasada hiç hareket yok


10 Kasım'ın arifesinde, Atatürk ürünlerinin hazırlık aşamasını araştırmak için solugu Tahtakale'de aldık. Piyasada bir hareket beklerken, Atatürk ticareti yapan esnafın yüzünün pek de gülmedigine şahit olduk. Hepsi satışların ve Atatürk'lü ürünlere ilginin az olmasından şikayetçi. Dillerde, üç yıl önce yaşanan Ata patlaması dolaşıyor. Kime sorsak üç yıl önce, satışların bir anda tavana vurdugundan bahsediyor. Peki ya şimdi degişen ne? Üç yıl önce yaşanan patlamanın nedeninin, insanların irticai hareketlere ve dinci çevrelere tepkisi oldugu söyleniyor.
Bugün ise, Mercan yokuşundaki dükkanlara "Atatürk" dedigimizde, kimi satıcılar bize kötü kötü bakıp tersliyorlar. Atatürksever dükkan sahipleri ise, ellerinde kalan mallardan şikayet ediyorlar.

Özel günlerin satışa etkisi
Metal aksesuvar satan Bronz İş'in sahibi Alex Ohannesyan, "Atatürk ürünlerini nasıl olsa satarım" diye düşünerek yaptırdı ı aksesuvarları satamadıgını söylüyor. "Atam İzindeyiz rozetlerini 29 Ekim'de, hiç olmazsa 10 Kasım'da satarım diye yaptırdım. İki yıldır özel günlerde bile satamadım" diye hayıflanıyor. Ohannesyan, artık hazırda rozet bulundurmuyor, ancak sipariş gelirse yaptırıyor. Bazen belediyelerden, sipariş geldigini söylüyor.
Karakuş adlı dükkanın sahibi Vehbi Karakuş, Atatürk ürünlerinin satışında degişiklik olmadıgını anlatıyor. "Bir dönem Tarkan zilleri modası vardı. O ara, bu zillerin gerçekten bir piyasası oluştu. Oysa Atatürk için aynı şey geçerli degil" diyor. Ne de olsa Atatürk bir klasik, gelip geçici bir moda degil.
Karakuş, özel günlerin bayrak satışına olsa da, Atatürk rozeti, büstü ya da posteri satışına bir etkisi olmadı ı kanısında. Bunu da şöyle bir benzetmeyle açıklıyor: "Sevgililer gününde herkes sevgilisine bir gül veriyor. Bu durumda ise, isteyen istedigi gün sevgilisine bir gül veriyor." Ancak ardından "Ama belli de olmaz, burası Türkiye" diye ekliyor: "Yarın bakarsınız bir rüzgar eser, o rüzgarı yakalarsınız. Her taraftan başlar gelmeye, 'Atatürk resmi var mı? Atatürk posteri var mı?' diye."

Liberal Atatürk
Tahtakale'yi ve mahsun esnafı geride bırakarak, Güneşli'de Atatürk posteri basan bir matbaaya yol alıyoruz. Keskin Color'ın ortaklarından Reşit Keskin, Tahtakale esnafı kadar olumsuz bakmıyor olaya. "Evet dogru, Atatürk ürünlerinin satışı bundan üç yıl önce daha fazlaydı. Ancak şimdi satışların durdugunu söylemek dogru olmaz" diyor. Yılda 150-200 bin Atatürk kartpostalı, 60-70 bin tane de Atatürk takvimi sattıklarını söylüyor. Keskin, insanların 25 yıldır büyük önderin aynı resimlerini görmekten sıkıldıklarını, bu yüzden son zamanlarda piyasaya çıkan degişik ve orijinal, yeni fotograflarına ragbetin arttıgını belirtiyor. Mesela, Atatürk trenin camından bakarken, vapurda salıncaga binerken, çocukların arasında gülerken, kadınlarla dans ederken, bir baloda zeybek oynarken veya keyifle yemek yerken...
Atatürk'ün mareşal üniformalı posterinin artık insanların ilgisini çekmedigini söyleyen Keskin, "İnsanlar biraz daha liberal bir Atatürk görmek istiyorlar" diyor.


ATATÜRK ne demişti:
"Ölülerden medet ummak, medenî bir toplum için ayıptır... Medeniyetin parlak ışıkları karşısında filan ya da filandan medet umacak kadar geri kafalı insanların Türkiye medenî camiasında mevcudiyetini asla kabul etmeyiz."30 Kasım 1925 (TBMM Konuşması)


sol ne yapıyor... !?:
Baykal, Atatürk'e dert yandı! ( 24.07.2005)

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve beraberindeki heyet, Lozan Antlaşması'nın 82. yıldönümü münasebetiyle Anıtkabir'i ziyaret etti.


Anıtkabir Özel Defteri'ne düşüncelerini aktaran Baykal, Atatürk'e dert yandı. Baykal, Anıtkabir Özel Defteri'ne şunları yazdı:"Büyük Atatürk, Sevgili Genel Başkanım. Ba ımsız bir devlet olarak, kendi yurdumuzda yaşama hakkımızı tanımayanlara bu hakkımızı kabul ettirişimizin 82. yılında huzurundayız. Bagımsız, çagdaş, laik bir cumhuriyet olarak dünyadaki yerimizi güçlendirme çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Çagdaş, laik ve bagımsız devlet kimligimize karşı tehlike ve tehditler ne yazık ki varlıgını ilk günlerdeki gibi hâlâ sürdürüyor. Tehlike ve tehditler var ama, biz de varız. Gücümüzü senden ve milletimize olan inancımızdan alıyoruz. Çagdaş, laik ve bagımsız Türkiye Cumhuriyeti var olmaya devam edecektir. Bu inancımızı ve sana olan sevgimizi ifade etmek için milyonlarca CHP'li adına kadın, erkek, çoluk, çocuk huzurundayız. Hep senin yanında bulunmaya devam edecegiz. Seni yalnız bırakanlardan olmayacagız."
NEDİR BU SAHTE ATATÜRK'ÇÜLERDEN BU MİLLETİN ÇEKTİĞİ...!?
 

cüneyd-i

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
4 Eyl 2005
Mesajlar
138
Aldığı Beğeniler
1
NE ÖVGÜ NEDE SÖVGÜ...MUSTAFA KEMAL ATATÜRK...!
 
Üst Alt