- Üyelik Tarihi
- 2 Eyl 2005
- Mesajlar
- 2,975
- Aldığı Beğeniler
- 2
KADER DEĞİŞİR Mİ..?
Kaderin değişmezliği ile kaderin değişebilirliği konusunda Yüce Kitabımız bize kaderin değişebileceğini bildiriyor. Ama kaderin değişebilirliği hükmü, kaderin ipini sana verdim, git istediğin gibi dolaş anlamında değil, takdirdeki bir çizgiyi Cenab-ı Hakkın alması, onun yerine başka bir çizgi koyması anlamındadır ki, Yüce Kitabımız gerek duanın, gerekse dua ötesi niyazın ve amelin, mümince yaşamanın, Allaha kendini sevdirmenin, kaderin kendisine değişik bir ışık vereceğini bildiren ayetlerle doludur. Onun için kader durup dururken değişmez. Ama insan, duasıyla, gönül zenginliğiyle ve yaşama biçimindeki güzelliklerle kaderin bir çizgisi üzerinde Cenab-ı Hakka nazını kabul ettirebilir.
Yine büyüklerin bir emri vardır. Kaderin dua ile reddi de kader cümlesindendir. Yani siz kaderlerinizdeki bir sıkıntıyı, tahammül edilmeyecek bir çizgiyi dua ile reddediyorsanız, o da yine kader cümlesindendir. Yani Cenab-ı Hakkın tasvibinin dışında insan kaderinin bir tek virgülünü değiştiremez. Nasıl ki, evrende ay Ben bugün saat 13.152te çıkacaktım, ama çıkmıyorum diyemezse, insanların kaderinde de takdir-i ilahiyi değiştirmek mümkün değildir. Hayatta bu zor gibi gelir insana, her şey kaderin tasarrufu içindeyse benim rolüm nedir gibi. Senin rolün kulluktur. Allahın verdiği İlahi rolü oynamaktır. Bu çok önemli bir şeydir. Çünkü, bir kula Cenab-ı Hak bir kader vermekle, bir İlahi senaryo verir. Bu İlahi senaryoyu oynamakla mükellef olduğu şu dünya sahnesinde, bu değişir mi, değişmez mi diye ortadan çıkması mümkün değildir. Ancak senaryoda kendisine verilen rolün tercihinde bir özellik vardır.
Şimdi Cenab-ı Hak takdirinde murat ettiği hayat rollerini sahne-i aleme, dünya sahnesine insanları ışınlarken ona bir takdir rolü vermiştir, o takdir rolünün intikalinde bir incelik vardır. Nasıl vardır? Aslında rolü oynayan artistin iyi artist olup olmadığı, rolün biçiminde değildir. Mahalle bekçisi olur, rolünü çok güzel oynar, ama kral olur, oynayamaz. Bu bakımdan önemli olan insanın Cenab-ı Hakkın takdirindeki rolü sıcak ve içten oynamasıdır. Bu oynama sırasında eğer o rolün birtakım sıkıntıları, tazyikleri insanoğlunda bir bunalma yaparsa, o eğer inanıyorsa, Cenab-ı Hak o bunalmayı nasıl gidereceğini gösterir& İnanmıyorsa büsbütün bunalır, patlar..
Kadere imandaki hikmet de budur. Bunu zevkli oynamak, Cenab-ı Hakka Aferin güzel oynadın oyununu dedirtmek gerekir. Aradaki nefsi, kalın bir tabakadan, ince bir tüle döndürerek, Cenab-ı Hakka yakınlaşmak lazımdır. O rolü en sevimli şekilde oynamanın sırrını, yollarını bulmak gerekir. Bir müminin en önemli vazifelerinden birisi de her gün Amentüsünde Ve bil-kaderi dedikten sonra, hayrihi ve şerrihi minallahi teala, yani Hayır da, şer de Sendendir ya Rabbi diyerek teslimiyetini mutlaka icra etmesi lazım ki, İslamın kadere imandaki çok büyük bir özelliği görülsün.
Çünkü evrende Allahın dediğinden başkası olmaz. Eğer şer görüyorsanız, o Allah izin verdiği içindir. Eğer hayır görüyorsanız o da Allah istediği içindir.
Kaderin değişmezliği ile kaderin değişebilirliği konusunda Yüce Kitabımız bize kaderin değişebileceğini bildiriyor. Ama kaderin değişebilirliği hükmü, kaderin ipini sana verdim, git istediğin gibi dolaş anlamında değil, takdirdeki bir çizgiyi Cenab-ı Hakkın alması, onun yerine başka bir çizgi koyması anlamındadır ki, Yüce Kitabımız gerek duanın, gerekse dua ötesi niyazın ve amelin, mümince yaşamanın, Allaha kendini sevdirmenin, kaderin kendisine değişik bir ışık vereceğini bildiren ayetlerle doludur. Onun için kader durup dururken değişmez. Ama insan, duasıyla, gönül zenginliğiyle ve yaşama biçimindeki güzelliklerle kaderin bir çizgisi üzerinde Cenab-ı Hakka nazını kabul ettirebilir.
Yine büyüklerin bir emri vardır. Kaderin dua ile reddi de kader cümlesindendir. Yani siz kaderlerinizdeki bir sıkıntıyı, tahammül edilmeyecek bir çizgiyi dua ile reddediyorsanız, o da yine kader cümlesindendir. Yani Cenab-ı Hakkın tasvibinin dışında insan kaderinin bir tek virgülünü değiştiremez. Nasıl ki, evrende ay Ben bugün saat 13.152te çıkacaktım, ama çıkmıyorum diyemezse, insanların kaderinde de takdir-i ilahiyi değiştirmek mümkün değildir. Hayatta bu zor gibi gelir insana, her şey kaderin tasarrufu içindeyse benim rolüm nedir gibi. Senin rolün kulluktur. Allahın verdiği İlahi rolü oynamaktır. Bu çok önemli bir şeydir. Çünkü, bir kula Cenab-ı Hak bir kader vermekle, bir İlahi senaryo verir. Bu İlahi senaryoyu oynamakla mükellef olduğu şu dünya sahnesinde, bu değişir mi, değişmez mi diye ortadan çıkması mümkün değildir. Ancak senaryoda kendisine verilen rolün tercihinde bir özellik vardır.
Şimdi Cenab-ı Hak takdirinde murat ettiği hayat rollerini sahne-i aleme, dünya sahnesine insanları ışınlarken ona bir takdir rolü vermiştir, o takdir rolünün intikalinde bir incelik vardır. Nasıl vardır? Aslında rolü oynayan artistin iyi artist olup olmadığı, rolün biçiminde değildir. Mahalle bekçisi olur, rolünü çok güzel oynar, ama kral olur, oynayamaz. Bu bakımdan önemli olan insanın Cenab-ı Hakkın takdirindeki rolü sıcak ve içten oynamasıdır. Bu oynama sırasında eğer o rolün birtakım sıkıntıları, tazyikleri insanoğlunda bir bunalma yaparsa, o eğer inanıyorsa, Cenab-ı Hak o bunalmayı nasıl gidereceğini gösterir& İnanmıyorsa büsbütün bunalır, patlar..
Kadere imandaki hikmet de budur. Bunu zevkli oynamak, Cenab-ı Hakka Aferin güzel oynadın oyununu dedirtmek gerekir. Aradaki nefsi, kalın bir tabakadan, ince bir tüle döndürerek, Cenab-ı Hakka yakınlaşmak lazımdır. O rolü en sevimli şekilde oynamanın sırrını, yollarını bulmak gerekir. Bir müminin en önemli vazifelerinden birisi de her gün Amentüsünde Ve bil-kaderi dedikten sonra, hayrihi ve şerrihi minallahi teala, yani Hayır da, şer de Sendendir ya Rabbi diyerek teslimiyetini mutlaka icra etmesi lazım ki, İslamın kadere imandaki çok büyük bir özelliği görülsün.
Çünkü evrende Allahın dediğinden başkası olmaz. Eğer şer görüyorsanız, o Allah izin verdiği içindir. Eğer hayır görüyorsanız o da Allah istediği içindir.