Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

dervis1

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
13 Tem 2011
Mesajlar
13
Aldığı Beğeniler
0
Sayın Forum üyeleri;

Öncelikle Allah'ın selam ve bereketi üzerinize olsun diyorum. Kısaca ben 29 yaşında İstanbulda yaşayan bir kardeşinizim diye kendimi tanıtıp, soruma geçmek istiyorum.

İnsan kaderini yazarmı? yaşarmı? Şöyle ki; asıl sorumun kökü şudur. İnsanın başarılı-başarısız, zengin-fakir, meseğinde zirvede yada mesleğinde en diplerde, yerlerde olması vb. şeklinde uzar gider, Bunlar kadermidir? Yani bi insanın başarısız olması, güzel para kazanamıyor olması, düşündüklerinin hiçbirini gerçekleştiremiyor olması kadermidir? kazamıdır? İnsan dilerse hayatını şekillendirebilirmi ?

Okuyup cevap verme nezaketini gösteren tüm forum üyelerine şimdiden teşekkürederim. Allah yar ve yardımıcınız olsun.

Sevgi ve selamlarımla...
 

katresu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
8 Haz 2011
Mesajlar
1,624
Aldığı Beğeniler
14
Konum
Adana
Takım
Diğer
“İnsan kaderini yazar mı, yaşar mı?”

İnsanın fiilleri, zorunlu (ıztırarî) fiiller ve ihtiyarî (iradeli) fiiller olmak üzere ikiye ayrılır. Nefes alışımız, kalp atışımız, midemizin sindirimi gibi zorunlu ve refleks hareketlerimizin oluşturduğu fiillere ıztırarî fiiller adı verilir.

Bunların oluşumunda insan iradesinin herhangi bir rolü yoktur. Dolayısıyla da insan bu fiillerden sorumlu değildir.

Yazı yazmak, oturup kalkmak, namaz kılmak veya kılmamak, hayır veya şer, iyi veya kötü bir şey işlemek gibi hür irademizle seçerek yaptığımız fiiller ise iradeli fiillerimizdir.

İradeli fiillerimizin oluşumunda herhangi bir baskı ve zorlama altında değilizdir. Her ne şekilde olursa olsun bizi ve yaptıklarımızı yaratan Allah Teâlâ olduğu için, bizim her iki çeşit fiilimizi yaratan da Allah Teâlâ'dır.

Ehl-i sünnet'e göre kulların fiillerini onların iradeleri doğrultusunda yaratan Allah olduğu için, yaratma sıfatı Allah'tan başka bir varlığa verilemez.

Bu sebeple kulun, fiilini kendisinin yarattığı ileri sürülemez. Çünkü bir âyette "Allah her şeyin yaratıcısıdır..." (ez-Zümer 39/62) buyurulmuştur. İnsanın fiili de şey kapsamındadır. Şey somut varlığı olan demektir. O halde insan fiilinin yaratıcısı da Allah Teâlâ'dır.

Buna göre insan, hür iradesi ile fiili seçer, gerekli gücü sarfeder, Allah da onun neyi seçeceğini ezelî ilmi ile bilir, bu ilmine göre irade ve takdir buyu¬rur ve bu iradesi doğrultusunda yaratır.
(Alıntıdır)

“…düşündüklerinin hiçbirini gerçekleştiremiyor olması kadermidir? kazamıdır?”

"kader" Hak Teâlâ`nın "Ilim" ve "Irade" sıfatlarına, "kaza" da "Kudret" ve "Tekvin" sıfatına dayanır.

Yani Kader; her hangi bir şeyin mahiyetini gösteren ve sınırlayan bir ölçüdür. Nitekim her şey "ilâhî bir ölçü"ye bağlı olarak ezelde takdir ve tayin edilmiştir.

O halde kader; bu âlemin ve ondaki bütün varlıkların ilâhî hikmete göre yaratılmasında ve varlığının devamında esas olan "Ilâhî bir ölçü, Ilâhî bir kanun" dur.

"Kaza" kelimesine gelince: lugatta; "bir şeyi sonuna getirerek hükme bağlamak", yani onun sözle veya hareketle tamamlanması, "fiillerin zamanında yaratılması"dır.

“İnsan dilerse hayatını şekillendirebilir mi ?”

"Rasülüm de ki: Ben, Allah'ın dilediğinden başka kendime her hangi bir fayda ve zarar verecek güce sahip değilim."( A'raf/188.)

Büyük arif İbnu Ata (k.s) "Hikem" adlı eserinde der ki: "Himmetler ne kadar büyük ve hızlı olursa olsun kader sınırlarını geçemez."

Bir çeşit kader vardır ki onun gerçekleşmesi Allah tarafından kesin hükme bağlanmıştır. Bu hükmü verilen şeyin gerçekleşmesi kaçınılmazdır. Onu dua ve himmet değiştirmez. Buna "kazâ-i mutlak" denir.

Yani, kesin hükme bağlanmış olması kesinleşmiş kaza demektir. Rızık, evlilik ve ecel gibi.

Bir çeşit kader vardır ki, onun gerçekleşmesi bazı sebeplere bağlanmıştır.

Buna "kazâ-i muallak" denir. Yani sonucu bazı sebeplere bağlanmış kaza demektir.
İşte dua, himmet ve sadaka bu kısımda fayda verir. Allahu Teala, bir hikmeti icabı o sonucu bu sebebe bağlamıştır.

Kul, neyin neye sebep yapıldığını bilmediği için, sadaka, dua, tevbe, istiğfar, zikir, ibadet, taat gibi hayırlı sonuç verecek bütün sebeplere sarılmalıdır.
Bunun muhakkak faydasını görecektir.
(Alıntıdır)
*************************************

NOT : Araştırmalarım sonucu toparlayabildiklerim bunlardır. Yeterli gelmemiş veya sorularınızı aydınlatamamış ise; sitede kayıtlı olup, daha iyi bilgi verebilecek olan arkadaşlar, sorularınızı cevaplama babında yardımcı olacaktır diye düşünüyorum.
 

dervis1

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
13 Tem 2011
Mesajlar
13
Aldığı Beğeniler
0
Teşekkürederim katresu, Allah razı olsun...
 

EkSen

Çelİşkilli
 
Üyelik Tarihi
25 May 2011
Mesajlar
638
Aldığı Beğeniler
13
Hoşgeldin Derviş kardeşim ama bilki zor geldin .. Çok çetrefilli bir konu hakkında soru sordun ..
KatreSu kardeşimizin alıntıları sanırım seni tatmin edecektir ..
Selametle ..
 

seylan_54

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Ocak 2011
Mesajlar
3,957
Aldığı Beğeniler
1,393
Kader ve kaza konusu hep tartışılagelen bir konu olmuştur. Bu noktada Allah'ın emrettiği ile hükmedemeyen insanlar sapkınlık noktasına gelmiş ve "kadercilik" adıyla kavramsallaşan bir akımı ortaya çıkarmışlardır.

Kader konusu üzerinde çok kafa yormuşumdur. Bilgimin yetmediği yerde çeşitli ilim adamlarının konu ile ilgili yazmış olduğu kitapları okuyarak "kader" konusunu anlamaya çalışmışımdır.

Bu anlamda "kader" kelimesinin geçtiği yerde kafamda oluşan temel başlıklar şunlardır:

1- Zaman kavramı sadece dünya hayatı için geçerli olup uhrevi anlamda sadece bir "an"dan ibarettir.

2- Dünya hayatı yaşanmış ve bitmiştir.

3- Herşeyin sonsuz ve mutlak bilgisine sahip olan Allah’tır.

4- Allah'ın izni olmadan bir yaprak bile kıpırdamıyorsa; insanın kaderini değiştirmesi mümkün değildir.

5- Kadercilik ile kader arasında çok ince bir çizgi vardır. Bu çizgi ise yaşadığımız dünya hayatında bizim irademizi kullanarak aldığımız kararlardır. (Bu kararları çoktan alıp uyguladığımız ve şu anda da daha önce yaptıklarımızı bilmediğimiz için değiştirme şansımız olmadan tekrar yapıyoruz.)

Şöyle bir örnek verirsem 5. maddede anlatmak istediğim şey daha iyi anlaşılacaktır (örnek birerbir kaderi anlatamayabilir ama en azından fikir verebilir) ; Bir filmde başrol oyuncusu olduğunuzu düşünün. Filmin hemen her sahnesinde yer alıyorsunuz. Senarist senaryoyu yazmış ve vermiş yönetmene. Artık yönetmen ne derse, nasıl derse siz onu yapmak zorundasınız değil mi? Filmin yardımcı oyuncuları, figüranları, dekoru, vs. her şey yönetmen tarafından ayarlanacak ve siz yönetmenin direktifleri doğrultusunda filmde verilen rolü ifa edeceksiniz.

Filmin çekimleri tamamlandıktan sonra filmi izlediğinizi düşünün. Oradaki hal ve hareketlerinize müdahale etmeniz mümkün müdür? Çekilen filmin içerisinde yer alan siz, film her yeniden oynatılışında filmin tamamlanıp yine sizin tarafınızdan izlendiğini bilmeden her defasında yeniden, yeni bir heyecanla filmi çekmeye başlayacaksınız.

Bu örnekten hareketle film daha çekilmeye başlamadan önce zaten “film çekildi bitti” diyerek olayı akışına mı bırakırsınız yoksa film çekilmeye başladığı zaman tüm oyunculuk hünerlerinizi sergileyerek iyi bir şey mi ortaya çıkarmaya çalışırsınız? İşte bu nokta ise “kader”in “kadercilik”ten farkıdır.

Bu açıdan düşündüğümüzde şu çıkarıma ulaşabiliriz: “Madem her şey yaşandı bitti. Dünya hayatı bir “an” idi. O halde “an” bitti ise şu anda kıyamet kopmuş olmalı. Ve ahiret hayatı başlamış ve tüm insanlar hesaba çekiliyor olabilir.” Diyebilirsiniz. Böyle bir soruya cevaben “evet olabilir” diyebiliriz. Belki de şu anda tüm insanlık mahşer gününde. Herkes toplanmış ve hesap veriyor olabilir. Ve herkes dünya hayatında yaşadıklarını bir film izliyor gibi seyrediyor olabilir. Şu anda çevremizde ölen insanların ise mahşer gününde hesabı tamamlanmış olabilir. Ahiret aleminde dünya hayatı ile ilgili hesap veren kişiler, dünya hayatından çekildikleri için ahret aleminde de sorgusu tamamlanmış olabilir.

Evet biz bunları bilemiyoruz. Çünkü film tamamlandıktan sonra filmi her yeni oynatışımızda filmde bulunan oyuncular kendilerinin veya başkalarının onları izlediklerini bilmeden filmi çekmeye yeni başladıklarını zanneder.

Bizler bize Allah tarafından verilen bilgiyi biliyoruz. Diğer alemleri, zamanı ve her şeyi yalnızca Allah bilir. Şu muhakkaktır ki, her şeyin sonsuz ve mutlak bilgisi yalnızca Allah’ındır.

Kader ile ilgili temel argümanlar ve birebir örtüşmeyen örnek çerçevesinde kader kavramının özünün bu olduğunu düşünüyorum. Yanılıyor da olabilirim. Ama en azından doğruyu aramaya devam ediyorum. İnşallah size kader konusunda küçükte olsa bir fikir verebilmişimdir.
 

dervis1

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
13 Tem 2011
Mesajlar
13
Aldığı Beğeniler
0
Hoşbuldum, hepiniz saolun, Allah razı olsun. Kafamdaki sorulara belki tam anlamıyla cevap bulamadım ama bilgi ve fikirleriniz paha biçilemez, Teşekkürederim
 
Üst Alt