Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

zeyno

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eyl 2005
Mesajlar
1,699
Aldığı Beğeniler
6
Konum
Gümüşhane
Takım
Galatasaray


Geçenlerde katıldığım bir yemekte laf Seymen Ağa'dan açıldı.



Sofradaki kadınlar, pazartesi geceleri sokağa çıkmadıklarını, telefonları kapattıklarını anlattılar.



"Çünkü o gece Asmalı Konak vardı ve hayranlıkla Seymen Ağa'yı seyrediyorlardı. Hepsi de yönetici pozisyonda, iyi kazanan, okumuş kadınlardı.



"Nesini beğeniyorsunuz Seymen Ağa'nın" diye sordum.



Yanıt kısa ama vurucuydu: "Maço!.."


Düne kadar kentli kadınların küfür niyetine kullandığı bu sıfat, ne zamandan beri iltifat oldu? Nasıl oldu da bir "maço"nun TV dizisi 50 hafta bir numara kalmayı başardı? Her yönüyle bir sosyolojik incelemeyi hak eden dizi, birinci yılını doldurup finale yaklaşırken bu soruları biraz deşmek ve özellikle de - geçen hafta sırf meraktan gidip bir konserini izlediğim - Özcan Deniz'in "maço"luğu üzerinde durmak istiyorum.



Yıllar önce, Hollywood'da Zsa Zsa Gabor'la Atatürk'le ilişkisi üzerine bir söyleşi yapmıştım. 80 yaşında ondan söz ederken hala gözleri parlıyordu. "Atatürk'ü bir erkek olarak nasıl tanımlarsınız" sorumu, üç sözcükle yanıtlamıştı: "Maço... maço... maço!.."



Bizim kuşağın dedeleri maçoydu ve kadınlar öyle erkeklerden hoşlanırdı:



Kararlı, sert tabiatlı, mütehakkim... Kadını ortalık yerde sevmez, sevdi mi de ihya ederdi. Kollayıcıydı. O, evin üstüne kartal gibi kanat gerer, kadın da yanında emin ellerde olduğunu hissederdi. Geçtiğimiz yüzyılın ortalarına dek böyle gitti bu... Sonra savaş bitti. Dünya canlandı. Tek maaş eve yetmez oldu. Kadın işe girdi. Sokağa çıktı, hayata karıştı. Eskiden "sokak yasak" diyen babalar, kocalar işsiz kalınca pencerede karısının, kızının işten dönüşünü bekler oldu. Geciktiğinde dayılanacak olsa



"Ama eve ekmeği ben getiriyorum" cevabıyla karşılaştı; şaştı.



O mütehakkim erkek, mülayimleşmişti.



Süngüsü düşmüş, iktidarı sönmüştü artık.



Kadın hareketi 1980'lerde tavan yaptı. Artık kendi işleri, hayatları, idealleri, idolleri vardı. "Maçoların tüy dökme mevsimi"ydi bu...



Çoğu erkek, cinsiyetinin biricik simgesi bıyığını o yıllarda kesti; kadın dergilerinden sevgilisine nasıl ilan - ı aşk edeceğini, onu yemeğe nereye götüreceğini ve daha nelere dikkat edeceğini öğrendi. Bebek bezi bağlamaya, yeri gelince ağlamaya alıştı.



"Kılıbıklaştı".


Ne yalan söylemeli, bu süreçte erkek örselendiği kadar rahatladı da...



Çünkü "Karına laf atanı döv, kızını kaçıranı vur, sen abisin dik dur, erkeksin ağlama, karı gibi gülme, namusunu koru, vatanını koru, evini koru, bacını koru, karını koru, kızını koru, para kazan" filan derken çok yorulmuştu. "Bizimki kendi işini kendi görür" demek işine geldi. Bu süreçte kentli kadın da ilgisini erkeğinden kendine ve işine çevirmiş, yükselmişti. Çamaşırla, ütüyle vakit öldürmüyor, cinselliğini keşfediyor, "Vücudum bozulur" diye, "işim ne olur" diye çocuk bile doğurmuyordu. Kimseyi çekecek halde değildi artık... Boşanmalar patladı. Yalnızlığın çağı açıldı.



Fakat heyhat! Yüzyıl biterken işler yine karıştı. Çünkü tüyleri yolunup uysallaştırılmış bu yeni erkek acayip sıkıcıydı. Kadın dergilerinde "10 derste nasıl..." başlıklı yazılar okumaktan kuklaya dönmüş, kibarlıktan kırılmaya yüz tutmuştu. Kimisi tüy dökme işini hepten abartıp epilasyon salonlarına düşmüş, kimisi kendi cinsini, karşı cinse yeğ tutmuştu. Kadınlar onlardan "iyi adam" diye söz eder olmuştu; "adam gibi adam" değillerdi yani... Tamam ter kokmasın, tokat atmasın, caka satmasın istemişlerdi, ama hepten erkeklikten çıksın istememişlerdi ki...


Sonunda her iki cins de kendini derin bir yalnızlığın girdabında buldu. İşte özgürlerdi artık; anlı şanlı rollerden soyunmuşlardı, ama hala küçük bir sorun vardı: Mutsuzlardı. Erkekler artık kadına ulaşamadığını fark etti; kadınlar ise en beğendikleri erkeklerin "gay" çıktığını... Kadın - erkek ilişkilerinde derin bir "iktidar boşluğu" oluştu. "Yeni çağın erkeği" için, sahneye çıkma vakti gelmişti artık.

Can DÜNDAR
 

iLkay*

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
28 Eyl 2005
Mesajlar
1,210
Aldığı Beğeniler
1
Konum
Şehr-i İstanbul
Takım
Galatasaray
icon185gq.gif


güzel bir yazı..
 

eslem

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eyl 2005
Mesajlar
1,072
Aldığı Beğeniler
2
doğrular yazılmış gerçekden ..Kadınlar hayranlıkla filmi izliyorlardı ama eşlerine gelince hizmetden uzaklardı ..Bari izliyorsunuz biraz örnek alın oda yok .. :D
 

TebessüM

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
1,558
Aldığı Beğeniler
9
"Sonunda her iki cins de kendini derin bir yalnızlığın girdabında buldu. İşte özgürlerdi artık; anlı şanlı rollerden soyunmuşlardı, ama hala küçük bir sorun vardı: Mutsuzlardı. Erkekler artık kadına ulaşamadığını fark etti; kadınlar ise en beğendikleri erkeklerin "gay" çıktığını... Kadın - erkek ilişkilerinde derin bir "iktidar boşluğu" oluştu. "Yeni çağın erkeği" için, sahneye çıkma vakti gelmişti "


Çok doğru tesbitler yapılmış


Yani ne maço ,
ne metroseksüel,
ne gay,
ne kılıbık,
Sınırlar İSLAM da belirtilmiş bize düşen uymak sadece
Wesselam
 

peri

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
1 Ara 2005
Mesajlar
950
Aldığı Beğeniler
5
ZEYNO BACIM TEK KELİMEYLE HARİKA BİR YAZI.ELLERİNE SAĞLIK.
BU KONUDA ÇOK HAKLISIN.
PAYLAŞIMIN İÇİN SAĞOL.
 

kardelenn

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ocak 2006
Mesajlar
180
Aldığı Beğeniler
0
Geçekten de günümüz kadın erkek ilişkilerinde gelinen son nokta.Çokta genelleme yapmak istemem. Dinimiz kuralları çerçevesinde yaşanan güzel ilişkilede var. Kadın erkek farketmez, önemli olan insan ne istediğini bilmeli , Mutluluk zaten kendiliğinden gelir.
 

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
ORiJiNAL YAZARI : zeyno

Fakat heyhat! Yüzyıl biterken işler yine karıştı. Çünkü tüyleri yolunup uysallaştırılmış bu yeni erkek acayip sıkıcıydı. Kadın dergilerinde "10 derste nasıl..." başlıklı yazılar okumaktan kuklaya dönmüş, kibarlıktan kırılmaya yüz tutmuştu. Kimisi tüy dökme işini hepten abartıp epilasyon salonlarına düşmüş, kimisi kendi cinsini, karşı cinse yeğ tutmuştu. Kadınlar onlardan "iyi adam" diye söz eder olmuştu; "adam gibi adam" değillerdi yani... Tamam ter kokmasın, tokat atmasın, caka satmasın istemişlerdi, ama hepten erkeklikten çıksın istememişlerdi ki...


Sonunda her iki cins de kendini derin bir yalnızlığın girdabında buldu.Can DÜNDAR

En iyisi ifrat ve tefrike düşmeden sıratil müstakil yolunda yürümek.
 

silaucan

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
9 Eyl 2005
Mesajlar
1,962
Aldığı Beğeniler
7
Sonunda her iki cins de kendini derin bir yalnızlığın girdabında buldu. İşte özgürlerdi artık; anlı şanlı rollerden soyunmuşlardı

Özgür olmak adı altında çirkeflikler kural olarak sunuluyor birileri tarafından...olmamalı,herkes yerini,konumunu,haddini ve en önemlisi ne istediğini ve ne verdiğini bilmeli ve İslam çizgisinde yaşamalı.....Allah ahir zaman kötü ilişkilerinden korusun hepimizi....
 
Üst Alt