- Üyelik Tarihi
- 8 Ocak 2008
- Mesajlar
- 1,867
- Aldığı Beğeniler
- 12
- Takım
- Galatasaray
Kadının en tatlı güzelliği, hüsn-ü sîretidir
Belki kadının en câzibedar, en tatlı güzelliği, kadınlığa mahsus bir letâfet ve nezâket içindeki hüsn-ü sîretidir. Ve en kıymettar ve en şirin cemâli ise, ulvî, ciddî, samimî, nurânî şefkatidir. Şu cemâl-i şefkat ve hüsn-ü sîret, âhir hayata kadar devam eder, ziyâdeleşir. Ve o zaife, latîfe mahlûkun hukuk-u hürmeti o muhabbetle muhâfaza edilir. Yoksa, hüsn-ü sûretin zevâliyle, en muhtaç olduğu bir zamanda, bîçare, hakkını kaybeder.
Sözler, s. 584
***
..kadının-aile hayatında müdir-i dahilî olmak haysiyetiyle kocasının bütün malına, evlâdına ve herşeyine muhafaza memuru olduğundan-en esaslı hasleti sadakattir, emniyettir. Açık saçıklık ise, bu sadakati kırar, kocası nazarında emniyeti kaybeder, ona vicdan azâbı çektirir.
24. Lem'a, 4. Hikmet
***
Kadınların saadet-i uhreviyesi gibi saadet-i dünyeviyeleri de ve fıtratlarındaki ulvî seciyeleri de, bozulmaktan kurtulmanın çare-i yegânesi, daire-i İslâmiyedeki terbiye-i diniyeden başka yoktur. (...)
..kadın, elinden geldiği kadar kocasının kusurunu ıslâha çalışmalıdır ki, ebedî arkadaşını kurtarsın. Yoksa, o da kendini açıklık ve saçıklıkla başkalara göstermeye ve sevdirmeye çalışsa, her cihetle zarar eder. Çünkü hakikî sadakati bırakan, dünyada da cezasını görür.
24. Lem'a, 2. Nükte
***
Eğer terbiye-i İslâmiye dâiresinde, âdâb-ı Kur'âniye zînetiyle o cemâl güzelleştirilse; o fâni hüsün, mânen bâki kalacağı ve Cennette hûrilerin cemalinden daha şirin ve daha parlak bir tarzda kendine verileceği hadiste kat'iyetle sabittir. Eğer o güzelin zerre miktar aklı varsa, bu güzel ve parlak ve ebedî neticeyi elinden kaçırmayacak.
Gençlik Rehberi, s. 33
Lügatçe:
letâfet: Güzellik, hoşluk.
hüsn-ü sîret: Ahlâk güzelliği.
müdir-i dahilî: İç işleri idare eden.
saadet-i uhreviye: Ahiret mutluluğu.
saadet-i dünyeviye: Dünya
mutluluğu.
fıtrat: Yaratılış.
seciye: Karakter, huy, mizaç.
çare-i yegâne: Tek çare.
daire-i İslâmiye: İslâm dairesi.
câzibedar: Çekici, cezbedici.
cemâl: Güzellik.
cemâl-i şefkat: Şefkat güzelliği.
âhir: Son.
zaife: Zayıf kadın.
hüsn-ü sûret: Dış güzelliği, fizik
güzelliği.
zevâl: Sona erme.
âdâb-ı Kur'âniye: Kur'ân'ın terbiyesi.
hüsün: Güzellik.
Belki kadının en câzibedar, en tatlı güzelliği, kadınlığa mahsus bir letâfet ve nezâket içindeki hüsn-ü sîretidir. Ve en kıymettar ve en şirin cemâli ise, ulvî, ciddî, samimî, nurânî şefkatidir. Şu cemâl-i şefkat ve hüsn-ü sîret, âhir hayata kadar devam eder, ziyâdeleşir. Ve o zaife, latîfe mahlûkun hukuk-u hürmeti o muhabbetle muhâfaza edilir. Yoksa, hüsn-ü sûretin zevâliyle, en muhtaç olduğu bir zamanda, bîçare, hakkını kaybeder.
Sözler, s. 584
***
..kadının-aile hayatında müdir-i dahilî olmak haysiyetiyle kocasının bütün malına, evlâdına ve herşeyine muhafaza memuru olduğundan-en esaslı hasleti sadakattir, emniyettir. Açık saçıklık ise, bu sadakati kırar, kocası nazarında emniyeti kaybeder, ona vicdan azâbı çektirir.
24. Lem'a, 4. Hikmet
***
Kadınların saadet-i uhreviyesi gibi saadet-i dünyeviyeleri de ve fıtratlarındaki ulvî seciyeleri de, bozulmaktan kurtulmanın çare-i yegânesi, daire-i İslâmiyedeki terbiye-i diniyeden başka yoktur. (...)
..kadın, elinden geldiği kadar kocasının kusurunu ıslâha çalışmalıdır ki, ebedî arkadaşını kurtarsın. Yoksa, o da kendini açıklık ve saçıklıkla başkalara göstermeye ve sevdirmeye çalışsa, her cihetle zarar eder. Çünkü hakikî sadakati bırakan, dünyada da cezasını görür.
24. Lem'a, 2. Nükte
***
Eğer terbiye-i İslâmiye dâiresinde, âdâb-ı Kur'âniye zînetiyle o cemâl güzelleştirilse; o fâni hüsün, mânen bâki kalacağı ve Cennette hûrilerin cemalinden daha şirin ve daha parlak bir tarzda kendine verileceği hadiste kat'iyetle sabittir. Eğer o güzelin zerre miktar aklı varsa, bu güzel ve parlak ve ebedî neticeyi elinden kaçırmayacak.
Gençlik Rehberi, s. 33
Lügatçe:
letâfet: Güzellik, hoşluk.
hüsn-ü sîret: Ahlâk güzelliği.
müdir-i dahilî: İç işleri idare eden.
saadet-i uhreviye: Ahiret mutluluğu.
saadet-i dünyeviye: Dünya
mutluluğu.
fıtrat: Yaratılış.
seciye: Karakter, huy, mizaç.
çare-i yegâne: Tek çare.
daire-i İslâmiye: İslâm dairesi.
câzibedar: Çekici, cezbedici.
cemâl: Güzellik.
cemâl-i şefkat: Şefkat güzelliği.
âhir: Son.
zaife: Zayıf kadın.
hüsn-ü sûret: Dış güzelliği, fizik
güzelliği.
zevâl: Sona erme.
âdâb-ı Kur'âniye: Kur'ân'ın terbiyesi.
hüsün: Güzellik.