- Üyelik Tarihi
- 6 Tem 2011
- Mesajlar
- 154
- Aldığı Beğeniler
- 0
Kadının özellikleri ve tanımı,
Bu yazı Fethullah Gülen Hocaefendi’nin “Beyan” kitabından alınmıştır. Kadının aile içindeki erişilmez özellik ve güzellikleri:
“İç donanımı itibariyle kadın bir şefkat abidesidir! Bu şefkati de yaratılışında ona özel olarak ikram edilen tabiatından kaynaklanmaktadır!.
Bu sebeple bu nezih tabiat, hep şefkat söyler, şefkat inler, şefkatle oturur, şefkatle kalkar; bir ömür boyu çevresindekileri şefkatle süzer ve herkese yudum yudum şefkat içirir!.
Herkesi şefkatle karşılayıp herkese şefkatle muhatap olduğu aynı anda, inceliğinin ve içtenliğinin bir gereği olarak da sürekli ızdıraplarla inler, acılarla da yutkunur..
Bir tül gibi titrer etrafındakilerin üzerine, anne, babasına, kardeşlerine, arkadaşlarına ve bütün yakınlarına tabii mevsimi gelince de eşine, evlatlarına.. Paylaşırken onlarla zevki, lezzeti, neşeyi, güller açar görüntüsünde, gülücükler saçar çevresine..
Görünce de onlarda tasayı, kederi, yapraklar gibi sararır, solar ve hüzünle dolar, inler..Her zaman güzel şeyleri görmek, güzelliklerle içli dışlı olmak ister. Ne var ki bazen umduklarını bulur, bazen de bulamaz..
İşte o zaman inleyerek dolaşır ilgilendiği her yerde.. Hafakanlarla köpürür durur ve içten içe gözyaşlarıyla solup sararır..
Ruh ufku itibariyle eşini bulmuş ve çocuklarıyla susuzluğunu giderebilmiş bir kadının Cennet hurilerinden farkı olmaz! Böyle birinin yönetimindeki yuvanın da Firdevs Cenneti’nden farkı olmayacağı gibi..
Böyle Cennetliğin gölgesinde, şefkat yudumlayarak yetişen çocukların da ruhanilerden farkı olmayacaktır elbette..
Böyle bir yuvada tenler ve cesetler ayrı ayrı görünse de, herkese ve her şeye hükmeden can bir tanedir. Her zaman kadından fışkırıp bütün yuvayı saran bu can, bir ruh gibi herkesin üzerinde kendini hissettirir ve adeta onları hep isabetli istikametlere yönlendirir..
Kalp ufkunu karartmamış ve ruhunun önü açık bir mübarek kadın, aile sistemi içinde tıpkı bir kutup yıldızı gibidir hep yerinde durur, kendi etrafında döner, sistemin diğer üyeleri ise varlıklarını her zaman onun çevresinde şekillendirir ve ona bağlılık içinde hedeflerine yürürler..Evet, herkesin yuva ile münasebeti muvakkat, sınırlı ve izafidir. Kadın ise başka bir işi olsun olmasın, içinde şefkat, merhamet, sevgi macunu kaynatıp durduğu mutfağıyla sürekli evinin orta yerinde dimdik ayakta durmakta ve duygularımıza neler neler pişirip sunmaktadır?.
Duygu ve düşünce dünyasıyla sonsuza tam yönelmiş bir kadın, hiçbir mürşit ve hiçbir muallimin duyuramayacağı gerçekleri duyurur ruhlarımıza. Gönüllerimizi, zamanın solduramayacağı, kimsenin silemeyeceği en enfes manaların en nefis yazılarıyla süsler; derken şuuraltı donanımımızla, bizi daha sonraki hayatımızda, peyleyebileceğimiz en potansiyel zenginliklere aday haline getirir!.”
Kadının bu özellikleri kendi alanında eşsiz ve erişilmezdir. Aile içinde bulunanları mıknatıs gibi şefkatle sinesine çeker, aileyi kollar ve korur. Kadın ailede kurtarıcılık görevi yapar. Her zaman muzafferdir ve kahraman edasıyla yaşar. Bu özelliğiyle kadın, her yarışta başarılıdır. Böylece Cennetin neden kadının ayakları altına serilmiş olduğunu daha iyi anlıyoruz.
30. 04. 2013
Durmuş Göktekin
Bu yazı Fethullah Gülen Hocaefendi’nin “Beyan” kitabından alınmıştır. Kadının aile içindeki erişilmez özellik ve güzellikleri:
“İç donanımı itibariyle kadın bir şefkat abidesidir! Bu şefkati de yaratılışında ona özel olarak ikram edilen tabiatından kaynaklanmaktadır!.
Bu sebeple bu nezih tabiat, hep şefkat söyler, şefkat inler, şefkatle oturur, şefkatle kalkar; bir ömür boyu çevresindekileri şefkatle süzer ve herkese yudum yudum şefkat içirir!.
Herkesi şefkatle karşılayıp herkese şefkatle muhatap olduğu aynı anda, inceliğinin ve içtenliğinin bir gereği olarak da sürekli ızdıraplarla inler, acılarla da yutkunur..
Bir tül gibi titrer etrafındakilerin üzerine, anne, babasına, kardeşlerine, arkadaşlarına ve bütün yakınlarına tabii mevsimi gelince de eşine, evlatlarına.. Paylaşırken onlarla zevki, lezzeti, neşeyi, güller açar görüntüsünde, gülücükler saçar çevresine..
Görünce de onlarda tasayı, kederi, yapraklar gibi sararır, solar ve hüzünle dolar, inler..Her zaman güzel şeyleri görmek, güzelliklerle içli dışlı olmak ister. Ne var ki bazen umduklarını bulur, bazen de bulamaz..
İşte o zaman inleyerek dolaşır ilgilendiği her yerde.. Hafakanlarla köpürür durur ve içten içe gözyaşlarıyla solup sararır..
Ruh ufku itibariyle eşini bulmuş ve çocuklarıyla susuzluğunu giderebilmiş bir kadının Cennet hurilerinden farkı olmaz! Böyle birinin yönetimindeki yuvanın da Firdevs Cenneti’nden farkı olmayacağı gibi..
Böyle Cennetliğin gölgesinde, şefkat yudumlayarak yetişen çocukların da ruhanilerden farkı olmayacaktır elbette..
Böyle bir yuvada tenler ve cesetler ayrı ayrı görünse de, herkese ve her şeye hükmeden can bir tanedir. Her zaman kadından fışkırıp bütün yuvayı saran bu can, bir ruh gibi herkesin üzerinde kendini hissettirir ve adeta onları hep isabetli istikametlere yönlendirir..
Kalp ufkunu karartmamış ve ruhunun önü açık bir mübarek kadın, aile sistemi içinde tıpkı bir kutup yıldızı gibidir hep yerinde durur, kendi etrafında döner, sistemin diğer üyeleri ise varlıklarını her zaman onun çevresinde şekillendirir ve ona bağlılık içinde hedeflerine yürürler..Evet, herkesin yuva ile münasebeti muvakkat, sınırlı ve izafidir. Kadın ise başka bir işi olsun olmasın, içinde şefkat, merhamet, sevgi macunu kaynatıp durduğu mutfağıyla sürekli evinin orta yerinde dimdik ayakta durmakta ve duygularımıza neler neler pişirip sunmaktadır?.
Duygu ve düşünce dünyasıyla sonsuza tam yönelmiş bir kadın, hiçbir mürşit ve hiçbir muallimin duyuramayacağı gerçekleri duyurur ruhlarımıza. Gönüllerimizi, zamanın solduramayacağı, kimsenin silemeyeceği en enfes manaların en nefis yazılarıyla süsler; derken şuuraltı donanımımızla, bizi daha sonraki hayatımızda, peyleyebileceğimiz en potansiyel zenginliklere aday haline getirir!.”
Kadının bu özellikleri kendi alanında eşsiz ve erişilmezdir. Aile içinde bulunanları mıknatıs gibi şefkatle sinesine çeker, aileyi kollar ve korur. Kadın ailede kurtarıcılık görevi yapar. Her zaman muzafferdir ve kahraman edasıyla yaşar. Bu özelliğiyle kadın, her yarışta başarılıdır. Böylece Cennetin neden kadının ayakları altına serilmiş olduğunu daha iyi anlıyoruz.
30. 04. 2013
Durmuş Göktekin