- Üyelik Tarihi
- 3 Eyl 2005
- Mesajlar
- 3,446
- Aldığı Beğeniler
- 13
Kahvehanede derbi izleyen taraftar tiplemeleri...
1) Heyecanlılar... Günler öncesinden yavaş yavaş heyecanları yükselir. Maç saatinde ibre tavana vurur. Tespit edilmeleri gayet basittir. Maçtan önce oturdukları yerde oturamaz, etraflarındaki her türlü gazete, dergi, cep telefonu, kumanda vs. gibi şeylere amaçsızca saldırırlar. Her gollük pozisyonda yanlarında oturanların üzerlerine çullanma ihtimalleri vardır. Kavga çıkarmak, küfürlü laf atmak, golden sonra karşı takım taraftarlarına şakayla karışık el hareketleri yapmak gibi hayati öneme sahip görevleri vardır. Erman Toroğlu ekolüne bağlı olurlar. Uzak durulasıdırlar...
2) Alakasızlar... Maç saatinde tesadüfen kahvehanede bulundukları izlenimini verirler. Pek heyecan belirtisi göstermezler. Maçtan önce yüzeysel ama sarsıcı futbol muhabbetleri yaparlar. Derbiyi izlemek için birkaç milyon bayıldıktan sonra etrafındakilere futbolun ne kadar boş ve gereksiz olduğunu ispatlamaya çalışırlar. Sözlerine muhalefet eden birisi olmadığı zaman iyiden iyiye coşarlar. Başka bir takımın taraftarı, ya da kahvehanecinin yakını olabilirler. Çıkabilecek bir kavgada kim vurduya gitme ihtimalleri yüksektir. Ali Sami Alkış ekolüne bağlı olurlar. Kafa atılasıdırlar...
3) Barışçılar... Çoğunlukla 50 yaş üzeri olurlar. Kahvehaneye Birleşmiş Milletler tarafından gönderilmiş Barış Gücü gibidirler. Fanatik taraftar değildirler. Gerginliği yatıştırmayı görev bilirler. Saygı gören tiplerdir. Futbol muhabbetlerinde saygılı ve akılcı olmaya çalışırlar. Maça birkaç dakika kalmış olmasına rağmen siyaset hakkında konuşmayı, futbol hakkında konuşmaya yeğlerler. Şansal Büyüka ekolüne bağlıdırlar...
4) ‘Battı Balık’çılar... Maçtan önce fark edilemezler. Maçın sonlarına doğru yenilen takımın taraftarları arasından yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlarlar. Yenildikleri için kahrolmalarına rağmen, bunu etrafa belli etmemeye çalışırlar. İşi şakaya döker, maçı çok önemsemiyormuş havası yaratmaya çalışırlar. "Sonuçta derbi maçının da puan olarak herhangi bir maçtan farkı yok" ya da "Önemli olan puan cetvelinde nerede olduğumuz" gibisinden sözler sarf eder, mantık duvarının arkasına sığınmaya çalışırlar. Hıncal Uluç ekolüyle benzerlik gösterirler. Üstüne gidilmeyesidirler...
5) Ağır ağabeyler... Laubali olmayan ve sakin karakterli tiplerdir. Fanatiklik seviyesinde olmalarına rağmen taşkınlık yapmazlar. Rakip takımın gollerini tüm öfkelerine rağmen sessizlikle karşılarlar. Kendi takımları gol attığında bile fazla bağırmaz, hoplayıp zıplamazlar. Yüzlerinde gol atan takımın başkanıymış gibi bir ifadeyle, alkışlayarak kutlamayı tercih ederler. Muhabbet sırasında da ağır takılır ama ara sıra rakip takım taraftarlarına ince ince laf sokmaya çalışırlar. Şiddetlenen tartışmalarda sigorta görevi görürler. Kahvehanecilerin sevdiği tiplerdir. “Beyler, ayıp oluyor ama”, “Otur, efendi efendi seyret maçını” tarzı cümleleri en çok kullananlar bunlardır. Şansal Büyüka ile Turgay Şeren arası bir tarzları vardır...
ben kahvehanede maç izlemem ama izleseydim en sonuncu gruptakinden olurdumm..her şeyiyle beni anlatıyor ya siz?
1) Heyecanlılar... Günler öncesinden yavaş yavaş heyecanları yükselir. Maç saatinde ibre tavana vurur. Tespit edilmeleri gayet basittir. Maçtan önce oturdukları yerde oturamaz, etraflarındaki her türlü gazete, dergi, cep telefonu, kumanda vs. gibi şeylere amaçsızca saldırırlar. Her gollük pozisyonda yanlarında oturanların üzerlerine çullanma ihtimalleri vardır. Kavga çıkarmak, küfürlü laf atmak, golden sonra karşı takım taraftarlarına şakayla karışık el hareketleri yapmak gibi hayati öneme sahip görevleri vardır. Erman Toroğlu ekolüne bağlı olurlar. Uzak durulasıdırlar...
2) Alakasızlar... Maç saatinde tesadüfen kahvehanede bulundukları izlenimini verirler. Pek heyecan belirtisi göstermezler. Maçtan önce yüzeysel ama sarsıcı futbol muhabbetleri yaparlar. Derbiyi izlemek için birkaç milyon bayıldıktan sonra etrafındakilere futbolun ne kadar boş ve gereksiz olduğunu ispatlamaya çalışırlar. Sözlerine muhalefet eden birisi olmadığı zaman iyiden iyiye coşarlar. Başka bir takımın taraftarı, ya da kahvehanecinin yakını olabilirler. Çıkabilecek bir kavgada kim vurduya gitme ihtimalleri yüksektir. Ali Sami Alkış ekolüne bağlı olurlar. Kafa atılasıdırlar...
3) Barışçılar... Çoğunlukla 50 yaş üzeri olurlar. Kahvehaneye Birleşmiş Milletler tarafından gönderilmiş Barış Gücü gibidirler. Fanatik taraftar değildirler. Gerginliği yatıştırmayı görev bilirler. Saygı gören tiplerdir. Futbol muhabbetlerinde saygılı ve akılcı olmaya çalışırlar. Maça birkaç dakika kalmış olmasına rağmen siyaset hakkında konuşmayı, futbol hakkında konuşmaya yeğlerler. Şansal Büyüka ekolüne bağlıdırlar...
4) ‘Battı Balık’çılar... Maçtan önce fark edilemezler. Maçın sonlarına doğru yenilen takımın taraftarları arasından yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlarlar. Yenildikleri için kahrolmalarına rağmen, bunu etrafa belli etmemeye çalışırlar. İşi şakaya döker, maçı çok önemsemiyormuş havası yaratmaya çalışırlar. "Sonuçta derbi maçının da puan olarak herhangi bir maçtan farkı yok" ya da "Önemli olan puan cetvelinde nerede olduğumuz" gibisinden sözler sarf eder, mantık duvarının arkasına sığınmaya çalışırlar. Hıncal Uluç ekolüyle benzerlik gösterirler. Üstüne gidilmeyesidirler...
5) Ağır ağabeyler... Laubali olmayan ve sakin karakterli tiplerdir. Fanatiklik seviyesinde olmalarına rağmen taşkınlık yapmazlar. Rakip takımın gollerini tüm öfkelerine rağmen sessizlikle karşılarlar. Kendi takımları gol attığında bile fazla bağırmaz, hoplayıp zıplamazlar. Yüzlerinde gol atan takımın başkanıymış gibi bir ifadeyle, alkışlayarak kutlamayı tercih ederler. Muhabbet sırasında da ağır takılır ama ara sıra rakip takım taraftarlarına ince ince laf sokmaya çalışırlar. Şiddetlenen tartışmalarda sigorta görevi görürler. Kahvehanecilerin sevdiği tiplerdir. “Beyler, ayıp oluyor ama”, “Otur, efendi efendi seyret maçını” tarzı cümleleri en çok kullananlar bunlardır. Şansal Büyüka ile Turgay Şeren arası bir tarzları vardır...
ben kahvehanede maç izlemem ama izleseydim en sonuncu gruptakinden olurdumm..her şeyiyle beni anlatıyor ya siz?
