Kalb-i Selim
Arapça hastalık olmayan temiz ve safa kalbe denir. Allah Şuara / 89da şöyle buyurur: Malın ve evlatların fayda vermeyeceği gün, ancak kalb-i selîm ile gelenler kurtulacaktır.
Merhum Sami Efendi Hazretleri kalb-i selimi şöyle tarif ederler: Kimseyi incitmemek, kimseden incinmemek. Kimseyi incitmemek kolay; fakat başkasından incinmemek çok zor!
Azizlik, şeref, küp veya desti kapağı, itibar, kerim, cömertlik, gibi anlamları içeren Arapça bir kelime. Peygamberlerden ortaya çıkan olağanüstü olaylara mucize denirken; benzeri durum veliler için söz konusu olunca, buna da keramet denir. Keramet, kevni(surî) ve manevi (hakiki) olmak üzere ikiye ayrılır. İlki, hayz-ı rical olarak değerlendiril; zira bunda, tabiat olaylarındaki deterministik sebep-sonuç ilişkilerini, yani âdetullahı aşan bir durum söz konusudur. Manevi keramet, hakiki keramet olup istikametten ibarettir.
İlk çeşitten kerametlere düşkün olan mübtedilere, şu öğüt verilir: Su üstünde gidersen saman çöpü olursun, havada uçarsan sinek kesilirsin, bir gönül elde et de adam ol!
Bazı kimseler kendi kerametlerini kendileri anlatarak, insanlar üzerinde etkili olmak isterler; böyleleri için kerameti kendinden menkul denir.
Keramet hayz-ı ricaldir. Sözü de, keramet göstermenin, erbabınca hoş bir şey olmadığını göstermek üzere söylenmiştir. Mevlana bu hususta, mürşidin gönüle tasarruf etmesinin daha önemli olduğunu, bir anda Kabeye gitmenin, buna göre pek fazla bir kıymeti bulunmadığını kaydeder.
Uslu değil delidir, halka salusluk satan
Nefsini Müslüman etsin varsa kerameti
Yunus Emre
RABBIM cümlemizi selim kalp sahibi olmaya çalışıp,muvaffak olanlardan eylesin cümlemizi...
Arapça hastalık olmayan temiz ve safa kalbe denir. Allah Şuara / 89da şöyle buyurur: Malın ve evlatların fayda vermeyeceği gün, ancak kalb-i selîm ile gelenler kurtulacaktır.
Merhum Sami Efendi Hazretleri kalb-i selimi şöyle tarif ederler: Kimseyi incitmemek, kimseden incinmemek. Kimseyi incitmemek kolay; fakat başkasından incinmemek çok zor!
Azizlik, şeref, küp veya desti kapağı, itibar, kerim, cömertlik, gibi anlamları içeren Arapça bir kelime. Peygamberlerden ortaya çıkan olağanüstü olaylara mucize denirken; benzeri durum veliler için söz konusu olunca, buna da keramet denir. Keramet, kevni(surî) ve manevi (hakiki) olmak üzere ikiye ayrılır. İlki, hayz-ı rical olarak değerlendiril; zira bunda, tabiat olaylarındaki deterministik sebep-sonuç ilişkilerini, yani âdetullahı aşan bir durum söz konusudur. Manevi keramet, hakiki keramet olup istikametten ibarettir.
İlk çeşitten kerametlere düşkün olan mübtedilere, şu öğüt verilir: Su üstünde gidersen saman çöpü olursun, havada uçarsan sinek kesilirsin, bir gönül elde et de adam ol!
Bazı kimseler kendi kerametlerini kendileri anlatarak, insanlar üzerinde etkili olmak isterler; böyleleri için kerameti kendinden menkul denir.
Keramet hayz-ı ricaldir. Sözü de, keramet göstermenin, erbabınca hoş bir şey olmadığını göstermek üzere söylenmiştir. Mevlana bu hususta, mürşidin gönüle tasarruf etmesinin daha önemli olduğunu, bir anda Kabeye gitmenin, buna göre pek fazla bir kıymeti bulunmadığını kaydeder.
Uslu değil delidir, halka salusluk satan
Nefsini Müslüman etsin varsa kerameti
Yunus Emre
RABBIM cümlemizi selim kalp sahibi olmaya çalışıp,muvaffak olanlardan eylesin cümlemizi...