Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Acizane

hizmet..hicret..sehadet..
 
Üyelik Tarihi
15 Eki 2007
Mesajlar
3,148
Aldığı Beğeniler
27
Konum
ankara
Takım
Diğer

small_kalp_ibresi.png


KALB İBRENİZİ AYARLADINIZ MI?

Fethullah Gülen Hocaefendinin, insan, kalb hayatı, Yaradan kelimeleri arasındaki bu münaesebetten hareketle KALB İBRESİ ismiyle kaleme aldığı eserinde; günümüz insanının manevi hayatında krizler meydana getiren bir çok sosyolojik ve bireysel meseleyi ele alarak kalbe giden yollardaki tıkanıklıkları aşmaya çalışmış.

KALB İBRESİ, kelimenin tam anlamıyla eşsiz ve özel bir eser. Çünkü, çağımızın bilgi bombardımanında değişik soruların ağına düşmesi olağan hale gelen bireyi, yaralayıcı bir sorunun cevap bulamayan bir avı durumunda olmaktan kurtarıyor. İslam'ın günümüz meselelerini de kapsayan engin bakış açısını en sade ve anlaşılır bir biçimde okurun eline bir kalkan gibi sunuyor. Aklımıza takılan ve kalbimizin ibrelerini sarsan güncel soru sorunlarını bertaraf ederek, dinin sarsılmaz gücünden kalbimize ve aklımıza derman olacak esintiler ikram ediyor.

Allah, kullarını nasıl korur?,

Allah'a sunulan en güçlü dilekçe nedir?,

Başarının en önemli vesilesi nerede gizli?

Kader mutlaka adalet eder mi?


gibi oturup düşünüldüğünde cevap bulmanın bazen imkansız hale geldiği konularla ilgili soruların, sosyal analizlerini de içeren tatmin edici cevap ve çözümlerin bulunduğu KALB İBRESİ, okunmaya, paylaşılmaya değer bir eser.

Postmodern dönemin sorularına, dünyanın en önemli mütefekkirinin nasıl ve ne tür cevaplar verdiğini merak edenler için de KALB İBRESİ bir başvuru kaynağı.

İnsan kalbine ait özelliklerle insandır. İnsanın hakikati yani hakikat-i insaniye de başka değil kalbdir. Yine insan, ancak kalbine ait özelliklerle meleklerin önüne geçebilir. İnsanın Hak nezdindeki kıymeti de onun kalbi ile ölçülür. Evet, Hakk’ın insanla muamelesi onun kalbine göre cereyan eder. Zira Allah insana insanın kalbiyle bakar; boyu-posuyla değil. Bu kesintisiz bir bakış olduğu içindir ki, kalb nazargâh-ı ilahîdir. Ayrıca, kalbe “beyt-i Huda” denmiş, Allah’ın evi sayılmış hatta Kâbe’den daha eşref görülmüştür. Yine kıymetinden dolayı arş-ı a’lâya mukabil tutulmuş ve “kalb-i mü’min arş-ı Rahmandır” denilmiştir. Bütün bu mülahazalarla kalb evi, Sahibi’nin nüzûlü için her zaman mücella bir ayna gibi tertemiz ve pak tutulmalıdır.

Ahsen-i takvîm ile esfel-i sâfilîn arasında gel-gitler ve iniş-çıkışlar yaşayan insan acaba kalbin bu mualla konumunu her zaman koruyabilir, kalb ibresinin sapmalar yaşamasına mani olabilir mi, sorusunun cevabı bizzat sorunun içindedir ve “hayır”dır. Beşer tabiatının gereği kalb ibresinde oynamaların olacağı muhakkaktır. Ne var ki, hedef kalbin ibresini sabitlemek ve kalbi oynamayan bir ibre haline getirmektir. Bu da ancak kalbin hakiki hedefini tayin etmekle mümkün olur ki, o hedef iman, marifetullah, muhabbetullah ve netice itibariyle Allah’ın hoşnutluğudur. Bu hedef istikametinde sapmalar yaşamadan yürüyebilmesi için de onun, Kalbin Zümrüt Tepeleri’ne esas teşkil eden ibadet, ihsan, ihlas, tefekkür, murakabe, muhasebe gibi kaynaklarla beslenmesi iktiza eder.

Şayet kalbe yüksek hedefler çizilemez ve hayatiyeti için en lüzumlu kaynaklarla beslenemezse o kalbin aritmi yaşaması, dağınıklık ve bozulmaya maruz kalması, yaralanması hatta katılaşıp taşlaşması bile sözkonusu olabilir. Kasvet, küfür, ucb, kibir, tûl-i emel, şehvet, gaflet, hırs, menfaat ve makam düşkünlüğü, kötü huylar, dünyevîlik, masivaya meyl ü muhabbet ve teveccühteki tökezlemeler gibi virüsler kalbin bu tür arızalar yaşamasının pek çok esbabından sadece bazılarıdır. Özellikle günümüzde kalbe giden yollar adeta tıkanmış ve kalb muattal bırakılmıştır. Kalblerde Allah’ın duyulması görülmemektedir. Kalblerde kötü duygular ve yakışıksız mülahazalar adeta kuyruk kaldırır hale gelmiştir. Kalb adeta mefluç bir haldedir. Kalbler husuf ve küsuflar yaşamaktadır. Kalblerde heyecan sönmeye yüz tutmuş gibidir. Çünkü pek çoğu itibariyle insanlar bilerek kendilerini dünyaya salmışlardır. Zihinler kalbi öldürecek gevezeliklere dayelik yapmakta, kulaklar ve gözler kalbi katılaştıracak nahoş şeylere açık durmaktadır. Daha acısı kalbler yorgun düşmüştür. İnsanlar elbiseleri ya da kullandıkları mekan bozulduğunda düzeltmekte gösterdikleri heyecan ya da çabukluğu kalb hayatı adına içlerinden geçen olumsuz düşünceleri düzeltmekte göstermemekte, gösterememektedirler.

Muhterem M. Fethullah Gülen Hocaefendi elli küsur yıldır kendisini dinleyenlerin kalb ibrelerinin istikamet kazanması ve o istikamette devam etmesi için konuşuyor ve yazıyor. Bizi, bizim kalblerimizi bizden daha fazla düşündüğünde şüphe yok. Çünkü meselenin ciddiyetini bizden çok ama çok daha iyi biliyor. Beyanlarıyla ister meltem gibi ruhlarımızı okşasın, ister tembih ve ihtarlarla içimize havf ve haşyet hisleri salsın, ister iltifat ve müjdelerle reca duygularımızı tetiklesin; o, gözleri yaşartan, gönülleri titreten nağmeleriyle hep kalbimize sesleniyor ve kalbimiz için sesleniyor. Elbette sadece seslenmekle kalmıyor. Gözyaşı döküyor ve adeta bir mum gibi yanıp eriyor. Bizim kalb ibrelerimizin doğruyu göstermesi için çok zaman iki büklüm oluyor. Ve bunların hepsinden daha önce ve daha öte kalb ibrelerimiz hep hedefe kilitli kalsın mülahazalarıyla gece-gündüz Allah’a yalvarıp duruyor. Kalb İbresi işte bu derin düşüncelerin, dokunaklı nağmelerin, bereketli gözyaşlarının, iki büklüm oluşların ve Hakk’a yakarışların bir semeresi olarak gelip bizlere ulaşıyor.

Ayrıca lağviyat karşısında mümince duruş nasıl olur; insan yaşlanınca dine hizmet vazifesi sona erer mi; toplumda işlenen günahlardan dolayı bazı hususlarda mazur sayılabilir miyiz; Hocaefendi hangi husustan bîzar; sporun iffetli olanı hangisidir; Bozyaka ve Altunizade’yi diğer mekanlardan ayıran özellikler nelerdir; melekleşme ufku nasıl elde edilir; objektif ve subjektif mükellefiyeti nasıl anlamalıyız; aktüaliteye dalmanın kalb hayatımıza zararları var mıdır; akıl ve his dengesi nasıl kurulur.. gibi pek çok sorunun cevabı da yine bu kitapta. Ayrıca, Muhterem Hocaefendi Türkiye’ye dönecek mi, dönecekse ne zaman ve nasıl dönecek? En acılı ve en ızdıraplı yıllarını hayatının hangi zaman diliminde yaşadı? Bunlar gibi bazı hususî sorulara verdiği cevapların yer aldığı özel röportajı da bu eserin sayfaları arasında bulmak da mümkün olacak.

Dakikaları, saatleri, günleri, haftaları, ayları ve yılları gösteren ibreler aktıkça ömür gelip geçiyor ve herkes dünya yolculuğunun sonuna yaklaşıyor. Ömür gelip geçmeden o ibrenin nasıl sabit tutulabileceğini önce bu satırlardan okuyacak, sonra da inşaallah kendi kalbimize tatbik edeceğiz. Bu satırlara yansıyan o müstesna kalbin mualla soluklarını tam anlayabilmek için de o satırları kalb kulağımızla dinleyeceğiz.
 

-Zeynep-

Mecânin-i Kütüp
 
Üyelik Tarihi
10 Şub 2009
Mesajlar
2,441
Aldığı Beğeniler
2,763
Konum
Ankara
Takım
Diğer
Allah razı olsun..
 

uhibbu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
4 Eki 2007
Mesajlar
18,383
Aldığı Beğeniler
39,770
Konum
istanbul
Takım
Galatasaray
Allah razı oLsun ablacım paylaştıgın için :)
 

YeNi

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
27 Eki 2010
Mesajlar
393
Aldığı Beğeniler
2
Bu yaz aldigim kitaplardan bir tanesi henüz sira gelmedi ama en kisa zamanda okuyacagim insaAllah. Tesekkürler.
 

YeNi

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
27 Eki 2010
Mesajlar
393
Aldığı Beğeniler
2
Kitabi henüz yeni okumaya basladim ilk sayfalarindayim. Tuhaf bir yorum olabilir ama kitabin icinde ki yazi tipi cok hosuma gitti nedense. Hem gözüme hitap ediyor hem ruhuma. Kitabin kendisi yani. Fetullah Gülen hakkinda ne yalan söyleyim pek bir bilgim yok. Ama insaAllah bu kitap hayirli ve yararli bir kitaptir. Öyle olduguna inaniyorum.
 

uhibbu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
4 Eki 2007
Mesajlar
18,383
Aldığı Beğeniler
39,770
Konum
istanbul
Takım
Galatasaray
Hem gönüle hem ruha hitap eder bu kitaplar :gul:
Okumaya devam ettiğinde görürsün.
Bakalım hangimiz önce bitiricez (:
 
Üst Alt