- Üyelik Tarihi
- 7 Eyl 2005
- Mesajlar
- 1,242
- Aldığı Beğeniler
- 9
- Takım
- Galatasaray
Kalbi ılık mı, kılıbık mı?
İki arkadaş cami avlusunda oturmuş konuşuyorlardı. Arkadaşlardan birisiBu akşam arkadaşlarla maç izlemeye gidece iz, sen de gelir misin diye sordu.
Soruyu soranın durumuna bakılırsa arkadaşının sevinç içerisinde evet diyerek onaylamasını bekliyordu. Ama beklenen olmadı.
Arkadaşının yüzüne ciddi bir yüz ifadesiyle bakan genç,Hayır maça gelemem. Biliyorsun ben evlendim, artık gözü yolda olan ve sürekli evde bekleyen bir eşim var. Bundan böyle hayatıma daha dikkat etmeliyim. dedi. Bu ifadeyi duyan arkadaşı önce hayretle baktı arkadaşının yüzüne, ardından alaylı bir tavırla ;Vay, vay, vay kılıbık kardeşim, yüre i sevgi dolu pek muhterem ev erke i, bakıyorum da ilk haftada boyunun ölçüsünü almışlar. Nedir bu evdekileri ihmal etmemeliyim, artık maça gelmeyece im lafları diyerek yeni evli genç arkadaşını ayıpladı.
Yeni evli genç tam a zını açmış arkadaşına bir cevap verecekti ki yan taraflarında oturan nur yüzlü bir dedenin konuşmasıyla başını o tarafa çevirdi. O zamana kadar olanları göz ucuyla takip eden dede söze karıştı.Gençler kusura bakmayın az önce konuştuklarınıza kulak misafiri oldum. Ve bu misafirlik beni yıllar öncesine götürdü. Şimdi müsaadenizle size o gün başımdan geçen ve bugün sizin sayenizde hatırladı ım olayı anlatmak istiyorum.diyerek başladı anlatmaya.
Yeni evlenmiştim, mahalleden çok sevdi imiz arkadaşlar bir program yapmış, birlikte e lenmek istemişlerdi. Tabii beni de ça ırmışlardı. Durumu eşime anlatarak gittim; ama akşam olmak üzereyken geri dönece ime dair söz verdim. Kalkmak üzere hareket edince durumu arkadaşlarıma izah etmeye çalıştım ama hepsi birden anlaşmışlar gibi az önce arkadaşının sana maça gelmiyorum dedi in için söyledi i şeyleri söylediler. Kimisi kılıbık, kimisi korkak kimisi daha önce böyle de ildin, evlendin böyle oldun tarzında şeyler söylediler. Anlayaca ınız zor durumdaydım. Ya eve gidip akşamı eşimle geçirmeyi tercih ederek korkak ve kılıbık olacak, ya da arkadaşlarımla kalarak onların baskısıyla güya kazak erkek oldu umu ispatlayacaktım. Her şeyi göze alarak oradan ayrılmaya karar verdim. Yolda gelirken evimize çok yakın olan caminin hocasıyla karşılaştım.
Durumu ona açmaya karar verdim. Söyledi i Sen kılıbık de il, kalbi ılıksın. ifadesi o kadar hoşuma gitti ki, o günden bugüne ismim hep kalbi ılık olarak kaldı. Bu yüzden ben bunca hayatım boyunca evde asıp kesen, sövüp döven, ba ırıp ça ıran, kırıp dökenlerle de il, kalbi ılıklarla oturup kalkarım. Öylelerinin aslında erkeklik dedikleri onları pohpohlayan nefislerinden başkası de il. Hz. Peygamber gerçek pehlivanı bize bakın nasıl anlatıyor:Gerçek pehlivan öfkelendi i zaman nefsine hakim olabilen kimsedir. (Müslim, Birr, 106)
Sonra beni bir kenara çekerek konu ile ilgili Hz. Peygamberin söyledi i birkaç hadisi de ekleyerek şu kalbi ılı ı evde bekleyen eşinin yanına gönderdi.
Biz bazen yabancıya bir melek gibi davranır, yüzüne güleriz de eve geldi imizde bizden sevgi bekleyen ev halkına karşı ifrit kesiliriz. Yabancı insan ne yapsın senin güzel ahlakını. Evet, elbette ki ona da güzel davranılmalı; ama, güzel davranış, yani güzel ahlak ilk başta hayatı birlikte yaşadıklarımıza lazım de il mi?
Bir başka yerde de yine en hayırlıdan bahseden Allah Resulü usvetül hasene olarak kendisini de örnek göstererek bize olmamız gereken hali anlatıyor. Hz. Aişe anlatıyor: Hz. Peygamber (sas) buyurdular ki: Sizin en hayırlınız, ailesine karşı hayırlı olandır. Ben aileme karşı hepinizden daha hayırlıyım... O gün bana korkak diyen ve kılıbık olmakla eleştiren arkadaşlarımın birço u ya eşinden ayrıldı ya da zehir zemberek bir aile hayatları oldu. Oysa Allah Resulünün sözlerini hayatıma düstur edindi im için evim çoluk çocukların oynaştı ı bir cennet köşesine döndü. Varsın bana korkak desinler. Ben Rabbimin ne dedi ine kulak verir, her zaman kalbi ılıklardan olmayı tercih ederim. Hakkınızı helal edin.
Dedenin bu anlattıklarından sonra kendisini maça davet eden arkadaşının yüzüne anlamlı anlamlı bakan genç Sen istersen bana kılıbık demeye devam et. Ben maça gelmeyerek evde dört gözle beni bekleyen eşimin yanına giderek Kalbi ılıklardan olmaya kararlıyım. diyerek ayrıldı. Dede, gencin arkasından gülerek bakıyordu.
selametle..
(alıntı)
İki arkadaş cami avlusunda oturmuş konuşuyorlardı. Arkadaşlardan birisiBu akşam arkadaşlarla maç izlemeye gidece iz, sen de gelir misin diye sordu.
Soruyu soranın durumuna bakılırsa arkadaşının sevinç içerisinde evet diyerek onaylamasını bekliyordu. Ama beklenen olmadı.
Arkadaşının yüzüne ciddi bir yüz ifadesiyle bakan genç,Hayır maça gelemem. Biliyorsun ben evlendim, artık gözü yolda olan ve sürekli evde bekleyen bir eşim var. Bundan böyle hayatıma daha dikkat etmeliyim. dedi. Bu ifadeyi duyan arkadaşı önce hayretle baktı arkadaşının yüzüne, ardından alaylı bir tavırla ;Vay, vay, vay kılıbık kardeşim, yüre i sevgi dolu pek muhterem ev erke i, bakıyorum da ilk haftada boyunun ölçüsünü almışlar. Nedir bu evdekileri ihmal etmemeliyim, artık maça gelmeyece im lafları diyerek yeni evli genç arkadaşını ayıpladı.
Yeni evli genç tam a zını açmış arkadaşına bir cevap verecekti ki yan taraflarında oturan nur yüzlü bir dedenin konuşmasıyla başını o tarafa çevirdi. O zamana kadar olanları göz ucuyla takip eden dede söze karıştı.Gençler kusura bakmayın az önce konuştuklarınıza kulak misafiri oldum. Ve bu misafirlik beni yıllar öncesine götürdü. Şimdi müsaadenizle size o gün başımdan geçen ve bugün sizin sayenizde hatırladı ım olayı anlatmak istiyorum.diyerek başladı anlatmaya.
Yeni evlenmiştim, mahalleden çok sevdi imiz arkadaşlar bir program yapmış, birlikte e lenmek istemişlerdi. Tabii beni de ça ırmışlardı. Durumu eşime anlatarak gittim; ama akşam olmak üzereyken geri dönece ime dair söz verdim. Kalkmak üzere hareket edince durumu arkadaşlarıma izah etmeye çalıştım ama hepsi birden anlaşmışlar gibi az önce arkadaşının sana maça gelmiyorum dedi in için söyledi i şeyleri söylediler. Kimisi kılıbık, kimisi korkak kimisi daha önce böyle de ildin, evlendin böyle oldun tarzında şeyler söylediler. Anlayaca ınız zor durumdaydım. Ya eve gidip akşamı eşimle geçirmeyi tercih ederek korkak ve kılıbık olacak, ya da arkadaşlarımla kalarak onların baskısıyla güya kazak erkek oldu umu ispatlayacaktım. Her şeyi göze alarak oradan ayrılmaya karar verdim. Yolda gelirken evimize çok yakın olan caminin hocasıyla karşılaştım.
Durumu ona açmaya karar verdim. Söyledi i Sen kılıbık de il, kalbi ılıksın. ifadesi o kadar hoşuma gitti ki, o günden bugüne ismim hep kalbi ılık olarak kaldı. Bu yüzden ben bunca hayatım boyunca evde asıp kesen, sövüp döven, ba ırıp ça ıran, kırıp dökenlerle de il, kalbi ılıklarla oturup kalkarım. Öylelerinin aslında erkeklik dedikleri onları pohpohlayan nefislerinden başkası de il. Hz. Peygamber gerçek pehlivanı bize bakın nasıl anlatıyor:Gerçek pehlivan öfkelendi i zaman nefsine hakim olabilen kimsedir. (Müslim, Birr, 106)
Sonra beni bir kenara çekerek konu ile ilgili Hz. Peygamberin söyledi i birkaç hadisi de ekleyerek şu kalbi ılı ı evde bekleyen eşinin yanına gönderdi.
Biz bazen yabancıya bir melek gibi davranır, yüzüne güleriz de eve geldi imizde bizden sevgi bekleyen ev halkına karşı ifrit kesiliriz. Yabancı insan ne yapsın senin güzel ahlakını. Evet, elbette ki ona da güzel davranılmalı; ama, güzel davranış, yani güzel ahlak ilk başta hayatı birlikte yaşadıklarımıza lazım de il mi?
Bir başka yerde de yine en hayırlıdan bahseden Allah Resulü usvetül hasene olarak kendisini de örnek göstererek bize olmamız gereken hali anlatıyor. Hz. Aişe anlatıyor: Hz. Peygamber (sas) buyurdular ki: Sizin en hayırlınız, ailesine karşı hayırlı olandır. Ben aileme karşı hepinizden daha hayırlıyım... O gün bana korkak diyen ve kılıbık olmakla eleştiren arkadaşlarımın birço u ya eşinden ayrıldı ya da zehir zemberek bir aile hayatları oldu. Oysa Allah Resulünün sözlerini hayatıma düstur edindi im için evim çoluk çocukların oynaştı ı bir cennet köşesine döndü. Varsın bana korkak desinler. Ben Rabbimin ne dedi ine kulak verir, her zaman kalbi ılıklardan olmayı tercih ederim. Hakkınızı helal edin.
Dedenin bu anlattıklarından sonra kendisini maça davet eden arkadaşının yüzüne anlamlı anlamlı bakan genç Sen istersen bana kılıbık demeye devam et. Ben maça gelmeyerek evde dört gözle beni bekleyen eşimin yanına giderek Kalbi ılıklardan olmaya kararlıyım. diyerek ayrıldı. Dede, gencin arkasından gülerek bakıyordu.
selametle..
(alıntı)
