Anlatıldığına göre, bir zat bir Evliyai Kiramdan nasihat istemiş. O evliya: “Allah-u Teala senin kalbine baktığında, onda razı olmadığı bir şey görmesin.” demiştir.
Bilindiği gibi zahiri ameller, kalp amelleri için temel hükmündedir. Temel sağlam olmadığı takdirde, üzerindeki bina sağlam olmadığı gibi amelleri salih olmayan bir kimsenin kalp temizliğine sahip olması, iyi sıfatlar kazanması ve bunlarla iyi ameller yapması da mümkün değildir. Zahiri temizliğe önem verip de kalp temizliğine önem vermemek, bir bahçenin duvar çalışmalarına önem verip, içerdeki ağaçların susuzluk ve bakımsızlıktan kuruyup dökülmesine aldırış etmemek gibidir.
İnsanın kalbi temiz olduğu zaman, bütün vücut muhafaza olur. Nitekim hikmet ehli bir zat şöyle demiştir: “Ben kalbimi on gece şeytandan, hataradan (faydasız düşünceler) korudum. Kalbim de beni yirmi sene bunlardan korudu.”
Onun için kalp temizliğine çok dikkat etmek lazımdır. İnsanın çaresi kalbini Allah-u Zülcelal’e sadık yapmasıdır. Çünkü kalp Allah-u Zülcelal’in nazargâhıdır. Kalbi Allah-u Zülcelal’e bağlamak gerekir. Bizlere Allah-u Zülcelal’i unutturacak her şeyi kalpten çıkarmak lazımdır.
Nitekim Sehl bin Abdullah (kuddise sirruhu) şöyle demiştir: “Kim kalbini Allah’a teslim ederse, Allah da onun azalarına sahip çıkar.”
İnsan kalbini Allah-u Zülcelal’e teslim ederse, Allah-u Zülcelal de o kimsenin gözlerine, ayaklarına, diline hülasa bütün azalarına sahip çıkar. Allah-u Zülcelal’in yaratmış olduğu bir et parçası olan kalbimizi O’na teslim etmemek çok gariptir. Kalbi Allah-u Zülcelal’e teslim edip: “Ya Rabbi! Bu kalbi sen yarattın. Onu sana teslim ediyorum. Dilediğin gibi yap.” diyerek, Allah-u Zülcelal’e teslim etmek lazımdır.
Böyle olunca, Allah-u Zülcelal’in muhabbeti kalbimize girer ve bütün azalarımız da O’nun istediği şekilde olur, inşaallahu teala...
Kalp temizliğine çok önem vermek gerekir. Sadece okumakla yetinmemek lazımdır. Nasıl ki bir bahçıvan bahçesindeki zararlı otları temizleyip bahçesine su veriyorsa, bizler de kalbimizdeki dünya hırsı, riya, kin, hased gibi bütün mezmum (kötülenmiş) sıfatlardan temizleyip onu muhabbet ve zikir gibi güzel sıfatlarla beslemeliyiz.
Çünkü kalp ıslah olursa bütün azalar ıslah olur. Kimin azaları ıslah olmamış ise o kimsenin kalbinde manevi hastalık var demektir. Bundan kurtulmak için kalbi her an kontrol edip oradaki zarar verici sıfatlardan temizleyip arındırmak lazımdır. Bir kimsenin kalbi mezmum olan bütün sıfatlardan arınıp da güzel sıfatlarla süslendiği zaman, o kimsenin bütün niyetleri hayır üzerine olur.
Eğer nefsimiz hala günah işler ve kötü işlerde ısrar edecek olur, ibadetlerde gevşeklik gösterecek olursa ona şu şekilde hitap etmeliyiz:
Allah-u Zülcelâl kendi fazlı ve keremi ile bizlere muamele etsin ve hepimize razı olacağı şekilde salih amel nasip etsin, inşaallahu teala...
Bilindiği gibi zahiri ameller, kalp amelleri için temel hükmündedir. Temel sağlam olmadığı takdirde, üzerindeki bina sağlam olmadığı gibi amelleri salih olmayan bir kimsenin kalp temizliğine sahip olması, iyi sıfatlar kazanması ve bunlarla iyi ameller yapması da mümkün değildir. Zahiri temizliğe önem verip de kalp temizliğine önem vermemek, bir bahçenin duvar çalışmalarına önem verip, içerdeki ağaçların susuzluk ve bakımsızlıktan kuruyup dökülmesine aldırış etmemek gibidir.
İnsanın kalbi temiz olduğu zaman, bütün vücut muhafaza olur. Nitekim hikmet ehli bir zat şöyle demiştir: “Ben kalbimi on gece şeytandan, hataradan (faydasız düşünceler) korudum. Kalbim de beni yirmi sene bunlardan korudu.”
Onun için kalp temizliğine çok dikkat etmek lazımdır. İnsanın çaresi kalbini Allah-u Zülcelal’e sadık yapmasıdır. Çünkü kalp Allah-u Zülcelal’in nazargâhıdır. Kalbi Allah-u Zülcelal’e bağlamak gerekir. Bizlere Allah-u Zülcelal’i unutturacak her şeyi kalpten çıkarmak lazımdır.
Nitekim Sehl bin Abdullah (kuddise sirruhu) şöyle demiştir: “Kim kalbini Allah’a teslim ederse, Allah da onun azalarına sahip çıkar.”
İnsan kalbini Allah-u Zülcelal’e teslim ederse, Allah-u Zülcelal de o kimsenin gözlerine, ayaklarına, diline hülasa bütün azalarına sahip çıkar. Allah-u Zülcelal’in yaratmış olduğu bir et parçası olan kalbimizi O’na teslim etmemek çok gariptir. Kalbi Allah-u Zülcelal’e teslim edip: “Ya Rabbi! Bu kalbi sen yarattın. Onu sana teslim ediyorum. Dilediğin gibi yap.” diyerek, Allah-u Zülcelal’e teslim etmek lazımdır.
Böyle olunca, Allah-u Zülcelal’in muhabbeti kalbimize girer ve bütün azalarımız da O’nun istediği şekilde olur, inşaallahu teala...
Kalp temizliğine çok önem vermek gerekir. Sadece okumakla yetinmemek lazımdır. Nasıl ki bir bahçıvan bahçesindeki zararlı otları temizleyip bahçesine su veriyorsa, bizler de kalbimizdeki dünya hırsı, riya, kin, hased gibi bütün mezmum (kötülenmiş) sıfatlardan temizleyip onu muhabbet ve zikir gibi güzel sıfatlarla beslemeliyiz.
Çünkü kalp ıslah olursa bütün azalar ıslah olur. Kimin azaları ıslah olmamış ise o kimsenin kalbinde manevi hastalık var demektir. Bundan kurtulmak için kalbi her an kontrol edip oradaki zarar verici sıfatlardan temizleyip arındırmak lazımdır. Bir kimsenin kalbi mezmum olan bütün sıfatlardan arınıp da güzel sıfatlarla süslendiği zaman, o kimsenin bütün niyetleri hayır üzerine olur.
Eğer nefsimiz hala günah işler ve kötü işlerde ısrar edecek olur, ibadetlerde gevşeklik gösterecek olursa ona şu şekilde hitap etmeliyiz:
Allah-u Zülcelâl kendi fazlı ve keremi ile bizlere muamele etsin ve hepimize razı olacağı şekilde salih amel nasip etsin, inşaallahu teala...
Son düzenleme: