Şunu çok defalar söylüyoruz; elimizden geldiği kadar iyi kişilerle beraber olalım. Çünkü şahit oluyoruz bazı şahıslar; tevbe de ediyor, ibadet yapmak istiyor, zikir yapmak istiyor, günah yapmak istemiyorlar bir daha. Nefret ediyorlar günahtan. Ama eski arkadaşları var, bırakmıyorlar onları. Ya bunlar onların yanına gidiyor veya onlar bunların yanına geliyor, bu sefer, bunlar yine eski hallerine dönüyorlar.
O eski kötü arkadaşların zararı bu kadar kötüdür. Çünkü bir yerde yangın varsa sen oraya gittiğin zaman, elbisene dokunabilir. Yangın sana da sıçrayabilir.
Yangındır… İnsan ondan uzaklaşıyor, kaçıyor ondan. Öyle bir çevre, öyle günahın içinde ki insanlar, adeta bir ateş yakmışlar. Onların içine girersen seni de yakarlar. Onun için elimizden geldiği kadar, daima iyi kişilerle beraber olalım.
Bakınız, Ahmet bin Harb ismindeki bir zat şöyle buyuruyor: “Kişinin kalbinin ıslah olması için salih kişilerle oturup kalkmak ve onların amellerine bakmak kadar menfaatli bir şey görmedim.”
Yani, iyi kişilerle oturup kalkmak, bir kişinin kalbinin ıslah olması için en kuvvetli bir delildir. Ve onların yaptığı amellere bakmak… Onlarla beraber oturup kalkmak… Bunu yapmak, kalbi o kadar ıslah edicidir ki, yeryüzünde bunun kadar faydalı bir hal görmedim diyor.
Bakınız, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor: “Bir zikir halkası kurulduğu zaman, o zikir halkasının etrafında melekler de halka oluyorlar, ta Arş-ı Ala’ya kadar. Orada Allah-u Zülcelal soruyor,
- Benim kullarımı nasıl gördünüz?
- Yarabbi, senin zikrini yapıyorlar, seni anıyorlardı.
- Siz şahit olun, ben de onları affettim, diyor Allah-u Zülcelal. Ama melekler diyor ki,
- Ya Rabbi, bir kişi onların yanındaydı, onların içindeydi, fakat o zikir için gelmemişti, bir ihtiyaç için oraya gelmişti.
- Olur, olabilir ama onlarla beraber oturan şahıs şaki (isyankâr) olmaz. Onu da onlarla beraber affettim. (Buhârî, Daavât 66; bknz. Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 251-252, 358-359)
Burada, ne işaret var bize? İyi kişilerle beraber oturup kalkmak, onlardan olmasa dahi, Allah onların hatırına veriyor. Bakınız, onlardan menfaat gördü. İşte, o zat böyle diyor: “Kişinin kalbinin ıslah olması için salih kişilerle oturup kalkmak ve onların amellerine bakmak kadar menfaatli bir şey görmedim.”
Ve devam ediyor: “İnsanın kalbi için en zararlısı da kötü kişilerle beraber oturup kalkmak, onların yaptığı amellere bakmaktır.”
Doğrudur. Bakıyorsun, iyi bir kişi kumarcılarla beraber oturdu, rakı içenlerle beraber oturdu, bir iki üç gün, o da onlar gibi yapmaya başlayacak... Kalbi bu şekilde onlardan zarar görecek. Onun için elimizden geldiği kadar, kötü kişilerle beraber oturduğumuz zaman, onlara nasihat etmemiz lazımdır. Onlar konuşunca dinlemek, zehirdir. Biz konuşacağız. Biz Allah’tan bahsedeceğiz. Tevbeden bahsedeceğiz. Ancak bu şekilde biz kendimizi kurtarabiliriz. Yoksa sen gidip onların yanında oturursan, o sana sohbet yaparsa, gidersin onlarla beraber.
Elimizden geldiği kadar, Allah-u Zülcelal’e karşı hata yaptığımız zaman, günah işlediğimiz zaman, özür dileyelim, tevbe istiğfarda bulunalım. Amel yaptığımız zaman da Allah’a şükredelim.
Allah-u Zülcelal hepimize kuvvet versin inşaallah. Nefsimizi; ibadetinde, zikrinde, taatinde kullansın ve kendi fazlıyla, hepimizden razı olsun inşaallah.
O eski kötü arkadaşların zararı bu kadar kötüdür. Çünkü bir yerde yangın varsa sen oraya gittiğin zaman, elbisene dokunabilir. Yangın sana da sıçrayabilir.
Yangındır… İnsan ondan uzaklaşıyor, kaçıyor ondan. Öyle bir çevre, öyle günahın içinde ki insanlar, adeta bir ateş yakmışlar. Onların içine girersen seni de yakarlar. Onun için elimizden geldiği kadar, daima iyi kişilerle beraber olalım.
Bakınız, Ahmet bin Harb ismindeki bir zat şöyle buyuruyor: “Kişinin kalbinin ıslah olması için salih kişilerle oturup kalkmak ve onların amellerine bakmak kadar menfaatli bir şey görmedim.”
Yani, iyi kişilerle oturup kalkmak, bir kişinin kalbinin ıslah olması için en kuvvetli bir delildir. Ve onların yaptığı amellere bakmak… Onlarla beraber oturup kalkmak… Bunu yapmak, kalbi o kadar ıslah edicidir ki, yeryüzünde bunun kadar faydalı bir hal görmedim diyor.
Bakınız, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor: “Bir zikir halkası kurulduğu zaman, o zikir halkasının etrafında melekler de halka oluyorlar, ta Arş-ı Ala’ya kadar. Orada Allah-u Zülcelal soruyor,
- Benim kullarımı nasıl gördünüz?
- Yarabbi, senin zikrini yapıyorlar, seni anıyorlardı.
- Siz şahit olun, ben de onları affettim, diyor Allah-u Zülcelal. Ama melekler diyor ki,
- Ya Rabbi, bir kişi onların yanındaydı, onların içindeydi, fakat o zikir için gelmemişti, bir ihtiyaç için oraya gelmişti.
- Olur, olabilir ama onlarla beraber oturan şahıs şaki (isyankâr) olmaz. Onu da onlarla beraber affettim. (Buhârî, Daavât 66; bknz. Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 251-252, 358-359)
Burada, ne işaret var bize? İyi kişilerle beraber oturup kalkmak, onlardan olmasa dahi, Allah onların hatırına veriyor. Bakınız, onlardan menfaat gördü. İşte, o zat böyle diyor: “Kişinin kalbinin ıslah olması için salih kişilerle oturup kalkmak ve onların amellerine bakmak kadar menfaatli bir şey görmedim.”
Ve devam ediyor: “İnsanın kalbi için en zararlısı da kötü kişilerle beraber oturup kalkmak, onların yaptığı amellere bakmaktır.”
Doğrudur. Bakıyorsun, iyi bir kişi kumarcılarla beraber oturdu, rakı içenlerle beraber oturdu, bir iki üç gün, o da onlar gibi yapmaya başlayacak... Kalbi bu şekilde onlardan zarar görecek. Onun için elimizden geldiği kadar, kötü kişilerle beraber oturduğumuz zaman, onlara nasihat etmemiz lazımdır. Onlar konuşunca dinlemek, zehirdir. Biz konuşacağız. Biz Allah’tan bahsedeceğiz. Tevbeden bahsedeceğiz. Ancak bu şekilde biz kendimizi kurtarabiliriz. Yoksa sen gidip onların yanında oturursan, o sana sohbet yaparsa, gidersin onlarla beraber.
Elimizden geldiği kadar, Allah-u Zülcelal’e karşı hata yaptığımız zaman, günah işlediğimiz zaman, özür dileyelim, tevbe istiğfarda bulunalım. Amel yaptığımız zaman da Allah’a şükredelim.
Allah-u Zülcelal hepimize kuvvet versin inşaallah. Nefsimizi; ibadetinde, zikrinde, taatinde kullansın ve kendi fazlıyla, hepimizden razı olsun inşaallah.
Son düzenleme: