İnsan kalbini Allah'a teslim ederse, O da o kimsenin gözlerine, ellerine, ayaklarına, diline yani bütün âzâlarına sahip çıkar. Gözünün harama bakmasını engeller, dilinin haram konuşmasına engel olur. Ayaklarının günah yerlerine gitmesine engel olur.
Kalp, bir şey değildir ki! Allah-u Zülcelal'in yaratmış olduğu bir et parçasıdır. Peki neden onu Allah'a teslim etmiyoruz? Onu Allah-u Zülcelal'e teslim edip:
"Ya Rabbi! Bu kalbi sen yaratmışsın. Onu sana teslim ediyorum." diyerek, O'nun önüne koyalım. O zaman Allah-u Zülcelal'in rahmeti kalbimize girer ve bütün âzâlarımız da Allah-u Zülcelal'e karşı teslim olur ve Allah-u Zülcelal'in yanındaki ecir ve sevaplara doğru gider.
Esasen bizi mahveden şeytan ve nefistir. Onun için Bayezid-i Bestami şöyle demiştir:
"Ben nefsimi çağırıp; 'Gel, Rabbime gidelim' dedim. Ama gelmedi. 'Madem ki gelmiyorsun, sen kal ben gidiyorum' dedim."
Tabi nefse sadece sen kal diye söylemek kolaydır. Asıl önemli olan onu terkedebilmek, onun heva ve heveslerini bırakabilmektir. Demek ki, onu terketmek Bayezid-i Bestami'ye göre kolaydı. Onun için şöyle demiştir:
"Ben bir gün rüyamda Allah-u Zülcelal'e dedim ki: "Ya Rabbi! Ben sana nasıl gelebilirim?" Allah-u Zülcelal buyurdu ki: "Ya Bayezid! Nefsini bırak öyle gel!"
Bu zamanda nefsimizi yediriyoruz, içiriyoruz, rahat ettiriyoruz. Hiç olmazsa biraz Allah-u Zülcelal'in ibadetini de yapalım. Devamlı olarak nefsi doyurmak, ibadetin önünde büyük bir engeldir. Çünkü denilmiştir ki:
"Dünyada daima tok olan kimse, kıyamet gününde aç olur. Dünyada aç olan kimse, kıyamet gününde tok olur."
Allah-u Zülcelal kendi fazlı ve keremi ile bizlere muamele etsin ve hepimize razı olacağı şekilde salih amel nasip etsin...
(Amin)
Kalp, bir şey değildir ki! Allah-u Zülcelal'in yaratmış olduğu bir et parçasıdır. Peki neden onu Allah'a teslim etmiyoruz? Onu Allah-u Zülcelal'e teslim edip:
"Ya Rabbi! Bu kalbi sen yaratmışsın. Onu sana teslim ediyorum." diyerek, O'nun önüne koyalım. O zaman Allah-u Zülcelal'in rahmeti kalbimize girer ve bütün âzâlarımız da Allah-u Zülcelal'e karşı teslim olur ve Allah-u Zülcelal'in yanındaki ecir ve sevaplara doğru gider.
Esasen bizi mahveden şeytan ve nefistir. Onun için Bayezid-i Bestami şöyle demiştir:
"Ben nefsimi çağırıp; 'Gel, Rabbime gidelim' dedim. Ama gelmedi. 'Madem ki gelmiyorsun, sen kal ben gidiyorum' dedim."
Tabi nefse sadece sen kal diye söylemek kolaydır. Asıl önemli olan onu terkedebilmek, onun heva ve heveslerini bırakabilmektir. Demek ki, onu terketmek Bayezid-i Bestami'ye göre kolaydı. Onun için şöyle demiştir:
"Ben bir gün rüyamda Allah-u Zülcelal'e dedim ki: "Ya Rabbi! Ben sana nasıl gelebilirim?" Allah-u Zülcelal buyurdu ki: "Ya Bayezid! Nefsini bırak öyle gel!"
Bu zamanda nefsimizi yediriyoruz, içiriyoruz, rahat ettiriyoruz. Hiç olmazsa biraz Allah-u Zülcelal'in ibadetini de yapalım. Devamlı olarak nefsi doyurmak, ibadetin önünde büyük bir engeldir. Çünkü denilmiştir ki:
"Dünyada daima tok olan kimse, kıyamet gününde aç olur. Dünyada aç olan kimse, kıyamet gününde tok olur."
Allah-u Zülcelal kendi fazlı ve keremi ile bizlere muamele etsin ve hepimize razı olacağı şekilde salih amel nasip etsin...
(Amin)
Son düzenleme: