- Üyelik Tarihi
- 12 Haz 2013
- Mesajlar
- 423
- Aldığı Beğeniler
- 46
Süresi bir ömür olan dünya imtihanını değerlendirecek olan Alim Rabbimiz bizi, yaptıklarımız, söylediklerimizle değil neden yaptığımız, neden söylediğimize göre yargılayacaktır. İşte bu nedenler de kalbimizin amelidir.
Allah’ın bize emrettiği şeylerin şeklen icra edilmesi zor değildir. Bunları emredildiği- istendiği şekilde kalbe onaylatma asıl meseledir. İyilik ve yardım yapmaya, akraba ve komşularla iyi geçinmeye, ibadet etmeye herhalde kimsenin itirazı olmaz. Fakat bunları sadece ve sadece O’nun (cc) rızası için yapmak olunca bunu da herkesin kalbi onaylayamaz; karşılığını iyiliğe-iyilik, yardıma-yardım olarak görmek isteriz. Bu istemeler de amelin kalbi değil şekli olduğu gösterir ve amellerin asıl lazım olacağı yerde bizi yalnız bırakır ve ‘iyiliklerinizin karşılığını dünyada iken aldınız’ çaresizliği ile baş başa bırakır.
İnsanlığın zirve yaptığı, dünyanın O’ndan (sa) önce görmediği ve O’ndan (sa) sonra da göremeyeceği saadet asrında kalplerin ameli de zirve yapmış ve rıza makamı en ali makam olmuştur. Her şey O’nun (cc) rızası için, O’nun (cc) emri olduğu için olmuştur. Her güzelliğin karşılığı olarak rıza-ı ilahiyi istemişler, niyetlerini bulandırmadan sevk-i ilahiye razı olmuşlardır. Gaye O’nun (cc) rızası olunca bir hurma bir deveyi geçmiştir. Çünkü Cenabı Allah’ın nazarı kalbedir, sudan balçıktan olan surete değil.
Sapmalardan ve sürçmelerden kurtulmak için tevbe imdadımıza yetişir. Tevbe kalben pişmanlık, kalbi muhasebe, kalbin O’nun (cc) için boşaltılması, kalbin mahzun olması demektir; yani neyin ne zaman nasıl söylendiği değil neden söylendiği asıl meseledir.
Amellerimizin kalbî, hasbî olması temennisiyle...
*Adem Çelikkaya
Allah’ın bize emrettiği şeylerin şeklen icra edilmesi zor değildir. Bunları emredildiği- istendiği şekilde kalbe onaylatma asıl meseledir. İyilik ve yardım yapmaya, akraba ve komşularla iyi geçinmeye, ibadet etmeye herhalde kimsenin itirazı olmaz. Fakat bunları sadece ve sadece O’nun (cc) rızası için yapmak olunca bunu da herkesin kalbi onaylayamaz; karşılığını iyiliğe-iyilik, yardıma-yardım olarak görmek isteriz. Bu istemeler de amelin kalbi değil şekli olduğu gösterir ve amellerin asıl lazım olacağı yerde bizi yalnız bırakır ve ‘iyiliklerinizin karşılığını dünyada iken aldınız’ çaresizliği ile baş başa bırakır.
İnsanlığın zirve yaptığı, dünyanın O’ndan (sa) önce görmediği ve O’ndan (sa) sonra da göremeyeceği saadet asrında kalplerin ameli de zirve yapmış ve rıza makamı en ali makam olmuştur. Her şey O’nun (cc) rızası için, O’nun (cc) emri olduğu için olmuştur. Her güzelliğin karşılığı olarak rıza-ı ilahiyi istemişler, niyetlerini bulandırmadan sevk-i ilahiye razı olmuşlardır. Gaye O’nun (cc) rızası olunca bir hurma bir deveyi geçmiştir. Çünkü Cenabı Allah’ın nazarı kalbedir, sudan balçıktan olan surete değil.
Sapmalardan ve sürçmelerden kurtulmak için tevbe imdadımıza yetişir. Tevbe kalben pişmanlık, kalbi muhasebe, kalbin O’nun (cc) için boşaltılması, kalbin mahzun olması demektir; yani neyin ne zaman nasıl söylendiği değil neden söylendiği asıl meseledir.
Amellerimizin kalbî, hasbî olması temennisiyle...
*Adem Çelikkaya