- Üyelik Tarihi
- 11 Nis 2007
- Mesajlar
- 24,205
- Aldığı Beğeniler
- 22,175
- Takım
- Fenerbahçe
Kafamın yedi kapısından karanlık ordular saldırıyor. Kafamın yedi kapısından çıkacak askerler yok. Kale içten çökmüş. Kaledekiler birbirine düşmüş. Başımı sokacak bir dam altı, girip yakıcı serpintilerden korunabileceğim bir sığınak arıyorum. Gezdiğim yerler dağıtıyor beni, çaldığım kapılar yıkıyor benliğimi.
Nereye gitsem, nerelere gitsem? Şair;‘Zekeriya saklayan ağaç yok, ortasından biçilmek için bile.’ demiş üstelik. Düşman evimin içinde, kumandadaki bir düğme kadar yakın bana. Düşman sokağımda, düşman işimde. Dahası düşman içimde.
Bir kalbim kalmış sığınabileceğim yer’ derken, baktım kapıları duvar olmuş onun da. Kalbime girebilseydim, zümrüt tepelerine tırmanabilirdim belki. Kalb kapısı açılsaydı, orada Dost’u bulmayı ümit edebilirdim. Her şeyle doluysa kalbim, masivayla doluysa, kendime olsun yer bulabilir miyim bilmiyorum ama. Sabırsızlıkla, yitirmişlikle, dahası isyanla kirletmişsem kasrını, Sultan tenezzül edip iner mi oraya...
Temizlemek için olsun açabilseydim kalbin kapılarını. ‘Sultan gelir belki’ deyip hazırlayabilseydim. Mübarek günler geldi geçti, ben gafil.. mübarek aylar geldi geçti, ben gafil.. ömür geçiyor ey gafil!
Sad Kafamdan hayır yok kalbim, elimden ayağımdan hayır yok bildim; hiç değilse sen titreseydin bir kere. Ürperseydin bir kere. Belki sen titresen, kafanın tozları dökülürdü.. sen esenlikler göndersen damarlar boyu, ele ayağa mecal gelirdi belki. Sen bir güzele dönsen, tövbeye dilim dönerdi belki.
Son ümidim sende yine kalbim, işte kapını çalıyorum. Aç kapını da gözüm yaşarsın, kim bilir yıkanır kirin pasın. Belki kasrına nüzul eyler Sultan. Belki merhamet eder, sana da bakar Rahman. Yeter ki kapıların duvar olmasın böyle, kurşun mühürler olmasın kilit üstünde. Kapını çalıyorum kalbim, açıl bana, varsa göster güzelliklerini. Kapını çalıyorum, kendimi göremezsem, kendimi bilemezsem; hiçbir şeyi göremem biliyorum, bilemem kimseyi.
Kalbim bu çaldığım kapındır. Rahmet kapısı açık biliyorum. Af kapısı açık. Ama sen kapalıyken nasıl geçebilirim o kapılardan. Senden çıkmazsa sözlerim, ‘kalp para’ gibi geri çevrilmez mi?
Kapını çalıyorum kalbim, ama kilidin mi paslanmış, kurşun mühürlerle mi mühürlenmişsin, ama niye?
Kalbim kapını çaldım. Kırar geçerim açılmazsan...
Kalbim kıramam seni, biliyorsun, yumuşa sen de...
Muradım sen değilsin ki kalbim. Senden geçeceğim...
Böbürlenmek niye?
Hüdayi Can
Nereye gitsem, nerelere gitsem? Şair;‘Zekeriya saklayan ağaç yok, ortasından biçilmek için bile.’ demiş üstelik. Düşman evimin içinde, kumandadaki bir düğme kadar yakın bana. Düşman sokağımda, düşman işimde. Dahası düşman içimde.
Bir kalbim kalmış sığınabileceğim yer’ derken, baktım kapıları duvar olmuş onun da. Kalbime girebilseydim, zümrüt tepelerine tırmanabilirdim belki. Kalb kapısı açılsaydı, orada Dost’u bulmayı ümit edebilirdim. Her şeyle doluysa kalbim, masivayla doluysa, kendime olsun yer bulabilir miyim bilmiyorum ama. Sabırsızlıkla, yitirmişlikle, dahası isyanla kirletmişsem kasrını, Sultan tenezzül edip iner mi oraya...
Temizlemek için olsun açabilseydim kalbin kapılarını. ‘Sultan gelir belki’ deyip hazırlayabilseydim. Mübarek günler geldi geçti, ben gafil.. mübarek aylar geldi geçti, ben gafil.. ömür geçiyor ey gafil!
Sad Kafamdan hayır yok kalbim, elimden ayağımdan hayır yok bildim; hiç değilse sen titreseydin bir kere. Ürperseydin bir kere. Belki sen titresen, kafanın tozları dökülürdü.. sen esenlikler göndersen damarlar boyu, ele ayağa mecal gelirdi belki. Sen bir güzele dönsen, tövbeye dilim dönerdi belki.
Son ümidim sende yine kalbim, işte kapını çalıyorum. Aç kapını da gözüm yaşarsın, kim bilir yıkanır kirin pasın. Belki kasrına nüzul eyler Sultan. Belki merhamet eder, sana da bakar Rahman. Yeter ki kapıların duvar olmasın böyle, kurşun mühürler olmasın kilit üstünde. Kapını çalıyorum kalbim, açıl bana, varsa göster güzelliklerini. Kapını çalıyorum, kendimi göremezsem, kendimi bilemezsem; hiçbir şeyi göremem biliyorum, bilemem kimseyi.
Kalbim bu çaldığım kapındır. Rahmet kapısı açık biliyorum. Af kapısı açık. Ama sen kapalıyken nasıl geçebilirim o kapılardan. Senden çıkmazsa sözlerim, ‘kalp para’ gibi geri çevrilmez mi?
Kapını çalıyorum kalbim, ama kilidin mi paslanmış, kurşun mühürlerle mi mühürlenmişsin, ama niye?
Kalbim kapını çaldım. Kırar geçerim açılmazsan...
Kalbim kıramam seni, biliyorsun, yumuşa sen de...
Muradım sen değilsin ki kalbim. Senden geçeceğim...
Böbürlenmek niye?
Hüdayi Can