Alttaki yazım farklı bir insanı anlatıyor. Parça bölük halinde.
Biraz karmaşık gelebilir o nedenle. O insanın yaşadıklarını, dile getirdiklerini kendimce anlatmaya çalıştım.
Garip bir deneyim oldu.
Mânâsı nedir bilemiyorum şu an için.
İçim çok fena acıyor sadece.
Gariptir kime acıdığımı bilmiyorum.
Duyamadığım bir ızdırabım var!
Hissedilmeyen acının varlığını kabul etmek kime düşüyor? Ya da bunu hatırlatmak kimin kârı?!
Bugün saymadığım, adını koymadığım, günlerimden birindeyim. Odama kapanmışım, kaçmışım daha doğrusu seslerden. Saatlerce mideme oturan o garip duyguyla buz kesilmiş yüzüm. Üşüdüğümü, adeta içimi dolduran bir soğuğun etkisinde kaldığımı anladığımda gözlerimi açmışım. Kendime geldiğimde, gördüklerimin bir rüya olduğunu kabullenmek istedim.
Ve rüya oldu her şey.
Rüyamda; ılık bir meltem zihnimi ele geçiriyordu. Savaşmıyordum, çünkü uzak diyarlara bakarken fark edilmiyordu meltemin etkisi. Tatlı bir yaz akşamı her şey. Zayıflığın anları.
Gurbet birkaç dakika sonra kıyama kalkacakken zihnimin bulantıları bir anda olduğum yere yığılmama neden oldu.
Hayır, bu olamazdı?!
Gözlerimi açmak ve bedenimi hareket ettirmek mümkün değildi.
Oysa tam da şu dakikalarda kıyamdaydı her şey. Öyle düşlemiştim.
Meltemi fark etmemiş olmak ne acı!
O esnada uzak diyarlardan gelen rüzgâr ayık kalmam için dolanıp duruyordu adeta.
Ne kadar ağırdım, ne kadar da hantal?!
Avuçlarımı görmek istedim, ellerim neredeydi, isteğime kulak vermediler?!
Göz kapaklarım kapanmıştı. Açılmasını söylediğim halde, cevap gelmedi?!
Bir süre sonra zihnimde büyük bir karışıklık olduğunu fark ettim.
Faciaydı bu, bütün yollar kapanmış, büyük bir kaza olmuş olmalıydı. Ama nerede?
Bir süre sonra zihnen kendimi dinlendirmeye, telkinler vermeye başladım.
…..
Işıklar hiç açılmadı, hissetmedim hiçbir zaman hiçbir şeyi.
Kulaklarım da cevap vermez oldu, bir zaman sonra.
O rüyadan hiç uyanmadım yani.
Sonra o rüyanın içinde yol alırken kalbimin varlığını hissettim. Kalbime yerleştirdim bir zaman sonra bütün uzuvlarımı. Kalben, koştum, gördüm, işittim, dokundum.
Kalbin var mı seninde?
Kalplerimiz arkadaş olsun mu?
Perdesiz, izinsiz, dolaşır mısın kalbimde?
Kalbini hissetmeme izin verir misin?
Biraz karmaşık gelebilir o nedenle. O insanın yaşadıklarını, dile getirdiklerini kendimce anlatmaya çalıştım.
Garip bir deneyim oldu.
Mânâsı nedir bilemiyorum şu an için.
İçim çok fena acıyor sadece.
Gariptir kime acıdığımı bilmiyorum.
Duyamadığım bir ızdırabım var!
Hissedilmeyen acının varlığını kabul etmek kime düşüyor? Ya da bunu hatırlatmak kimin kârı?!
Bugün saymadığım, adını koymadığım, günlerimden birindeyim. Odama kapanmışım, kaçmışım daha doğrusu seslerden. Saatlerce mideme oturan o garip duyguyla buz kesilmiş yüzüm. Üşüdüğümü, adeta içimi dolduran bir soğuğun etkisinde kaldığımı anladığımda gözlerimi açmışım. Kendime geldiğimde, gördüklerimin bir rüya olduğunu kabullenmek istedim.
Ve rüya oldu her şey.
Rüyamda; ılık bir meltem zihnimi ele geçiriyordu. Savaşmıyordum, çünkü uzak diyarlara bakarken fark edilmiyordu meltemin etkisi. Tatlı bir yaz akşamı her şey. Zayıflığın anları.
Gurbet birkaç dakika sonra kıyama kalkacakken zihnimin bulantıları bir anda olduğum yere yığılmama neden oldu.
Hayır, bu olamazdı?!
Gözlerimi açmak ve bedenimi hareket ettirmek mümkün değildi.
Oysa tam da şu dakikalarda kıyamdaydı her şey. Öyle düşlemiştim.
Meltemi fark etmemiş olmak ne acı!
O esnada uzak diyarlardan gelen rüzgâr ayık kalmam için dolanıp duruyordu adeta.
Ne kadar ağırdım, ne kadar da hantal?!
Avuçlarımı görmek istedim, ellerim neredeydi, isteğime kulak vermediler?!
Göz kapaklarım kapanmıştı. Açılmasını söylediğim halde, cevap gelmedi?!
Bir süre sonra zihnimde büyük bir karışıklık olduğunu fark ettim.
Faciaydı bu, bütün yollar kapanmış, büyük bir kaza olmuş olmalıydı. Ama nerede?
Bir süre sonra zihnen kendimi dinlendirmeye, telkinler vermeye başladım.
…..
Işıklar hiç açılmadı, hissetmedim hiçbir zaman hiçbir şeyi.
Kulaklarım da cevap vermez oldu, bir zaman sonra.
O rüyadan hiç uyanmadım yani.
Sonra o rüyanın içinde yol alırken kalbimin varlığını hissettim. Kalbime yerleştirdim bir zaman sonra bütün uzuvlarımı. Kalben, koştum, gördüm, işittim, dokundum.
Kalbin var mı seninde?
Kalplerimiz arkadaş olsun mu?
Perdesiz, izinsiz, dolaşır mısın kalbimde?
Kalbini hissetmeme izin verir misin?