Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Rumeysa

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Eki 2005
Mesajlar
3,942
Aldığı Beğeniler
2,483
Konum
İstanbul
Takım
Galatasaray
Soru : Kalpte Allah Sevgisi ve korkusu dengesi nasıl kurulmalıdır?

Cevap:

İslâma göre, kul, Allahı hem sevmeli hem de Ondan korkmalıdır.
Cenab-ı Hakk, insan ruhunda korku ve sevgi denilen iki mühim his yaratmıştır. İnsan bu hisleri yaratılış gayesine uygun kullandığı takdirde dünya ve ahiret saadetine nail olur. Cenab-ı Hakkın Cemal ve Rahmeti muhabbeti icap ettiği gibi, Celal ve Azameti de korkuyu iktiza eder.

Kul, Cenab-ı Hakkı sevmekle rahmetine mazhar olduğu gibi Ondan korkmakla da azabından kurtulur.

Allahı sevmenin ölçüsü emirlerine riayet etmek, korkunun ölçüsü ise yasaklarından sakınmaktır. Bunların her ikisi de insanın saadet ve necatına vesile olurlar. Böylece insan ne Allahın rahmetinden ümit keser, ne de azabından emin olur.

İnsan Allahı sevmekle kalben tatmin olur ve vicdanen huzur bulur. Muhabbetin en önemli üç kaynağı kemal, cemal ve ihsandır. Cenab-ı Hakkın bütün sıfatları hem sonsuz kemalde, hem de nihayet derecede güzeldir; ihsan ve keremi ise sonsuzdur. Buna göre, aklen ve vicdanen, insan muhabbetini ancak Allaha hasretmelidir. Onun yarattığı mahlukatı sevmek ise Onun namına olduğu takdirde Allah katında makbuldür.

İnsan, korku hissini de ancak Allaha hasretmelidir. Çünkü Allah nihayetsiz celal, azamet ve kudret sahibidir. Öyle ise Allahtan korkmak da hem aklın, hem de vicdanın gereğidir. Bir insanın kalbinde, Allah korkusu kemaliyle hakim olunca başka türlü korkulara mahal kalmaz. Zira Allahtan korkan bir adam, hiçbir zaman başkasının hukukuna tecavüz etmez, hiç kimsenin canına, malına namusuna dokunmaz.

Peygamber Efendimiz (a.s.m.) bu konuda şöyle buyururlar: Hikmetin başı Allah korkusudur. (El-Münâvî, Feyzül-Kadir-3:574)

Toplum hayatının nizam ve ahengi Allah korkusuyla kaimdir ve onunla devam eder. Hak ve hukuk tanımamanın cezası, dünyada zillet ve ahirette İlâhî azaptır.



Anahtar Kelimeler : allah korkusu,allah sevgisi,iman,teyakkuz




[BLINK]Mehmet Kırkıncı[/BLINK]
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
Muhabbetullah, Allah-ü Teâlâ nın kemâl ve cemâlini idrak ve takdir oranında kalpte oluşan ilâhî bir nurdur. Bu muhabbet ile insan ruhu, kederlerden ve hüzünlerden kurtulur. Safî neşe ve huzura kavuşur. İnsan ruhunu erdeme ulaştıran sebeplerin en sağlamı, Allah sevgisidir.

Cenâb-ı Hak, insanın kalbine sonsuz bir muhabbet kabiliyeti yerleştirmiştir. Bu sonsuz muhabbet, ancak zât ve sıfatlarıyla sonsuz kemâlde bulunan Allah içindir. Yâni, insana lütfedilen bu sevgi kabiliyeti Allah ı sevmek içindir.


Allahı sevmenin nasıl olacağına gelince, bu hususta Kur ân-ı Kerim şu ölçüyü koymuştur:

De ki: Eğer Allaha muhabbetiniz varsa hemen bana uyun ki, Allah da sizleri sevsin ve suçlarınızı affetmekle örtsün. Allah Gafûrdur, Rahîm dir. (Âl-i İmrân Sûresi, 31 )

Yukarıdaki ayet-i kerimenin tefsirinde şöyle buyurulmaktadır:

Allaha (c.c.) imanınız varsa, elbette Allahı seveceksiniz. Madem Allahı seveceksiniz, Allahın sevdiği tarzı yapacaksınız. Ve o sevdiği tarz ise Allahın sevdiği zâta benzemelisiniz. Ona benzemek ise, Ona ittiba etmek (tâbi olmak)tır. Ne vakit Ona ittiba etseniz Allah da sizi sevecek. Zaten siz Allahı seversiniz; tâ ki, Allah da sizleri sevsin


Bu ayet-i kerime ve izahından anlaşıldığı gibi, Allahı sevmenin yolu, Peygamber Efendimize (a.s.m.) uymaya çalışmaktır. Bir mümin, itikat, ahlâk ve ibadette Resulüllaha benzemek ve Onun getirdiği bütün hükümleri mümkün olduğu kadar uygulamakla Allahı sevmiş olur. Ashâb-ı kirâmın büyüklüğü, Resulüllaha tâbi olmakta en ileri seviyede olmalarındadır. Bu vadide, Hz. Ali (r.a.) ve Âl-i Beytin de çok özel bir yeri vardır. Öyleyse onları seven her mümin de, onlar gibi Peygamberimize (a.s.m.) tâbi olmakla sorumludur. Sonuç olarak, Peygamberimiz (asm.) Allahın sevdiği, razı olduğu insan modelidir. Bir mümin O Rehber-i Ekmele benzediği ölçüde Allahı sevmiş ve Onun muhabbetini kazanmış olur.
 

peri

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
1 Ara 2005
Mesajlar
950
Aldığı Beğeniler
5
Sevgi, Allah'ın insanlara verdiği en büyük nimetlerden biridir. Her insan hayatı boyunca çok sevdiği, güvendiği, yakın hissettiği kişilerle birlikte olmak ister. Allah'ın verdiği nimetlerin birçoğu, asıl değerini, gerçek sevgilerin ve dostlukların yaşandığı ortamlarda bulur. Örneğin, gördüğü güzel bir manzaradan zevk alan bir insan, duyduğu heyecanı sevdiği biriyle paylaşmak ister. Aynı şekilde en muhteşem ziyafet sofrası ya da en güzel, en şatafatlı ev bile, tek başınayken bir insana çok fazla çekici gelmeyebilir. Çünkü Allah insan fıtratını, sevmekten ve sevilmekten zevk alacak, dostluktan ve yakınlıktan hoşlanacak şekilde yaratmıştır. Kuran ahlakını yaşayan insanlarla birarada olmak, onlarla dostluğu ve sevgiyi yaşamak ise, iman eden bir insana birçok nimetten çok daha fazla zevk verir.

Bu nedenle Allah'ın sevdiği ve hoşnut olduğu kullarına vadettiği cennet, gerçek sevginin, dostluğun ve yakınlığın sonsuza kadar büyük bir coşku ile yaşanacağı olağanüstü güzellikte bir yerdir. Allah'ın Kuran'da cennet hayatına dair verdiği haberlerde hep neşe, arkadaşlık, sevgi, muhabbet, güzel söz ve huzurdan bahsedilmektedir. Sevgi ve dostluğu engelleyecek herşey cennetteki insanlardan uzak tutulmuştur. Örneğin Allah bir ayetinde cennete girecek olan müminlerin kalbinden kinden ne varsa alındığını bildirmiştir. (Araf Suresi, 43) Kıskançlık, düşmanlık, rekabet, öfke, darılma, alınma gibi sevgiyi ve dostluğu engelleyen bütün kötü özellikler cennetin dışında kalacaktır.

Cennette yaşayacak olan Müslümanların önemli özelliklerinden biri, onların dünya hayatındayken de, tüm peygamberleri, Allah'a iman eden, çaba gösteren her salih insanı ve geçmişte yaşamış bütün Müslümanları çok sevmeleridir. İman edenler Allah'ın rızasını kazanmak için çaba gösteren tüm salih müminlere yakınlık duyar, onları kendilerine yakın birer dost ve veli edinirler. Her koşulda ve kayıtsız şartsız onlarla birlikte olmaktan büyük zevk alırlar; bütün Müslümanlara vefa ile bağlıdırlar. Allah, müminlerin kalplerindeki imanlarından, Allah korkularından kaynaklanan bu güzel sevgiye ve Rabbimiz'e olan içten bağlılıklarına karşılık, onları sevginin ve sadakatin en güzel mekanı olan cennetle ödüllendirecektir.


Müminlerin kalplerindeki sevginin asıl kaynağı ise Allah'a olan derin sevgileridir. Müminler, Allah'ı çok severler ve hayatlarının her anında Allah'ın sevgisini ve rızasını kazanmak için ciddi bir çaba gösterirler.

Allah, tüm insanları yoktan var etmiştir. İnsan bir hiçlikken Allah'ın rahmeti sayesinde bir can sahibi olmuştur. Kullarını bu dünyada barındıran, çeşit çeşit yiyecekler, meyveler sunan, binbir türlü çiçekle, sevimli hayvanlarla bize zevk verecek manzaralar yaratan, güneşten suya, havadan vitaminlere kadar ihtiyacımız olan herşeyi kusursuzca var eden, uzayın boşluğunda binlerce kilometre hızla yol alan dünyayı her an güvenlik içinde tutan, Rahman, Rahim ve sonsuz merhamet sahibi olan Rabbimiz'dir. Allah'ın üzerindeki nimetlerini, O'nun herşeye güç yetiren ve tüm evrenin tek hakimi olduğunu, herşeyi en güzel ve hayırlı şekliyle yarattığını düşünen her müminin Allah'a olan sevgisi daha da güçlenir. Allah'ı seven ve Allah'tan korkan bir insan, O'nun sınırlarını büyük bir şevk ve istekle korur; Allah'ın her emrini kusursuzca yerine getirmek için büyük bir titizlik gösterir, Allah'ın hoşnutluğunu, sevgisini, rahmetini ve cennetini kazanmak için hayatı boyunca bütün gücüyle çalışır.

Allah'ı çok seven, Allah'tan korkan, O'nun kendisinden hoşnut olması için samimi bir gayret gösteren her mümin, dünyaya güzellik kazandıran hayırlı insanlardandır. Allah'ı seven insan, Allah'ın yarattıklarını da sever, onlara karşı şefkat ve merhamet duyar, onları korumak, onlara hayır ve güzellik getirmek ister. Dünyanın en hayırlı, en üstün ahlaklı insanlarından olan Allah'ın elçileri de, çevrelerindeki insanları sevgiye ve yakınlığa davet etmişlerdir:

İşte Allah, iman edip salih amellerde bulunan kullarına şu şekilde müjde vermektedir.


De ki: "Ben buna karşı yakınlıkta sevgi dışında sizden hiçbir ücret istemiyorum." Kim bir iyilik kazanırsa, Biz ondaki iyiliği artırırız. Gerçekten Allah, bağışlayandır, şükredene karşılığını verendir. (Şura Suresi, 23)


İnsanların bir kısmı Kuran ahlakını bilmedikleri, Allah'ı gerektiği gibi tanıyıp takdir edemedikleri için sevgiden ve dostluktan mahrum kalarak, can yakan, yarı azap içinde bir hayat sürmektedirler. Bu insanlar arasında en görkemli görünen hayatı yaşayanlar bile, aslında gerçek mutluluğu ve huzuru bulamamaktadırlar. İmanı yaşamayan bu insanlar için sevgisiz, dostsuz ve yalnız yaşanan bir hayatın hiçbir anı zevkli ve güzel değildir. Allah, sevgisizliği iman etmeyenlere dünyada ve ahirette nankörlüklerinin ve iman etmemelerinin bir karşılığı olarak vermektedir. Bu insanlar ne gerçek anlamda severler ne de sevilirler. Allah'a ortak koşarak yaşadıkları sevgi ise gerçek sevgi değildir ve onlara daima karamsarlık, mutsuzluk ve acı getirir.


Allah'ın Kuran'da bildirdiği gibi yalnızlık ve dostsuzluk cehenneme ait bir özelliktir:


Çünkü, o, büyük olan Allah'a iman etmiyordu. Yoksula yemek vermeye destekçi olmazdı. Bundan dolayı bugün, kendisine hiçbir sıcak dost yoktur." (Hakka Suresi, 33-35)


Bu kitabın amacı inananlara, sonsuz rahmet sahibi olan Rabbimiz'e, Allah'ın yarattıklarına ve müminlere olan sevginin önemini hatırlatmak, Allah'ı inkar edenlere ait bir özellik olan sevgisizliğin bir insan için ne kadar büyük bir bela ve azap olduğunu göstermektir. Her mümin bu duruma düşmekten kaçınmalı, cennet sevgisini dünyadayken yaşamaya başlamalı, tek dost ve Veli olan Rabbimiz'e ve müminlere sevgi ve vefa ile bağlanmalıdır.
 

silaucan

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
9 Eyl 2005
Mesajlar
1,962
Aldığı Beğeniler
7
"KORKUNUN KEMALİNDE SEVGİ YOKTUR; FAKAT SEVGİNİN KEMALİNDE KORKU VARDIR"

Bu sözü çok severim ben zira insanın sevdiğini kaybetmekten ve üzmekten korktuğunu fakat korkulan şeyi sevmediğini anlatır.....

Yaşantımızda da öyle değilmidir zaten; sevdiğimizi severiz ve kaybetmekten korkarız. Bizi korkutan ve üzen birini ise sevmeyiz bile...

Hak Teala'nın öyle bir yeri ve sevgisi yerleşmeliki içimize O'nu üzecek her harekettten kaçınıp,sevindirecek her davranışı yapmalıyız.....



Rumeysa sağol.....
 

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
Allah sevgisinin ölçüsü, iyi amel işlemek, Allah korkusunun ölçüsü ise, takvâ yâni günahlardan sakınmaktır.

Bizler ne kadar buna sahib olursak inşeallah elimize geçende o olacaktır..

selametle...
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
ORiJiNAL YAZARI : rumeysa
İnsan, korku hissini de ancak ALLAHa hasretmelidir. Çünkü ALLAH nihayetsiz celal, azamet ve kudret sahibidir. Öyle ise ALLAHtan korkmak da hem aklın, hem de vicdanın gereğidir. Bir insanın kalbinde, ALLAH korkusu kemaliyle hakim olunca başka türlü korkulara mahal kalmaz. Zira ALLAHtan korkan bir adam, hiçbir zaman başkasının hukukuna tecavüz etmez, hiç kimsenin canına, malına namusuna dokunmaz.
.................................................................


ALLAH sizlerden razı olsun ..paylaşımlarınız için..

RABBİM bizleri ALLAH i görüyormus gibi ibadet edenlerden,

eğer bunu yapamiyorsak,en azından birinin bizleri gördüğünü ŞUUR eden kullarından etsin..

bilmek ayrı şuur etmek ayrı..tabi

bir hırsız nasıl biliyorsa bir polis onu yakaladığı zaman korkacak,bu bilmesidir.
ama polis yakaladigi zaman bu hirsizi
hırsızın bu korkuyu damarlarında hissetmesidir.


MEVLAM bizleri onun bizi gözettigini damarlarımızda hisseden kullarindan etsin.
zaten biz bunu damarlarimizda hissedersek,rumeysa ablamın dedigi gibi
hiç bir günaha girmeyiz..hatta şüpheli şeylerden bile uzak dururuz..

ALLAH ım bizleri seni görüyormus gibi ibadet eden kullarından eyle,ve seni şuur eden kullarından eyle....
Necmeddin abi alıntıyı yapamamışsın düzelttim ((onur))
 

Onur

Geliştirici
 
Üyelik Tarihi
1 Eki 2005
Mesajlar
7,571
Aldığı Beğeniler
4,846
Konum
Karaman
Takım
Galatasaray
Allah razı olsun güzel bir konuya deginmişsin..
 

kardelenn

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ocak 2006
Mesajlar
180
Aldığı Beğeniler
0
Sevgi ve Korku Birlikte Olmalı!


Allah’ın en sevgili kulları olan peygamberler O’nun azabından korkmuşlar ve yine Allah’a sığınmışlardır. Allah sevgisi piramitin başında yer almalı, onun aşağısında cennet özlemi ve cehennem korkusu yer almalı.



Cenneti istememek veya küçük görmek, kültürümüzde bazı şairlerin yaptığı gibi, nankörlüktür ve Allah’ın Kur’an’da methettiği/övdüğü cenneti küçümsemek anlamına gelir, ki bu durum insanı küfre düşürür. Cehennemden veya Allah’ın azabından korkmamak sadece sevdiğini söylemek de kişiyi laubaliliğe, davranışlarda ve amellerde laçkalığa götürür, günahlara karşı hassasiyeti azaltır.



Allahı sevmenin ölçüsü , Onun emir ve nehyettiği şeylere uymaktır.Allahtan korkmanın ölçüsü de onun yasakladıklarından uzak durmaktır.Rabbim bizleri seni görüyormus gibi ibadet eden ve şuur eden kullarından eyle.Amin
 
Üst Alt