Bu öyle bir mahşer ki
Dünyada görülmemiş emsali
O vahşeti ne satırlar yazabilir
Ne de cümleler anlatabilir
Düşman sarmış güzel memleketimin dört bir yanını
Donanmış Alman'ı,Hintli'si ,Yamyam'ı
Kusuyorlar ateşlerini bakışları kin dolu
Gencecik askerlerimiz cephede almış soluğu
Ayaklarında çarığı,ellerinde tüfeği
Gönüllerinde yanıyor İslam meşalesi
Kimi Erzurumlu,kimi Rizeli,kimi ise İzmirli
İsimleri Mehmettir onlar Rahman'ın erleri
Savaş demek basit kalırdı
Bu bir milletin şahlanışıydı
Çünkü önemliydi Türk'ün vatanı,namusu,bayrağı
.....
Analarımız vardı
Henüz genceciktiler , elleri kınalıydı
Ama yüreklerindeki harp aşkı
Çağlayışıyla korkutuyordu pınarları
Gülle yağmurunun altında
Parçaladılar zalimleri nacaklarla
Örnektir buna
Nene Hatun,Safiye Ana
Savruluyor etrafa Mehmetçiğin etleri
Topluyor onları vatanına götürmek için zalim nefisli
Peygamberimiz de (S.A.V) geldi Mehmet'in seslenişiyle
Çünkü türbedar dedi ki Medine de yoktu o gece
Unutmayalım bu arada Koca Seyyidimizi
O değiştirdi 256 kilo ile savaşın kaderini
Yazarken bile zorlandım ağırlığını-mermiyi
Kırılacaktı kalemim ellerim titredi
Görünce bu vahşeti ağaçlar bile ağladı
Günlerce derelerden ŞEHİT kanı aktı
Barut kokusundan solan çiçekleri
Yine onların kanları yeşertti
Sonunda püskürttüler düşmanı deniz dibine
Erdiler o zaman Şehitlik mertebesine
YaRab bu şerbetin tadı nasıl ki ?
Dünyaya dönüp şehit olmak istediler gerisin geri
Ben nasıl öderim bu atamın hakkını
Sonra sorulur öbür alemde hesabı
.....
Şimdi Fatihalar gönderiyorum sizlere demet demet
Gurur duyacağım bununla ilelebet
Sundu size Allah yüce makamı
Diyecek girin bu Cennet Kapısı
.....
Uyanalım kardeslerim düşmeyelim tuzağa
Bıkmadan sürdürelim bu destanı daima....!!!!!
MİRAÇ KESKİN
18.03.2008