Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

turangida

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Haz 2010
Mesajlar
5,705
Aldığı Beğeniler
14,607
Takım
Galatasaray
Hukuk fakültesinde bir öğretim görevlisi derse girer ve bir öğrenciye adını sorar, öğrenci “Ali” diye cevap verir. Öğretmen bir anda,
“Defol bu sınıftan, bir daha asla dersime gelme” der.
Bütün öğrenciler şaşkınlık içindedir, neye uğradığı şaşıran Ali de sınıfı terk eder.
Herkes ne olduğunu anlamak için beklemektedir hiç birinden tek bir ses bile çıkmaz…
Hoca sınıftaki sessizlikle beraber ileri geri yavaş yavaş dolaşmaya başlamış bütün öğrencileri şöyle biraz süzdükten sonra, tabi bu arada herkes göz temasından kaçınıyor, başlamış derse.
Hoca: “Kanunlar ne için vardır?” diye sorar ve ders başlar…
Bir çok cevap gelmiş, bir öğrenci düzeni korumak, diğeri toplumda yaşayan bireylerin hak ve hürriyetini sağlamak için, öbürü yaşam haklarını idame ettirmek, bir başkası devlete güveni, o devletin saygın bir vatandaşı olduğunu göstermek için, bir diğeri her yerde hakkını yasalar çerçevesinde arayacağını bilmek ve devletin vatandaşına haklarını nasıl arayacağını göstermek için…
Hoca başka diye tekrar sorunca bir öğrenci de “Adalet için diye cevap vermiş.
Bu cevabı verene hoca parmağı ile işaret ederek işte aradığım cevap bu dercesine “peki az önce arkadaşınıza adaletsiz davrandım mı?”, herkeste aynı cevap “evet hocam”.
Öğretim görevlisi sınıf kapısını açarak dışarıdaki öğrencisini içeri alır ve teşekkür edip yerine geçebileceğini söyler, herkes bunun bir senaryo, oyun olduğunu anlar.
Fakat hoca son sözlerini söylememiştir henüz;
“Peki buna hepiniz şahit oldunuz, neden tepki göstermediniz, bir açıklama istemediniz, arkadaşınızın hakkını savunmadınız!?
Herkes susar çıt yok. Hoca bakın sevgili arkadaşlar, bu olaydan hepinizin çıkarması gereken bir öğüt var, bunu size 100 saat sınıfta ders versem anlatamazdım der ve son sözlerini söyleyip dersi bitirir.
“Asla bana dokunmayan yılan bin yaşasın
zihniyetin de olmayın, o yılan bir gün mutlaka sizi de sokacaktır.”
“Adaletsizliğe şahit olup göz yuman insanlar haysiyet ve onurlarını kaybetmeye mahkumdur.”
“Bir şahsa karşı yapılan haksızlık, herkese karşı yapılmış bir tehdit demektir.”
Alıntı
 

...vuslat

gökyüzünü bilmeyen leke sanıyor kuşları...
 
Üyelik Tarihi
6 May 2015
Mesajlar
7,297
Aldığı Beğeniler
19,193
Konum
????
EyvAllah Kardeşim
Zaten bu bilinci ve duyguyu yaşamaya başladığımız an düzelmeye başlayacak inşAllah...
Sonuç lehimize olmasa/da göstermek için gayret etmemizde fayda var muhakkak.
Geçen yıl kursumuzda benzer durum başa geldi.
Ürünlerinden,fırın sonrası memnuniyetsizliklerini hocayla paylaşmak yerine kendi aralarında konuşan arkadaşlar vardı.
Dünyaya bakış açılarında farklılık olsa/da temel bazı değer yargılarında hemfikir olduğumuz bir ablam vardı.O/nun dışında ki herkes bana dpkunmayan yılan misâli ...davrandı.
Gelen ürünlerde ki kişinin tahrir,boyama gibi el emeğindeki eksik ve kusurlara diyecek yok tabiki.
Hatta oldu/da fırında pişerken ki patlayıp çatlamalara hiç diyecek yok...
Elden çıkan ürünlerin fırına girerken ki aşamalar dikkat,özen isteyen bir durum.Sırlanırken ki özen,fırınlamada ki pişirme derecelerine dikkat vs mühim.
Benim ürünleri ilk denemeye göre gayet güzel ve temiz çıkmasını misâl göstermesi Hocamızın gayretimi artırdığı da bir gerçekti...
Buraya kadar sorun yoktu.Taa ki firuze denilen değişik sırlamayla yaptığım bir ürünü görene dek...
Diğerlerine göre nerdeyse yok denecek kadar az emeğim vardı ancak fırın öncesi rölyefli tabağın lalesinin bir ucu kırık halde sırlanıp fırınlanmasıydı sorunum...
Fırın sonrası kırılmış olsa yine bir derece kabulüm çünkü olabilir kazadır derim.
Gördüğüm anda Hocamıza belirttiğimde,hemen nasıl farkettin oldu...
Hocam kırılmış halde neden fırınlandı? Dediğimde Hocamıza, benim verdiğim az yahut çok olsa da emeğimin o durumda fırınlanmasının lüzumunun olmadığını anlatmaya çalışmaktı...
Ben Hoca ile tartışırken o ablamız dışında herkes sadece izledi.
Aslında benim durumdan vahim durumda ürünleri olan arkadaşlar vardı ve hiç ses etmiyorlardı.
Anlıyordum onları kısmen çünkü şayet Hoca ile tartışırlarsa ki kavga ile ayrımını yapamayanlar,Hocanın onlara tavır almasından korkanlar olduğu gibi kendi maddi/manevi emeğine saygının belki de çok farkında değillerdi bilemiyorum...
Hoca sınıftan ayrıldıktan sonra arkadaşlara dönüp dedim...
Bundan sonra benimle böylesi konularda şikayet etmeyin ve konuşmayın .
Evet tartıştık ve birbirimizi anladık Hocayla.
Zaman ilerledikçe;
Gariptir ki; tartıştığımız hâlde Hocamızla iletişimimizin daha iyi gitmesini anlamayan arkadaşlar olmuş.
Hatta birisi dediğinde cevabım şu oldu.Fark şu ki siz konuşmak,tartışmaktan kaçtınız biz açık açık üslubunca konuştuk anlaştık.
:gul:,
 

turangida

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Haz 2010
Mesajlar
5,705
Aldığı Beğeniler
14,607
Takım
Galatasaray
EyvAllah Kardeşim
Zaten bu bilinci ve duyguyu yaşamaya başladığımız an düzelmeye başlayacak inşAllah...
Sonuç lehimize olmasa/da göstermek için gayret etmemizde fayda var muhakkak.
Geçen yıl kursumuzda benzer durum başa geldi.
Ürünlerinden,fırın sonrası memnuniyetsizliklerini hocayla paylaşmak yerine kendi aralarında konuşan arkadaşlar vardı.
Dünyaya bakış açılarında farklılık olsa/da temel bazı değer yargılarında hemfikir olduğumuz bir ablam vardı.O/nun dışında ki herkes bana dpkunmayan yılan misâli ...davrandı.
Gelen ürünlerde ki kişinin tahrir,boyama gibi el emeğindeki eksik ve kusurlara diyecek yok tabiki.
Hatta oldu/da fırında pişerken ki patlayıp çatlamalara hiç diyecek yok...
Elden çıkan ürünlerin fırına girerken ki aşamalar dikkat,özen isteyen bir durum.Sırlanırken ki özen,fırınlamada ki pişirme derecelerine dikkat vs mühim.
Benim ürünleri ilk denemeye göre gayet güzel ve temiz çıkmasını misâl göstermesi Hocamızın gayretimi artırdığı da bir gerçekti...
Buraya kadar sorun yoktu.Taa ki firuze denilen değişik sırlamayla yaptığım bir ürünü görene dek...
Diğerlerine göre nerdeyse yok denecek kadar az emeğim vardı ancak fırın öncesi rölyefli tabağın lalesinin bir ucu kırık halde sırlanıp fırınlanmasıydı sorunum...
Fırın sonrası kırılmış olsa yine bir derece kabulüm çünkü olabilir kazadır derim.
Gördüğüm anda Hocamıza belirttiğimde,hemen nasıl farkettin oldu...
Hocam kırılmış halde neden fırınlandı? Dediğimde Hocamıza, benim verdiğim az yahut çok olsa da emeğimin o durumda fırınlanmasının lüzumunun olmadığını anlatmaya çalışmaktı...
Ben Hoca ile tartışırken o ablamız dışında herkes sadece izledi.
Aslında benim durumdan vahim durumda ürünleri olan arkadaşlar vardı ve hiç ses etmiyorlardı.
Anlıyordum onları kısmen çünkü şayet Hoca ile tartışırlarsa ki kavga ile ayrımını yapamayanlar,Hocanın onlara tavır almasından korkanlar olduğu gibi kendi maddi/manevi emeğine saygının belki de çok farkında değillerdi bilemiyorum...
Hoca sınıftan ayrıldıktan sonra arkadaşlara dönüp dedim...
Bundan sonra benimle böylesi konularda şikayet etmeyin ve konuşmayın .
Evet tartıştık ve birbirimizi anladık Hocayla.
Zaman ilerledikçe;
Gariptir ki; tartıştığımız hâlde Hocamızla iletişimimizin daha iyi gitmesini anlamayan arkadaşlar olmuş.
Hatta birisi dediğinde cevabım şu oldu.Fark şu ki siz konuşmak,tartışmaktan kaçtınız biz açık açık üslubunca konuştuk anlaştık.
:gul:,

Etkili iletişim bu olsa gerek, tebrik ediyorum sizi, Rabbim basiretli ve ferasetli kılsın
 

...vuslat

gökyüzünü bilmeyen leke sanıyor kuşları...
 
Üyelik Tarihi
6 May 2015
Mesajlar
7,297
Aldığı Beğeniler
19,193
Konum
????
EyvAllah
Rabbim razı olsun Kardeşim
Amin cümlemizi
:gul:,
 
Üst Alt