Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
İyice kilitle üstünü,
Sessizliğin,
Hiç geçmeyecek olan yalnızlığın,
Paslı kilitlerimi,
Açılmayacak kapılara zincirle esir et..
Et ki dış kapısından içeri girmek nasip olmasın...
Kapıları vardır hayatın. Bazen bir ömür boyu bekleriz bir tek kapının açılmasını, bazen de yüzümüze kapandığını düşünürüz tüm kapıların. Yaşamın herhangi bir zamanında ardına kadar açılıp, tüm cömertliğiyle güzellikler sunacağını beklediğimiz, adına şans dediğimiz kapıları vardır hayatın.
Zamanı binlere bölen günler içinde yoğrulan ömrümüzde umutlarımızı bağladığımız hayallerimizdir onlar. Uzun yıllar beklediğimiz bu güzelliklerde tanımlarız bazen kendimizi.
Bir gün o büyük kapıların açılıp, tüm güzelliklerin ayaklarımızın altına serileceği günü özlemek ile geçiririz tüm yaşamımızı. Onunla kaparız gözlerimizi, bu hayalle öreriz düşlerimizi. Bazen bir sır gibi saklarız onu tüm sevdiklerimizden. Bazen de onu kimliğimiz gibi taşırız dünyanın her köşesinde.
Her yaşta ruhumuzu sarıp sarmalayan hayaller kurarız. Bunların gerçekleşip gerçekleşmeyeceği değildir önemli olan. Önemli olan onun ruhumuzda bıraktığı izler ve hayatımıza kazandırdığı alışkanlıklardır.
Bir pencereden bakabilmeyi öğreniriz hayata. Arkadaşlarımızı, kullandığımız sözcüklerimizi ona göre seçer, tüm davranışlarımızı ona göre düzenler, hatta bazen ömrümüzü adarız ona. Tek isteğimiz hayatın bu kapıyı açmasıdır bizim için.
Bazı insanlar vardır, ömürlerinin sonunda dönüp arkalarına baktıklarında küçük bir tebessüm belirir dudaklarının ucunda.
İşte bu insanlar için hayat, bir zaman aralamıştır kapılarını.
Bu kapıdan içeri girmelerine izin vermiştir.
Yeni umutları ve daha tüm yenilikleri yaşama şansı tanımıştır onlara.
Bu insanlar biraz da olsa tutmuştur mutluluğun ucundan kıyısından. Diğer insanlara oranla daha şanslı hissederler kendilerini. Bu yüzdendir ki, arkalarına dönüp baktıklarında pişmanlıklar ve keşklerle dolu cümleler kullanmazlar. Onlar, içinde yaşadıkları zamana teşekkür borçludurlar.
Bazı insanlar vardır, beklemek onlar için bir hayat felsefesi haline gelmiştir.
Açılmasını beklemişlerdir bir ömür boyu, o büyük, sırlarla dolu kapıların.
Herhangi bir kapının açılması onlar için yeterlidir oysa.
Onlar büyük hayal taşımazlar. Nasıl bir güzellik istediklerini de bilmezler. Sadece diğer insanlardan veya öteki'nden daha güzel yaşamaktır amaçları.
Ama bu isteklerinin ne olduğunu bilmeden beklerler tüm hayatları boyunca. Arkalarına baktıklarında hatırlayabildikleri çok az an'ları vardır onların.
Çünkü anılar, güzele ulaşmak için verilen çabayla oluşur. Oysa bunlar, sadece beklemişlerdir sessiz sakin sokaklarına açılan küçük pencelerinde.
Ve hayatın tesadüfi olaylarında yaşamanın büyük bir beceri olduğunu düşünerek kandırırlar kendilerini.
Hayat hiçbir gizem taşımaz bu insanlar için. Olayları olurken ya da olmadan önce değil, olup bittikten sonra anladıkları için zamanın arkasında sürünmekten alıkoyamazlar kendilerini.
Ve belki de, yüzlerce kapı açılmıştır bu insanların önünde ama onlar görememişlerdir.
Bazı insanlar vardır, kapılar açarlar insanların tükenmiş umutlarına. Umutlar verir, yeni ve güzel olanın sırrını açıklar kendi topraklarının insanlarına.
Çünkü onlar, içinde yaşadıkları toplumun büyük kaderini taşırlar omuzlarında. Bu kaderin tüm kapanmış kapılarının önünde bir ömür boyu oturup, mutluluğun gelmesini beklemez onlar.
Büyük acılardan süzerek getirirler umudu insanların önüne. Çünkü onlar bilirler, hayat her zaman, herkese aynı şansı tanımaz.
Bu yüzdendir ki, herkes kendi kapısını aralasın isterler onlar.
Bazı kapılar vardır, açılsın diye tabutlar dizilmiştir önünde. Gençlerin beynini yiyen Dehak gibi, bu kapılar da genç ölü bedenleri ister açılmanın bedelinde.
Bazı kapılar vardır, hep açık durur ve görülmeyi beklerler hayatın sırlar ile dolu olduğunu düşünen insanların önünde. Hayatı karmaşıklaştırmaktan önlerindeki hiçbir güzelliği değerlendiremezler.
Hep kapılar mıdır suçlu olan? Siz kaç kapı araladınız kendinize ya da yanınızdakine? Kaç insan sizin açtığınız bir kapıdan girdi güzelliklere?
Hep kapılar mıdır açılmayan? Yoksa açmasını bilmediğimiz yüreklerimiz midir asl'olan?
Kapattik kapilarimizi dostlarimiza
Mesafeler koyduk araya
Bir merhaba demek için, girmeleri gerekti siraya...
Bize çok ihtiyaçlari oldugu an Mesguldük,
Not biraksinlardi, sonra arardik, baska zaman...
Sinavdan en iyi notu aldiklarinda, gözlerindeki piriltiyi göremedik,
Bir küçücük armagan veremedik.
Canlari yandiginda, bize kosamadilar nefes nefese,
Ne kadar hasrettiler bir dost sese!
Görüsürüz; ya sali, ya çarsamba günü, diye diye kacirdik nisani, dügünü,
Paylasamadik o en çoskulu anlarini, sevecegimiz yanlarini.
Hayat denen suyun akisinda, birlikte çaglayamadik,
ölümlerini bile geç duyduk da, vaktinde aglayamadik. ..
Bu hikaye hem aci, hem uzun,
Selam vermeden geçiyoruz artik yanindan komsumuzun.
Bahanelerle etrafimizi sardik
Oysa biz, biribirimiz için vardik,
Adina huzur dedik, is dedik, can cana olmaktan vazgeçtik, .. yalnizligi seçtik.
Herkes bir yalana kandi,
Ne olursa olsun sebep, aslinda KAPILAR hep, kendi üstümüze kapandi!
....Ve sen yine denendiğinde
ve yine kalbin daraldığında
ve yine bütün kapılar yüzüne kapandığında
ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde. ..
Uzun uzun düşün ve hatırla yaradanını!