Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

TebessüM

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
1,558
Aldığı Beğeniler
9
BİR GÜN KAPI ÇALAR

Sabahın erken saatlerinde... Açarsınız. Sütçünüzdür gelen. Sütçünün litreliğinden kabınıza dökülen beyazlıkta sabahın güzelliğine kavuşursunuz. Gözünüzde pırıl pırıl bir sabah kahvaltısı canlanır. İçinizden "Bugün kahvaltıyı bahçede yapayım" diye geçirirsiniz...



Kapı Çalar...



Gelen postacıdır. Kucağında büyükçe bir paket. Uzattığı kağıda imza atarsınız. Daha önceden ısmarladığınız kitaplara kavuşmanın sevincini yaşarsınız. Zaten tatilde olduğunuzdan bu kitaplara çok ihtiyacınız vardır. "Artık canım sıkılmayacak " deyip keyiflenirsiniz. En çok merak ettiğinizi alıp şezlonga uzanırsınız&



Kapı Çalar...



Kapıya koşarsınız. Yıllardır görmediğiniz bir dost gelmiştir. Sevinirsiniz. Sohbetleriniz saatler boyu, hatta bütün gün sürer. "Yaşamak ne güzel " dersiniz içinizden. Hele böyle dostlar varken..



Kapı Çalar...



Çalmadan içiniz titremiştir zaten "O" dur gelen. Yüzyıllardır bekliyormuş gibi koşarsınız kapıya. Oysa dün gece ayrılmışsınızdır. Teninin tuzu hala dudaklarınızda, kokusu burnunuzda, sesi kulaklarınızdadır. "Nerede kaldın?" dersiniz. "Öyle özlemiştim ki ..." Sarılırsınız bir daha kopmamacasına, öpersiniz doyasıya, hayır hayır doyamamacasına.



Kapı Çalar...



Dürbünden bakarsınız. Kimseyi göremezsiniz. Dönüp yeniden koltuğa gömülürsünüz. Bir daha çalar. Bakarsınız, yine kimse yok, tam o sırada bir daha çalınca kapıyı açarsınız. Komşunuzun oğlu, elindeki sopayla zile uzanmakta. Meğer tuzları bitmiş. İçeriden tuz getirirken kendi kendinize söylenirsiniz. "Elbette göremem. Keratanın boyu bir metre.." Bu küçük hadise neşelendiriverir ortalığı....



Kapı Çalar...



Düşüp bayılacak kadar şaşırırsınız. Askerdeki oğlunuz haber vermeden izne çıkmıştır. "Oğlum benim.." diye hasretle kucaklarken göz yaşlarınızı zaptedemezsiniz. Mutluluğunuz oğlunuzun izni kadar uzar... Kapının her çalışında sanki mutluluğa koşmaktasınız. Huzur tüter gözlerinizden. Her sessizlikte kulaklarınız zil sesi arar...



Ve kapı çalmaz.



O gün en büyük misafiriniz gelir. Adeta kapıyı kırmıştır. Alıp gider sizi, şaşırırsınız.
"Niye haber vermedi?" diye içinizden geçirirken; "Doğduğundan beri zile basmaktayım" der. Bir şeyler söylemek istersiniz o an. Ama o andan sonra diliniz dönmez. Ölüm sessiz sedasız gelivermiştir...



Evet, biz o Yüce Peygamberi çok özledik. Bir gün kapımızı çalar diye bekliyoruz. Evimiz her onu misafir etmeye hazır bir şekilde bekliyor. Başta kendimiz, ailemiz, çocuklarımız hep onun izinde, onun yolunda. Yani Peygamberimiz gelse hazırız değil mi? O Yüce insanı, Hoş Geldin Ya Rasulallah İşte bu benim eşim, benim kızım, oğlum Ya Rasulallah.. Buyur, evimizin en güzel köşesini, en güzel odasını Senin için hazırladık. Evimize şeref verdin demeye hazırız.

Sonuç olarak;

Hz. Peygamberi örnek almayı ve onun hayatından davranış modelleri çıkarmayı; sahip olduğu ahlâki faziletleri hayata geçirmeyi, getirmiş olduğu dini zihniyeti benimsemek ve gelişen olaylar karşısında onun gibi tavır alabilmek şeklinde anlamamız gerektiği kanaatindeyiz.

Ne olur.

Gel Ey Muhammed bahardır

Dudaklar ardında saklı

Aminlerimiz vardır.

Hacdan döner gibi gel

Miractan iner gibi gel

Bekliyoruz yıllardır.



Bir demet gül var elimizde, titreyen yüreğimiz var. Güllerimiz solmadan, gül kurusu ağlamadan yüreğimiz, ne olur gel Efendimiz.


Vehbi Akşit
 

*perwerder*

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eyl 2005
Mesajlar
2,975
Aldığı Beğeniler
2
bunları Rüyada da görebilsek ne mutlu....
 

keremm

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
7 Eyl 2005
Mesajlar
1,242
Aldığı Beğeniler
9
Konum
AĞRI ( İSTANBUL - İstinye)
Takım
Galatasaray
ey insanoğlu yaşarken neden bunun farkına varamıyorsun acaba.

"Ve kapı çalmaz.
O gün en büyük misafiriniz gelir. Adeta kapıyı kırmıştır. Alıp gider sizi, şaşırırsınız.
"Niye haber vermedi?" diye içinizden geçirirken; "Doğduğundan beri zile basmaktayım" der. Bir şeyler söylemek istersiniz o an. Ama o andan sonra diliniz dönmez. Ölüm sessiz sedasız gelivermiştir..."
 

Başak

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
1,488
Aldığı Beğeniler
5
Çok güzel bir paylaşım Tebessüm...

Allah cc Razı olsun..

Alıp başka diyarlara götürdü beni bu paylaşım.. :)
 

silaucan

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
9 Eyl 2005
Mesajlar
1,962
Aldığı Beğeniler
7
Her nefis ölümü tadacaktır!


Ölümü özlüyorum
Yaşamak o....
Sırattan geçer miyim?
Mesele o.......
Emine Şenlikoğlu
 

muzdelife

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
12 Eyl 2005
Mesajlar
387
Aldığı Beğeniler
0
Sütçünüzdür gelen.
Sütcünün litreliginden kabınıza dökülen beyazlıkta sabahın güzelligine kavusursunuz. Gözünüzde pırıl pırıl bir sabah kahvaltısı canlanır.
içinizden "Bugün kahvaltıyı bahcede yapalım" diye geçirirsiniz.


Kapı çalar...

Gelen postacıdır.
Kucagında büyükçe bir paket. Uzattıgı kagıda imza atarsınız. Daha önceden ısmarladıgınız kitaplara kavusmanın sevincini yaşarsınız. Zaten tatilde oldugunuzdan bu kitaplara cok ihtiyacınız vardır.
"Artık canım sıkılmayacak" deyip keyiflenirsiniz.
En çok merak ettiginizi alıp sezlonga uzanırsınız.


Kapı çalar...

Kapıya koşarsınız.
Yıllardır görmediginiz bir dost gelmistir. Sevinirsiniz. Sohbetleriniz saatler boyu hatta bütün gün sürer.
"Yaşamak ne güzel" dersiniz içinizden. Hele böyle dostlar varken.


Kapı çalar...

Dürbünden bakarsınız.
Kimseyi göremezsiniz. Dönüp yeniden koltuga gömülürsünüz. Bir daha çalar. Bakarsınız, yine kimse yok. Tam o sırada bir daha çalınca kapıyı açarsınız. Komsunuzun oglu elindeki sopayla zile uzanmakta.
Meger tuzları bitmis. içeriden tuz getirirken kendi kendinize söylenirsiniz.
"Elbette göremem. Keratanın boyu bir metre!" Bu küçük hadise neşelendiriverir ortalıgı.


Kapı çalar...

Düsüp bayılacak kadar şaşırırsınız.
Askerdeki oglunuz haber vermeden izne çıkmıstır. "Oglum benim..." diye hasretle kucaklarken gözyaşlarınızı zaptedemezsiniz. Mutlulugunuz oglunuzun izni kadar uzar.
Kapının her çalışında sanki mutluluga kosmaktasınız. Huzur tüter gözlerinizden. Her sessizlikte kulaklarınız zil sesi arar.


Ve kapı çalmaz...

O gün en büyük misafiriniz gelir.
Adeta kapıyı kırmıstır.
Alıp gider sizi, şaşırırsınız.

"Niye haber vermedi?" diye içinizden geçirirken "Dogdugundan beri zile basmaktayım" der.

Bir şeyler söylemek istersiniz o an.

Ama o andan sonra diliniz dönmez.

ölüm sessiz sedasız gelivermiştir............
 

peri

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
1 Ara 2005
Mesajlar
950
Aldığı Beğeniler
5
Sözünde durmadi mavi gökler;
Gün karariyor gitgide ölüm.
Aksam yeli nedameti söyler;
Nedamet yer etti bende ölüm.

Ne yapsam, gün dogmuyor gönlümce;
Sudur akar kendi bildigince,
Hangi pencereye kossam gece;
Gitmiyor bu can bu tende ölüm.

Ne vefasiz geçmisten hayir var,
Ne gelecekler imdada kosar,
Çoktandir tekneyi aldi sular;
Çoktandir ümitler sende ölüm
.
 

ExELaNcE

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
3 Eyl 2005
Mesajlar
3,446
Aldığı Beğeniler
13
muzdelife kardeşim..tek kelimeyle harika bir yazıydı..çok tşkler..
 

benefşe

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
10 Ara 2005
Mesajlar
299
Aldığı Beğeniler
0
Sabahin erken saatlerinde. Açarsiniz. Sütçünüzdür gelen. Sütçünün
litreliginden kabiniza dökülen beyazlikta sabahin güzelligine
kavusursunuz.
Gözünüzde piril piril bir sabah kahvaltisi canlanir. Içinizden "Bugün
kahvaltiyi bahçede yapalim" diye geçirirsiniz.
Kapi çalar...
Gelen postacidir. Kucaginda büyükçe bir paket. Uzattigi kagida imza
atarsiniz. Daha önceden ismarladiginiz kitaplara kavusmanin sevincini
yasarsiniz. Zaten tatilde oldugunuzdan bu kitaplara çok ihtiyaciniz
vardir.
"Artik canim sikilmayacak " deyip keyiflenirsiniz. En çok merak
ettiginizi alip sezlonga uzanirsiniz.
Kapi çalar...
Kapiya kosarsiniz. Yillardir görmediginiz bir dost gelmistir.
Sevinirsiniz.
Sohbetleriniz saatler boyu hatta bütün gün sürer. "Yasamak ne güzel"
dersiniz içinizden. Hele böyle dostlar varken.
Kapi çalar...
Dürbünden bakarsiniz. Kimseyi göremezsiniz. Dönüp yeniden koltuga
gömülürsünüz. Bir daha çalar. Bakarsiniz, yine kimse yok. Tam o sirada
bir daha çalinca kapiyi açarsiniz. Komsunuzun oglu, elindeki sopayla zile
uzanmakta. Meger tuzlari bitmis. Içeriden tuz getirirken kendi
kendinize söylenirsiniz. "Elbette göremem. Keratanin boyu bir metre." Bu küçük
hadise neselendiriverir ortaligi.
Kapi çalar...
Düsüp bayilacak kadar sasirirsiniz. Askerdeki oglunuz haber vermeden
izne çikmistir. "Oglum benim" diye hasretle kucaklarken göz yaslarinizi
zaptedemezsiniz. Mutlulugunuz oglunuzun izni kadar uzar...
Kapinin her çalisinda sanki mutluluga kosmaktasiniz. Huzur tüter
gözlerinizden. Her sessizlikte kulaklariniz zil sesi arar...
Ve kapi çalmaz... O gün en büyük misafiriniz gelir. Adeta kapiyi
kirmistir.
Alip gider sizi, sasirirsiniz. "Niye haber vermedi?" diye içinizden
geçirirken; "Dogdugundan beri zile basmaktayim" der. Bir seyler
söylemek istersiniz o an. Ama o andan sonra diliniz dönmez. Ölüm sessiz sedasiz
gelivermistir...
ALINTI
 
Üst Alt