Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

vakkas

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Eki 2008
Mesajlar
7,027
Aldığı Beğeniler
42
Konum
karaman,almanya
Takım
Diğer
rabbim tekrar rahmet eylesin katre kardesimize unutmuycaz düalarimiz hep onada olucak insaallah,

elinize saglik
 

Katre-i Matem

Men câle nâle.
 
Üyelik Tarihi
2 Eki 2009
Mesajlar
4,267
Aldığı Beğeniler
49
Konum
İstanbul
Takım
Fenerbahçe
rumuzsehadet_kapi.jpg




Kapı çalar...
Sabahın erken saatlerinde. Açarsınız. Sütçünüzdür gelen. Sütçünün litreliğinden kabınıza dökülen beyazlıkta sabahın güzelliğine kavuşursunuz. Gözünüzde pırıl pırıl bir sabah kahvaltısı canlanır. İçinizden "bugün kahvaltıyı bahçede yapalım" diye geçirirsiniz.

Kapı çalar...
Gelen postacıdır. Kucağında büyükçe bir paket. Uzattığı kağıda imza atarsınız. Daha önceden ısmarladığınız kitaplara kavuşmanın sevincini yaşarsınız. Zaten tatilde olduğunuzdan bu kitaplara çok ihtiyacınız vardır. "artık canım sıkılmayacak " deyip keyiflenirsiniz. En çok merak ettiğinizi alıp şezlonga uzanırsınız.

Kapı çalar...
Kapıya koşarsınız. Yıllardır görmediğiniz bir dost gelmiştir. Sevinirsiniz. Sohbetleriniz saatler boyu hatta bütün gün sürer. "yaşamak ne güzel" dersiniz içinizden. Hele böyle dostlar varken.

Kapı çalar...
Dürbünden bakarsınız. Kimseyi göremezsiniz. Dönüp yeniden koltuğa gömülürsünüz. Bir daha çalar. Bakarsınız, yine kimse yok. Tam o sırada bir daha çalınca kapıyı açarsınız. Komşunuzun oğlu, elindeki sopayla zile uzanmakta. Meğer tuzları bitmiş. İçeriden tuz getirirken kendi kendinize söylenirsiniz. "elbette göremem. Keratanın boyu bir metre." bu küçük hadise neşelendiriverir ortalığı.

Kapı çalar...
Düşüp bayılacak kadar şaşırırsınız. Askerdeki oğlunuz haber vermeden izne çıkmıştır. "oğlum benim" diye hasretle kucaklarken gözyaşlarınızı zapt edemezsiniz. Mutluluğunuz oğlunuzun izni kadar uzar...

Kapının her çalışında sanki mutluluğa koşmaktasınız. Huzur tüter gözlerinizden. Her sessizlikte kulaklarınız zil sesi arar...

Ve kapı çalmaz...
O gün en büyük misafiriniz gelir. Adeta kapıyı kırmıştır. Alıp gider sizi, şaşırırsınız. "niye haber vermedi?" diye içinizden geçirirken; "doğduğundan beri zile basmaktayım" der. Bir şeyler söylemek istersiniz o an. Ama o andan sonra diliniz dönmez. Ölüm sessiz sedasız gelivermiştir.



CAN DÜNDAR
 

vakkas

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Eki 2008
Mesajlar
7,027
Aldığı Beğeniler
42
Konum
karaman,almanya
Takım
Diğer
Kapı çalar...
Kapıya koşarsınız. Yıllardır görmediğiniz bir dost gelmiştir. Sevinirsiniz. Sohbetleriniz saatler boyu hatta bütün gün sürer. "yaşamak ne güzel" dersiniz içinizden. Hele böyle dostlar varken



PAYLASAN YÜREGINIZE SAGLIK
TESEKKÜR EDERIM
 

hazan mevsimi

İdi Amin Dada
 
Üyelik Tarihi
6 Eki 2009
Mesajlar
3,271
Aldığı Beğeniler
20
Konum
Baş Kurdistan
Takım
Galatasaray
Yazının anafikri ;
Hazır kapımız çalınıyorken , çalınmayacağı gün için hazırlık yapmak gerek .
:tşk:
 

Katre-i Matem

Men câle nâle.
 
Üyelik Tarihi
2 Eki 2009
Mesajlar
4,267
Aldığı Beğeniler
49
Konum
İstanbul
Takım
Fenerbahçe

KUDUS_SEVDALISI

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
15 Eki 2010
Mesajlar
355
Aldığı Beğeniler
1








Kapı çalar...
Sabahın erken saatlerinde. Açarsınız. Sütçünüzdür gelen.

Sütçünün litreliğinden kabınıza dökülen beyazlıkta sabahın güzelliğine kavuşursunuz.

Gözünüzde pırıl pırıl bir sabah kahvaltısı canlanır.
İçinizden "Bugün kahvaltıyı bahçede yapalım" diye geçirirsiniz.

Kapı çalar...

Gelen postacıdır. Kucağında büyükçe bir paket.

Uzattığı kağıda imza atarsınız.

Daha önceden ısmarladığınız kitaplara kavuşmanın sevincini yaşarsınız.

Zaten tatilde olduğunuzdan bu kitaplara çok ihtiyacınız vardır.

"Artık canım sıkılmayacak " deyip keyiflenirsiniz.

En çok merak ettiğinizi alıp şezlonga uzanırsınız.

Kapı çalar...
Kapıya koşarsınız. Yıllardır görmediğiniz bir dost gelmiştir.
Sevinirsiniz. Sohbetleriniz saatler boyu hatta bütün gün sürer.

"Yaşamak ne güzel" dersiniz içinizden.

Hele böyle dostlar varken.

Kapı çalar...
Dürbünden bakarsınız. Kimseyi göremezsiniz.

Dönüp yeniden koltuğa gömülürsünüz. Bir daha çalar.

Bakarsınız, yine kimse yok. Tam o sırada bir daha çalınca kapıyı açarsınız.

Komşunuzun oğlu, elindeki sopayla zile uzanmakta.

Meğer tuzları bitmiş. İçeriden tuz getirirken kendi kendinize söylenirsiniz.

"Elbette göremem. Keratanın boyu bir metre."

Bu küçük hadise neşelendiriverir ortalığı.

Kapı çalar...
Düşüp bayılacak kadar şaşırırsınız.

Askerdeki oğlunuz haber vermeden izne çıkmıştır.

"Oğlum benim" diye hasretle kucaklarken göz yaşlarınızı zaptedemezsiniz.

Mutluluğunuz oğlunuzun izni kadar uzar...

Kapının her çalışında sanki mutluluğa koşmaktasınız.

Huzur tüter gözlerinizden.

Her sessizlikte kulaklarınız zil sesi arar...

Ve kapı çalmaz...

O gün en büyük misafiriniz gelir. Adeta kapıyı kırmıştır.

Alıp gider sizi, şaşırırsınız.

"Niye haber vermedi?" diye içinizden geçirirken;
"Doğduğundan beri zile basmaktayım" der.

Bir şeyler söylemek istersiniz o an. Ama o andan sonra diliniz dönmez.

Ölüm sessiz sedasız gelivermiştir ..[/SIZE]
 

dilsitan

Ya HaY
 
Üyelik Tarihi
24 Ağu 2009
Mesajlar
14,031
Aldığı Beğeniler
9,655
Takım
Galatasaray
her calan zil her an onun habercisii ama insan bi türlü kabul etmekistemiyor..
manidar paylasimin icin Allah razi hosnut olsun abi
tesekkürler:gul:
 

Gül-i Hamra

~ Hafizet-ül Hadis ~
 
Üyelik Tarihi
12 Ağu 2011
Mesajlar
544
Aldığı Beğeniler
8
Konum
Şehr-i Âzâm
Takım
Galatasaray
143251e.jpg


Kapı çalar…

Sabahın erken saatlerinde…
Açarsınız. Sütçünüzdür gelen.
Sütçünün litreliğinden kabınıza dökülen beyazlıkta sabahın güzelliğine kavuşursunuz.
Gözünüzde pırıl pırıl bir sabah kahvaltısı canlanır.
İçinizden Bugün kahvaltıyı bahçede yapalım diye geçirirsiniz…

Kapı çalar…

Gelen postacıdır.
Kucağında büyükçe bir paket. Uzattığı kâğıda bir imza atarsınız.
Daha önceden ısmarladığınız kitaplara kavuşmanın sevincini yaşarsınız.
Zaten tatilde olduğunuzdan bu kitaplara çok ihtiyacınız vardır.
Artık canım sıkılmayacak deyip keyiflenirsiniz.

Kapı çalar…

Kapıya koşarsınız.
Yıllardır görmediğiniz bir dost gelmiştir.
Sevinirsiniz. Sohbetleriniz saatler boyu hatta günlerce sürer.
Yaşamak ne güzel dersiniz içinizden. Hele böyle dostlar varken…

Kapı çalar…

Dürbünden bakarsınız. Kimseyi göremezsiniz.
Dönüp yeniden koltuğa gömülürsünüz. Bir daha çalar.
Bakarsınız, yine kimse yok.
Tam o sırada bir daha çalınca kapıyı açarsınız. Komşunuzun oğlu.
Elindeki sopayla zile uzanmakta. Meğer tuzları bitmiş.
İçeriden tuz getirirken kendi kendinize söylenirsiniz
Elbette göremem. Keratanın boyu bir metre”…
Bu küçük hâdise neşelendiriverir ortalığı.
Hatta koşup hanımınıza anlatırsınız.

Kapı çalar…

Düşüp bayılacak kadar şaşırırsınız.
Askerdeki oğlunuz haber vermeden izne çıkmıştır.
Oğlum benim…
diye hasretle kucaklarken gözyaşlarınızı zaptedemezsiniz.
Mutululuğunuz oğlunuzun izni kadar uzar…

Kapının her çalışında sanki mutluluğa koşmaktasınız.
Huzur tüter gözlerinizden. Her sessizlikte kulaklarınız zil sesi arar…

“Ve kapı çalmaz…”

En büyük misafir gelir.

Âdetâ kapıyı kırmıştır.
Alıp gider sizi, şaşırırsınız. Niye haber vermedi? diye içinizden geçirirken
Doğduğundan beri zile basmaktayım der.
Bir şeyler söylemek istersiniz o an. Ama o andan sonra diliniz dönmez.

Ölüm sessiz sedasız gelivermiştir…

Selâm ve Duâ ile…
 
Üst Alt