- Üyelik Tarihi
- 23 Eyl 2010
- Mesajlar
- 199
- Aldığı Beğeniler
- 3
- Takım
- Galatasaray
KARA DOSTUM
Sıcak bir cumartesi.
Bugünün diğer günlerden farklı bir özelliği öğlene kadar çalışıyor olmam.Hem patronum da yok.Sadece gelen telefonlara bakıyor ve notlar alıyorum.Hafta sonu olduğu için,telefonlar da pek çalmıyor,
Herkes bir yerlere kaçmış olmalı ama ben bir yere kaçamam,çalışmak zorundayım.
Sıkıntıdan,masamda oturmuş elimdeki kalemle oynarken ara sıra,göz ucuyla telefona bakıyorum,belki bir dost arar diye.O da bana inat ,ardı ardına çaldığı günleri mumla aratıyor.
Masanın üstüne takılıyor gözlerim.Şeytan dün gece masama tozdan şekiller çizmiş.
‘’Bugün seni de temizlemiycem.’’diye somurtup ,burun kıvırıyorum.Karar verdim
Bugün Hiçbir şey yapmayacağım.Ruh halim buna müsait değil çünkü.
Orhan Veli’nin dediği gibi ‘’Ne Londra konferansı …’’Umurumda değil bugün dünya!
Deli bir damar inceden inceye seyiriyor.Bunaltıyor beni buraya tıkılıp kalmak.
Göklere çıkıyor içimdeki özgür olma isteği,her geçen saat biraz daha fazlalaşarak.
Nerden geldiğini bilmediğim bir fırtına,bir yangın kasıp kavuruyor.
Bilmediğim tanımadığım yerlere gitmek ,Mevla’yı aramak …Ve yeni insanlarla tanışma isteği inanılmaz güçlü!Nöbetlerdeyim yine bugün.
Bunun için sevmiyorum bağlantıları.İstediğin zaman istediğin gibi hareket edemiyorsun,özgür olamıyorsun.Hiç bir şeyim olmasa ama özgür olsam,bir çoban gibi…
Yapamıyorum işte çok sinirli olduğum zamanlar hariç rest çekemiyorum dünyaya.
Bu resti çekemediğimiz için de Mevla’nın koynuna gireceğimiz yerde dünyanın koynuna giriyoruz.
Allah dostlarının yaşamlarını hatırlıyorum da.Hangisinin böyle dünyaya bağlanmış ipleri vardı?
Hiç unutmam.Bir gün bir velinin vefatından sonra halka açılan evine gitmiştik. Oradaki sadelik beni çok etkilemişti.Zorunlu şeylerden başka eşyası yoktu.Biz ise ne buluyorsak
Dolduruyoruz eve.O kadar eşya ve ıvır zıvır içinde dahi mutlu olamıyoruz.
Yaşantımız lüksleşirken bir taraftan kalplerimiz fakirleşiyor.Ama o zatların yaşantıları sade,kalpleri,Allah sevgisiyle doluydu ki ve bu sevgi onları cennete taşıdı.
Bugün biz !Sanki eşyamızla taşınacağız cennete.Bol bol para harcıyoruz lüzumsuz şeylere…Diğer tarafta, giyecek ayakkabı bulamayan insanları düşünmeden...
Hangisinin bize diğer tarafta faydası olacak?Artık sadelik modasının zamanı gelmedi mi?
Bu sevdayla birlikte,kendinden başkasının düşünmeyen,kendinden başkasına acımayan
Bir tarz içine girdik.Dinimiz bize bunu mu emrediyor?
Asıl erdem kendinden önce karşındakini düşünmek değil mi?Asıl erdem kötülüğe
iyilikle mukabele etmek değil mi?Kötülüğe kötülük Her kişinin karı,kötülüğe iyilik
er kişinin kârı değil mi?
Bir sineğin vızıltısıyla düşüncelerimden uzaklaşıyorum.Sanki bir şeyler anlatmak ister gibi etrafımda cirit atıyor.Elimle kovalıyorum ama inat ediyor.Sinirleniyorum.Daha hızlı bir şekilde kovuyorum tehdit edercesine.
Sinek deyip geçme ,mahlukatın sezgisi güçlü olur.Onu öldürmeye dahi kıyamayacağımı
Anlıyor tabii..Şimdi etrafımda daireler çizmeye başladı kerata.
Galiba taktik değiştirmem gerekiyor.Samuraylığı bir kenara bırakıp
Gözlerimi kapatıp konsantre olmaya çalışıyorum.’’Git..Git…Git…’’
Gözlerimi açıp etrafı kolaçan ediyorum,Ses yok…İşe yaradı galiba.!
Saate baktığımda anlıyorum ki,mesai sonu.Bugünün sıkıcılığını da böylece atlattık
Elhamdülillah.
Zaten kendimi dışarıya atmak için zor sabrediyordum.Nihayet…!
Kapıdan çıkarken bir vızıltı…Bir an duruyor ve gülümsüyorum.‘’Yalnızlığımı paylaştığın için teşekkür ederim küçük dostum.’’
Ve nihayet kendimi sevinçle dışarı atarken şöyle mırıldanıyorum:''Küçük mutlulukların birikimi en sıkıntılı zamanlarında enerjin olsun.’’
Yazan:Gökkuşağı
Sıcak bir cumartesi.
Bugünün diğer günlerden farklı bir özelliği öğlene kadar çalışıyor olmam.Hem patronum da yok.Sadece gelen telefonlara bakıyor ve notlar alıyorum.Hafta sonu olduğu için,telefonlar da pek çalmıyor,
Herkes bir yerlere kaçmış olmalı ama ben bir yere kaçamam,çalışmak zorundayım.
Sıkıntıdan,masamda oturmuş elimdeki kalemle oynarken ara sıra,göz ucuyla telefona bakıyorum,belki bir dost arar diye.O da bana inat ,ardı ardına çaldığı günleri mumla aratıyor.
Masanın üstüne takılıyor gözlerim.Şeytan dün gece masama tozdan şekiller çizmiş.
‘’Bugün seni de temizlemiycem.’’diye somurtup ,burun kıvırıyorum.Karar verdim
Bugün Hiçbir şey yapmayacağım.Ruh halim buna müsait değil çünkü.
Orhan Veli’nin dediği gibi ‘’Ne Londra konferansı …’’Umurumda değil bugün dünya!
Deli bir damar inceden inceye seyiriyor.Bunaltıyor beni buraya tıkılıp kalmak.
Göklere çıkıyor içimdeki özgür olma isteği,her geçen saat biraz daha fazlalaşarak.
Nerden geldiğini bilmediğim bir fırtına,bir yangın kasıp kavuruyor.
Bilmediğim tanımadığım yerlere gitmek ,Mevla’yı aramak …Ve yeni insanlarla tanışma isteği inanılmaz güçlü!Nöbetlerdeyim yine bugün.
Bunun için sevmiyorum bağlantıları.İstediğin zaman istediğin gibi hareket edemiyorsun,özgür olamıyorsun.Hiç bir şeyim olmasa ama özgür olsam,bir çoban gibi…
Yapamıyorum işte çok sinirli olduğum zamanlar hariç rest çekemiyorum dünyaya.
Bu resti çekemediğimiz için de Mevla’nın koynuna gireceğimiz yerde dünyanın koynuna giriyoruz.
Allah dostlarının yaşamlarını hatırlıyorum da.Hangisinin böyle dünyaya bağlanmış ipleri vardı?
Hiç unutmam.Bir gün bir velinin vefatından sonra halka açılan evine gitmiştik. Oradaki sadelik beni çok etkilemişti.Zorunlu şeylerden başka eşyası yoktu.Biz ise ne buluyorsak
Dolduruyoruz eve.O kadar eşya ve ıvır zıvır içinde dahi mutlu olamıyoruz.
Yaşantımız lüksleşirken bir taraftan kalplerimiz fakirleşiyor.Ama o zatların yaşantıları sade,kalpleri,Allah sevgisiyle doluydu ki ve bu sevgi onları cennete taşıdı.
Bugün biz !Sanki eşyamızla taşınacağız cennete.Bol bol para harcıyoruz lüzumsuz şeylere…Diğer tarafta, giyecek ayakkabı bulamayan insanları düşünmeden...
Hangisinin bize diğer tarafta faydası olacak?Artık sadelik modasının zamanı gelmedi mi?
Bu sevdayla birlikte,kendinden başkasının düşünmeyen,kendinden başkasına acımayan
Bir tarz içine girdik.Dinimiz bize bunu mu emrediyor?
Asıl erdem kendinden önce karşındakini düşünmek değil mi?Asıl erdem kötülüğe
iyilikle mukabele etmek değil mi?Kötülüğe kötülük Her kişinin karı,kötülüğe iyilik
er kişinin kârı değil mi?
Bir sineğin vızıltısıyla düşüncelerimden uzaklaşıyorum.Sanki bir şeyler anlatmak ister gibi etrafımda cirit atıyor.Elimle kovalıyorum ama inat ediyor.Sinirleniyorum.Daha hızlı bir şekilde kovuyorum tehdit edercesine.
Sinek deyip geçme ,mahlukatın sezgisi güçlü olur.Onu öldürmeye dahi kıyamayacağımı
Anlıyor tabii..Şimdi etrafımda daireler çizmeye başladı kerata.
Galiba taktik değiştirmem gerekiyor.Samuraylığı bir kenara bırakıp
Gözlerimi kapatıp konsantre olmaya çalışıyorum.’’Git..Git…Git…’’
Gözlerimi açıp etrafı kolaçan ediyorum,Ses yok…İşe yaradı galiba.!
Saate baktığımda anlıyorum ki,mesai sonu.Bugünün sıkıcılığını da böylece atlattık
Elhamdülillah.
Zaten kendimi dışarıya atmak için zor sabrediyordum.Nihayet…!
Kapıdan çıkarken bir vızıltı…Bir an duruyor ve gülümsüyorum.‘’Yalnızlığımı paylaştığın için teşekkür ederim küçük dostum.’’
Ve nihayet kendimi sevinçle dışarı atarken şöyle mırıldanıyorum:''Küçük mutlulukların birikimi en sıkıntılı zamanlarında enerjin olsun.’’
Yazan:Gökkuşağı
