- Üyelik Tarihi
- 23 Haz 2010
- Mesajlar
- 5,705
- Aldığı Beğeniler
- 14,607
- Takım
- Galatasaray
Karakök Hayat”
''Batı medeniyetinin ruh halini, yaşama bakışlarını ve Türkiye’den kopup da hakikat dengesini unutan insanların bunalımlarını ve buhranlarını kaleme aldığını söyleyen Genç, “Bizim yaşadığımız şu anki halleri Avrupa yaşadı ve sonu çok fena oldu. Bizim hala hakikat yönümüz var. Eğer önlem almazsanız Avrupa’dan daha fena oluruz”
“İnsan beşerileşip, aklı ile zekası yer değiştirmişse o zaman çok tehlikeli bir karakterdir. Bizde Avrupa’nın aksine hürlük, özgürlük ve serbestlik farklıdır. Hür insan akıllı ve ahlaklı olan insandır. Caddeye çıplak çıkan insan ise serbesttir. Oysa Batı’da Nietzsche'nin tarif ettiği gibi tamamen absürt bir hayat var. Dünya hayatı Batı’ya göre bir absürttür. Bize göre dünya hayatı bir imtihandan ibarettir. O yüzden onlarda post modern sanat dediğimiz şey insanı şoka uğratandır. Aklınıza gelemeyecek şekillerde insanları şaşırtmak için her şey yapılır. Çoğu algıyı değiştirmek için uyuşturucu alır. Buna post modern sanat derler. ‘Kalbi mühürlenmiş’ demenin ne demek olduğunu çok iyi anlamak lazımdır”
“Her insanın korkusu, nefreti ve sevdiği vardır. Ve her insanın bunlara yöneldiği nesneler vardır. Siz karnıyarık seviyorsunuzdur ama size 'karnıyarık sevme, hamburger sev' derler. Şu anda Türkiye’de bunu yapıyorlar. Avrupa, nefsi ve cinsellik odaklı bir hal alırken bizim ülkemizde de cinsellik meseleleri TV aracılığıyla insanların beynine yerleştiriliyor. Çünkü bir insanın cinselliği ile oynadığınızda ruhunun nefsine müdahale etmesi zorlanır. Avrupa’da ruh, akıl ve iyilik yok olduğu için cinsel olarak bakarlar. O yüzden Avrupa’da iki kişi aşk olduğu zaman cinsel olarak birbirine uygun anlamı çıkar. Bizde ise daha farklı bakılır. Ruh uyumu ve sevgi vardır.”
Bir toplumu bozmak istiyorsanız kadın konusunda oynama yaparsınız” , Türk televizyonlarındaki programlar takip edildiğinde bunların açıkça görüldüğünü söyleyerek “Evdeki kadınların izlediği programlara çok iyi bakın. Bir sürü kişi ‘Kim, kimle birlikteymiş, kim kime ne yapmış.’ bunu izliyor. Nefsin fenomenleri altüst oluyor. Psikoloji ise bir nefis bilimidir. Ruh bilimi değil. Milyarlarca insanın nefsi birdir. Amerika’daki insanla Türkiye’deki insan tek tip olsun ki, onlara pazarlama yapılsın. Sen kendi hazinenden haberdar olmazsan seni tüketirler. Tüketim kültürlerinin olduğu yerde suçlar ve acılar olacaktır. Buna karşı bir karantina ve önlem alınması gerekmektedir”
“Bizdeki aşk hikâyesinde neden Leyla ile Mecnun geçer biliyor musunuz? Çünkü ‘Leyl’ Arapçada gecedir, örtendir. Mecnun da çıplaktır, örtünecek birini arar. Mecnun’daki mana da her erkek kendini örtecek, gizleyecek birini bulduğunda âşık olur. Bulamadığında eksik kalır. Her kadın da örtecek gizleyecek birini bulduğunda âşık olur. Bulamadığında o da eksik kalır. Oysa Romeo ve Juliet’te bu yoktur. Ben, o mekâna ilk Fesih’le gitmiştim. Fesih geceleri uyumazdı çünkü kendini örtecek biri yoktu. Leyla’sını ararken Juliet’e âşık olunca bu da onun sonu oldu. Çünkü Juliet’in dünyasındaki aşk ile onun dünyasındaki aşk farklıydı. Aşkın beden hapsedildiği bir toprakta o, ruhi bir aşkı yeşertemezdi. Yeşertemeyince kurudu. Kendisi Mecnun idi. Ancak çölde Juliet’i arıyordu. Buraya geldiğimizde bugün ülkemizde bunlar olmuyor mu? Leyla olarak gördüğümüz kızlar Juliet çıkmıyor mu? Bizim Leyla’mız Juliet olmasın. Mecnunlarımız da Leylalarını iyi tanısın.”
MEHMET SABRİ GENÇ
''Batı medeniyetinin ruh halini, yaşama bakışlarını ve Türkiye’den kopup da hakikat dengesini unutan insanların bunalımlarını ve buhranlarını kaleme aldığını söyleyen Genç, “Bizim yaşadığımız şu anki halleri Avrupa yaşadı ve sonu çok fena oldu. Bizim hala hakikat yönümüz var. Eğer önlem almazsanız Avrupa’dan daha fena oluruz”
“İnsan beşerileşip, aklı ile zekası yer değiştirmişse o zaman çok tehlikeli bir karakterdir. Bizde Avrupa’nın aksine hürlük, özgürlük ve serbestlik farklıdır. Hür insan akıllı ve ahlaklı olan insandır. Caddeye çıplak çıkan insan ise serbesttir. Oysa Batı’da Nietzsche'nin tarif ettiği gibi tamamen absürt bir hayat var. Dünya hayatı Batı’ya göre bir absürttür. Bize göre dünya hayatı bir imtihandan ibarettir. O yüzden onlarda post modern sanat dediğimiz şey insanı şoka uğratandır. Aklınıza gelemeyecek şekillerde insanları şaşırtmak için her şey yapılır. Çoğu algıyı değiştirmek için uyuşturucu alır. Buna post modern sanat derler. ‘Kalbi mühürlenmiş’ demenin ne demek olduğunu çok iyi anlamak lazımdır”
“Her insanın korkusu, nefreti ve sevdiği vardır. Ve her insanın bunlara yöneldiği nesneler vardır. Siz karnıyarık seviyorsunuzdur ama size 'karnıyarık sevme, hamburger sev' derler. Şu anda Türkiye’de bunu yapıyorlar. Avrupa, nefsi ve cinsellik odaklı bir hal alırken bizim ülkemizde de cinsellik meseleleri TV aracılığıyla insanların beynine yerleştiriliyor. Çünkü bir insanın cinselliği ile oynadığınızda ruhunun nefsine müdahale etmesi zorlanır. Avrupa’da ruh, akıl ve iyilik yok olduğu için cinsel olarak bakarlar. O yüzden Avrupa’da iki kişi aşk olduğu zaman cinsel olarak birbirine uygun anlamı çıkar. Bizde ise daha farklı bakılır. Ruh uyumu ve sevgi vardır.”
Bir toplumu bozmak istiyorsanız kadın konusunda oynama yaparsınız” , Türk televizyonlarındaki programlar takip edildiğinde bunların açıkça görüldüğünü söyleyerek “Evdeki kadınların izlediği programlara çok iyi bakın. Bir sürü kişi ‘Kim, kimle birlikteymiş, kim kime ne yapmış.’ bunu izliyor. Nefsin fenomenleri altüst oluyor. Psikoloji ise bir nefis bilimidir. Ruh bilimi değil. Milyarlarca insanın nefsi birdir. Amerika’daki insanla Türkiye’deki insan tek tip olsun ki, onlara pazarlama yapılsın. Sen kendi hazinenden haberdar olmazsan seni tüketirler. Tüketim kültürlerinin olduğu yerde suçlar ve acılar olacaktır. Buna karşı bir karantina ve önlem alınması gerekmektedir”
“Bizdeki aşk hikâyesinde neden Leyla ile Mecnun geçer biliyor musunuz? Çünkü ‘Leyl’ Arapçada gecedir, örtendir. Mecnun da çıplaktır, örtünecek birini arar. Mecnun’daki mana da her erkek kendini örtecek, gizleyecek birini bulduğunda âşık olur. Bulamadığında eksik kalır. Her kadın da örtecek gizleyecek birini bulduğunda âşık olur. Bulamadığında o da eksik kalır. Oysa Romeo ve Juliet’te bu yoktur. Ben, o mekâna ilk Fesih’le gitmiştim. Fesih geceleri uyumazdı çünkü kendini örtecek biri yoktu. Leyla’sını ararken Juliet’e âşık olunca bu da onun sonu oldu. Çünkü Juliet’in dünyasındaki aşk ile onun dünyasındaki aşk farklıydı. Aşkın beden hapsedildiği bir toprakta o, ruhi bir aşkı yeşertemezdi. Yeşertemeyince kurudu. Kendisi Mecnun idi. Ancak çölde Juliet’i arıyordu. Buraya geldiğimizde bugün ülkemizde bunlar olmuyor mu? Leyla olarak gördüğümüz kızlar Juliet çıkmıyor mu? Bizim Leyla’mız Juliet olmasın. Mecnunlarımız da Leylalarını iyi tanısın.”
MEHMET SABRİ GENÇ