Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada âşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.
Çoktan başladı geri sayım…
Ben, Şimdi kırkbirindeyim.
Kaç ay gördüm ondördünde,
Saymaya korkuyorum.
Bir de dostları yitirince
peş peşe,
Uyku tutmuyor…
Ne zor şeymiş tanrım,
Bir daha uyanamamanın düşüncesi bile…
Eskittiğim baharları,
Kırıldığımız kışları,
Unuttuğumuz sonbaharları,
Boşa geçen yazları saymazsak
Kaydadeğer de bir şey yok hani.
Hesaplaşacağımız güne
Ne kaldı?
Şimdi her şairden bir mısra,
Şarkılardan arta kalanlar kulağımızda.
Rakının susuzuyla delikanlıyız,
Sevgilinin hayaliyle genç…
"Arta kalanı senin olsun" diyerek
Koyulmayalım da yola,
Bütün iş, bu rüyadan uyanmamakta…
Ne kaldı şunun şurasında?
"Yine ve illde de sen"
diyorsan bu yolculukta,
Ay yola düşmeden gel…
Yoruldum, yol üstündeyim.
Sen üstüme çıkagel…
yazmak istiyorum kuralsızca,
Kelimleri yormak istiyorum
Çatlayana kadar yüreğim
nefesimi boğmak istiyorum içimde
bıraktım yıkasın yüzümü söz yaşlarım,
hangi fikri telakki eder ki varlığım
kaç sokak giderim kaçabilsem
hüzün bu kadar yakışmış iken yüzüme,
Hangi maskeyi takabilirim
yer gök takvimi bakışlarımın,
ekseni kaymış benliğimin sahibi kim
sözlere kusmak istiyorum kinimi
bırakmıyor ruhumun kefeni
bozguna uğramış düşüncelerim
ince belli bir efkar yayılıyor zihnime
Baldıran zehiri şarkılar yok mu
güneşler kara doğuyor penceremde
kim bu faili meçhul bağların katili
paydos zili ne zaman ey dünya
dışarıdaki yağmur yıkar beni
Filistin askısında kalsın yüreğim