Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

optional98

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
22 Eyl 2005
Mesajlar
106
Aldığı Beğeniler
1
KARDEŞLERİME BİR MEKTUP

Geceyi, gündüzü; ayı, yıldızı; küçücük bir sıvıyken kocaman bir insanı yaratan; arıda balı, yılanda zehri, kuru daldan kırmızı gülü, file rızk verip karıncayı unutmayan el-Vehhab (c.c.) olan Allah'ım! Sana hamd ü senalar olsun!....

Ey Allah'ım biliyoruz ki Sen bizleri de unutmuyor ve her birimize ayrı ayrı ,tıpkı bir annenin çocuğunun üzerine titrercesine, rahmet indiriyor, görüp gözetiyorsun!... Ellerimizi tutturuyor, beynimizi çalıştırıyorsan ve günahkâr olmamıza rağmen bize şefkâtle muamele edip, gelmemizi bekliyorsan ve yine Senden gelen bir vesileyle Sana geliyorsak bu Senin yüceliğini ve rahmetini göstermez mi? Peki ya neden anlayamıyoruz dönüşün Sana olacağını?

Bir gün, öğretmen sınıfta hayat bilgisi dersinde çocuklara, dağlar, ovalar, çiçekler ve böcekler hakkında bilgi veriyordu. Meraklı öğrencilerden birisi: "Öğretmenim, bunlar nasıl oluşuyor? Yani nasıl meydana geliyor?" diye sordu. Öğretmen: "Kendi kendine meydana eliyor." cevabını verdi, zil çaldı. Çocuk gizlice tahtaya öğretmenin hoşuna gitmeyecek bir yazı yazıyor. Öğretmen sınıfa girdikten sonra: "Bu yazıyı kim yazdı, çabuk ortaya çıksın!" diye bağırıyor, çağırıyor; o sırda bir çocuk: "Öğretmenim tebeşir uçtu ve yazıyı yazdı." diyor. Öğretmen daha da sinirlenip bunun olamayacağını, tebeşirin hiçbir sebep ve etki yokken yazı yazamayacağını ve uçamayacağını söylüyor. Öğrenci: "Ama öğretmenim bu kocaman dağlar, ovalar, ağaçlar kendi kendine oluşuyor da, şu küçücük tebeşir neden yazı yazamasın?" diye cevap veriyor.

Ya Rabb'i! Ya Rabb'i! Ya Rabb'i!

Ne zaman anlayacağız Senin kudretini!.... "Ben hiçbir yere sığmam; fakat kulumun gönlüne sığarım." diyen güzel Allah'ım! Bizleri ne kadar seveceksin, biz seni sevince aslında. Hâlbuki biz kulların, sevdiğimiz birine yaranabilmek için gece gündüz çalışırken, Sana yaranabilmek, Seni hoşnut edebilmek için yoldan bir taş bile kaldırmamız gafletimizi anlatmaya kâfidir.

El-Bârî (c.c.) olan Allah'ım! Arkadaşlarım yüzümdeki sivilcelerden dolayı beni horlayıp aralarına almazken Sen bizlere: "Gel kulum! Ben seni böyle de severim yeter ki (Lâ ilâhe illâllah) de ve Rasûlullah'ın yolundan git." diyerek bizlere rahmet kapılarını açıyorsun! Bizler bir şeye öfkelenip sinirlendiğimizde, hoşumuza gitmeyen bir şey olduğunda hemen karşımızdakine karşılığını vererek onu cezalandırmayı ister ve hatta daha da öteye gideriz, bazen de aynı muameleyi görürüz.

El-Halim (c.c.) olan Allah'ım! Ama Sen her zaman bizden af dilememizi, Sana elimizi açmamızı ister ve bunu yine Senin vesilen ile gerçekleştiririz. Ya Rabb'i! Ne kadar cömert ne kadar, ne kadar merhametli ve ne kadar sabırlısın!....

El-Kerim (c.c.) olan Allah'ım! Günah dolu amellerimize her gün çoğunu eklememize rağmen bizlere sayısız nimetler veriyorsun.... Lütuflarını nasıl ödeyeceğiz Allah'ım?

Eş-Şekûr (c.c.) olan Allah'ım! İnsanlara, en yakından öğretmenlerimize, patronlarımıza yaptığımız görevi beğendiremezken Senin için sadece bir kirli bardağı yerinden kaldırıp yıkamamız: "Allah'ım bak bunu Senin için yaptım." dememiz bile bizlere rahmetini yağdırman için yeterli. Ailemizle mutlu mesut yaşıyorken, analarını, babalarını işkence içinde gören ve orada yitiren kardeşlerimizden değilsek bu Senin lütfundandır. Bizleri eve geldiğimizde güzel sözlerle karşılayan anne ve babamız, kardeşlerimiz varsa bu lütfundandır. İbadet aşkıyla yanıp uzvî eksikliklerinden dolayı ibadet edemeyen kardeşlerimiz varken, bizlere ibadet edecek organlar vermen Senin lütfundandır. Okumayı, yazmayı bilmeyip Seni öğrenemeyen kardeşlerimiz varken, bizlere okula gitmeyi, eğer bir de Senin için gidiyorsak dönene kadar cihat edebilmeyi, Allah aşkıyla dolup da şehit olma imkânları olmayanlara: "Her gece Yasin-i Şerif okuyun şehit olursunuz." deyip bizlere o meşgul durumumuzda bile şehit olma şerefini nail görüyorsan bu da Senin lütfundandır.

Hâlâ senin güzelliklerini kavrayabilmemiz için bizlere açık bir kapı verip bizlerin kalplerini mühürlemiyorsan bu da Senin lütfundandır. Ya Rabb'i Settâr!

Allah'ımızın birbirimize kardeş kıldığı mü'min kardeşlerimiz! Allah bizleri ne kadar şerefli varlıklar olarak yaratmış ki doğumumuzdan bizleri "tevhid" ile şereflendirmiş ve bizler için şu anda bile ağlayan, ona bir adım gidildiğinde kendisine on adım gelinen, bizleri bir babanın evlâdına öğütleri misali her konuda uyaran, her birimize birer gemi verildiğinde fırtınanın nerede kopacağını, nereden engel çıkacağını ve hangi yoldan en güzel şekilde gidileceğini bizzat Allah'ın Kur'an'ıyla yazdığı haritayı elimize teslim eden Rasûlullah'ımız var.

Ey kardeşlerim! Allah'ın Rasûlü (s.a.v.) Efendimizden rivayet edildiğine göre: "Allah gündüzleri günah işleyenler için geceleri, geceleri günah işleyenler içinde gündüzleri elini açar. Bu ta ki kıyamet gününe kadar böyledir." buyurmuşlardı. Tövbe etmek bu kadar zor mu? Allah'tan razı olacağı bir hayatı istemek bu kadar zor mu? Allah geceyi yarıp etrafa aydınlık saçan güneşi ortalığa çıkarıyorsa, sen istedikten sonra katılaşmış kalplerimize şifa verip kalbimizi içimize sığmayan bir bulut haline getirmez mi? İçimizden kötülükleri def etmek bu kadar zor mu? Namaz kılmak, oruç tutmak, güzel söz söylemek, kendimizi sakındırmak, anne ve babamıza iyi davranmak, misafirimize ikramda bulunmak, eşimize iyi davranmak, çocuğumuzu İslâm ahlâkına göre yetiştirmek, bunlar olmayacak şeyler mi?

Hayır bunlar sadece kalpleri mühürlenmiş kişiye zor gelir. Hepimizin gönlünde, bazılarını ortaya çıkarabildiğimiz, bazıları bir kenara sıkışmış, bazıları kötü şeylerin esiri altında kalan, güzel Allah'tan gelen özellikleri ortaya çıkarmak bu kadar zor mu? Tamam, bir yandan nefsimiz, bir yandan şeytan, bir yandan vesveseler, bir de dünyalık sorunlar yok mu, bunların hepsi bir engel ve ibadet etmemize bir engel! Ama bu musibetleri veren Allah... Bir de şöyle düşünün: "Bu musibetleri Allah sevdiği kullarına verir. Allah'tan korktuğumuzda, başımız sıkıştığında, çaresiz kaldığımızda hep O'ndan yardım diliyoruz ve samimiyetimiz ölçüsünde bizlere yardım ediyor." Fakat ibadet etmeyenler var ki bunlar duâ ediyor kabul olmuyor. Ondan sonra da: "Allah beni sevmiyor" diyorlar. Bir mağazaya gittiğinde veya bir psikologa parasını vermezsen sana yardımcı olurlar mı? Hayır. Peki ya gönlünden kopan bir şey yaptığında? Hayır. Allah için ise farz ibadetleri yapman yeterli, hele bir de nafilelerle meşguliyetini artırırsan... Ne kadar merhametli bir sahibimiz var...

Hz. Ömer (r.a.) bir gün sabah namazı için yola koyulmuştu önünde hıphızlı koşan bir çocuğu gördü. Ardından koştu ve kolundan yakaladı. Sordu:

- Bu gece vaktinde nereye koşuyorsun be evlâdım?

- Namaza, namaza koşuyorum. Namaza koşulmaz mı?

- Ama sana daha farz bile değil. Neden bu telâşın? Dediğinde aldığı cevaba bakın:

- Ey büyük adam! Dün mahallede benden daha küçük birisi öldü, ecel kapımızda beklerken ben nasıl, namaza koşmayım, ibadet etmeyim.

Kulaklarımızda: "Her nefis ölümü tadacaktır." âyet-i kerimesi uğuldarken bunları duymamamız neden? Şu kabristanda yatan ölülerin: "Yapma, etme. Biz kendimizi yaktık, bari sen yakma." çağrısını dinlemememiz neden? Her yer "Allah Allah" diye coşarken kalplerimizin ölülüğü neden? Bu mukaddes bedeni Allah'tan emanet alıp da onu olmadık yerlerde kullanmamız, onunla kirlenmemiz neden? Hâlbuki topraktan gelmedik mi, toprağa değil mi dönüşümüz, kibirlenen bedenlerimizin sonu kurtçukların yanında çürümek değil mi?

Baktığımız şeyler gözlerimizi kör etmiş, konuştuğumuz şeyler ağzımızdan hayır kelimeleri sarf etmemizi engellemiş, duyduğumuz şeyler kulaklarımız sağır etmiş, kalplerimiz katılaşmış Ya Rabb'i!!! Anlayamıyoruz Seni.

Peygamber Efendimizin yüzü suyu hürmetine gönül gözlerimizi aç Ya Rabb'i! Ehl-i Beyt'in yüzü suyu hürmetine tövbelerimizi kabul eyle Ya Rabb'i! Sahabe'nin yüzü suyu hürmetine Rasûl aşkı ver bizlere Ya Rabb'i! Şehitlerimizin yüzü suyu hürmetine bizlere hayâ ver, îman ver, aşk ver ve dünyalık sevgiyi yok et içimizden.

Rabb'ime şükürler olsun ki, içimdeki Allah ile bildiğim şeyleri ve Allah'a karşı beslediğim duyguları bir nevi olsa da kardeşlerimle paylaşma fırsatı buldum. Allah'ı anlatmak bizim haddimize düşmez; fakat Allah'ı anlatma kudretine sahip olanların yüzü suyu hürmetine affet Allah'ım!...

Dostlar! Allah bizden kavrayabildiğimiz, anlayabildiğimiz ve gücümüz yettiğince ibadet etmemizi istiyor. Allah (c.c.) bizden evliyalık beklemiyor ki, sadece gücümüz yettiğince, karınca misali belki...

Şükürler olsun Allah'a, şükürler olsun. Bu kargaşa içinde kullarına ibadet etme fırsatını veren Allah'a şükürler olsun, gözyaşı dökebildiğimiz için, konuşabildiğimiz için "Lâ ilâhe illâllah Muhammede'n - Rasûlullah!...." diyebildiğimiz ve namaz kılabildiğimiz için, şükürler olsun şükür edebildiğimiz için yüce Mevlâ'ya.

Elhamdülillâh, çok şükür Ya Rabbe'l-Âlemin......

Hangi güzel göz vardı ki toprak olmadı?!...
Hangi ceylân göz vardı ki yere akmadı?!...
 

zeyno

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
2 Eyl 2005
Mesajlar
1,699
Aldığı Beğeniler
6
Konum
Gümüşhane
Takım
Galatasaray
Yazı çok güzeldi.Hoşgeldiniz tekrar yeni nickle.
 
Üst Alt