Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

turangida

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Haz 2010
Mesajlar
5,705
Aldığı Beğeniler
14,607
Takım
Galatasaray
"kaygı salgını"

Medscape sayfasında yer alan araştırmada; İngiltere, Fransa ve Mısır’da eş zamanda yürütülen araştırma sonucuna göre toplumun %70’inde klinik anksiyete bozukluğu sonucuna varıldığı görülüyor. Diğer bir çalışmada ise ‘Anksiyete Pandemisi’ nden bahsediliyor. Yani virüs pandemisi gibi artık kaygı anksiyete pandemisi de var…

Maruz kaldığımız pandemi, diğer doğal afetlerden çok daha farklı özellikleriyle karşımıza çıkıyor. Çünkü kişinin kontrol edemeyeceği tarzda. Doğal afetlerde zaman ve lokalizasyon bellidir. Ancak covid-19 virüsünün ne zaman, nere ve ne zaman geleceğiyle ilgili bir belirsizlik var. Belli değil, o nedenle kaygı derecesi de çok yükseldi bireylerde, toplumlarda...

Böyle durumlarda insanların hepsinde değil ama önemli bir kısmında özellikle kaygısı yüksek kişilerde yaşam kalım tepkisi ortaya çıkabiliyor. Cuma akşamı da açıklanan kararın ardından fırınların önünde yığılmanın olması, ileri yaştaki insanların bir takım ihtiyaçlarını karşılamak üzere marketlere akın etmesi aslında bunun bir sonucu. İnsanlar otomatik olarak açlık, susuzluk gibi dürtüleriyle hareket ediyor. Korku muhakemeyi bozuyor, kişiyi düşünmeden hareket ettiriyor.

Buradan çıkaracağımız dersler var elbette her birimizin.

Öncelikle toplumda korku düzeyinin çok yüksek olduğunu görmemiz, farkında olmamız gerekiyor. Tıp kökenliler başta medya olmak üzere kimi platformlarda kamuoyunun karşısında konuşurken toplumda enfeksiyon birkaç sene sürecek, aşısı bulunmadı, ilacı henüz kesin değil… gibi ifadelerde bulunduklarında toplumun kaygısı daha da yükseliyor. Özellikle şu dönemde insandaki ümit ve güven duygusunu çağrıştıran konuşmaların yapılması çok kıymetli. Buna gerçekten ihtiyacımız var. Diğer türlü konuşmalar çünkü kaygıyı çok yükseltiyor.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan
 

turangida

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Haz 2010
Mesajlar
5,705
Aldığı Beğeniler
14,607
Takım
Galatasaray
"virüs korkusu"

Artan kaygı ve endişenin sebebi, Coronavirus ile ilgili sosyal medya paylaşımları ile haberleridir.

Devamlı bu salgın konuşulduğu için özellikle duyarlı kişilerde kaygıyı artırıyor. Bir kimse 60 dakikanın 50’sini bunu düşünüyorsa o kimsede artık korku başlamış demektir.
Artık normal bir korku değil de ‘Coronafobi’ dediğimiz hastalık derecesinde bir korku ortaya çıkmış demektir.

60 dakikanın 50’sini bunu düşünen bir insan o korkuya karşı aşırı hassas olur. Gelen herkes sanki virüs bulaştıracak gibi kaşınmalara başlar. Kimseye dokunmamaya çalışırken, normal yapması gereken rutin işleri de ihmal eder.

Böyle durumlarda rutinden kopmamak gerekiyor.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan
 

turangida

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Haz 2010
Mesajlar
5,705
Aldığı Beğeniler
14,607
Takım
Galatasaray
"karamsarlık yok"

Birincisi toplum kriz yönetiminin kuralları ile aydınlatılmalıdır. Belirsizlik giderilmeli, açık ve şeffaflığa devam edilmeli, karar vericiler eleştirileri tehdit olarak görmemeli. Çok şükür Türkiye’nin sağlık sektörüne çok yatırım yapılmıştı iyi bir altyapı ile krizi karşılıyoruz. İnşallah en ucuz atlatanlardan olacağız.

İkincisi uzmanlar konuşurken özellikle tıp kökenliler kendilerini hep kanıt temelli düşünmeye alıştırdıkları için insanlara ümit veremiyorlar. Geçmişe bakalım insanlık tıp bilimi ne büyük bulaşıcı hastalıkları yenmiş verem, tifo, veba, çocuk felci,lepra, bunu da Allah’ın izni ile yenebilecek gücü var, ölümden başka her şeyin çaresi var arayıp bulacağız, karamsarlık yok. Uzmanlar bu özgüvenle konuşmalılar.

Üçüncüsü Çin tecrübesini raporlayan COVID-19 raporunda bir söz var "Pandemi sosyal izolasyonla değil sosyal işbirliği ile yenilir" diye. Bu şu demektir: “Sosyal mesafeyi açalım ama psikolojik mesafeyi daraltalım.”

Sadece psikoloji profesyonelleri değil herkes iki kavramı evinde işyerinde sosyal çevresinde yaygınlaştırmalıdır. Bu iki değer “Şefkat ve Nezaket”tir. Herkes birbirini incitmemeye, ne söylediği kadar nasıl söylediğine de özen göstermeye dikkat etmelidir. Özgürlüğümüz kısıtlandı doğru ama insanlığımız kısıtlanmadı ki. Haz ve hız çağında idik ama bazı zevklerimizi, keyiflerimizi terk etmek zorunda kaldık. Ancak zihinsel esnekliğimiz devreye sokup yeni alternatifler geliştirebiliriz.

Dinozorun tarihten silinmesi küçük kafaya büyük zırha sahip olması nedeniyle idi. İnsanın aklı ve zihni ona medeniyet kurdurdu. Belki de bu yaşananları insanlık için felaket değil “Geliştiren Travma” olacak. Uyum yeteneğimizi harekete geçirelim doğada güçlü olanlar değil uyum sağlayanlar sağ kalmışlar ve kazanmışlardır.

Özetle evimizde, ailemizde, işyerimizde ve kendimize karşı dahi, şartlar ne olursa olsun, ümit veren lider olmalıyız.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan
 
Üst Alt