Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Kenz'ül İns

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Ara 2005
Mesajlar
137
Aldığı Beğeniler
0
Kefeni fırlattı

Hamdi Sağlamer anlatıyor:

Bir defasında Ankaradaydık. Bize, Temyizde mahkeme var; birlikte gidelim. dedi. Öğretmen kardeşimiz Konyalı merhum Mustafa Özsoyla beraberdik. Temyizdeki duruşmalara, avukatlar dışında kimse alınmıyordu.

Bekir Ağabey, bana bir çanta verdi, Mustafanın eline de bir dosya tutuşturdu. Bizi, stajyer veya yardımcı avukat süsü vererek mahkeme salonuna girdirdi.

Manzara müthişti: Yuvarlak bir masa etrafında 27 Mayıs İhtilâlinin karanlık yüzlü adamları çöreklenmişlerdi. O Egeseller, Başollar hep oradaydı. İhtilâlde oynadıkları başarılı (!) rollerine mükâfat olsa gerek, bu makama atanmışlardı. Bekir Ağabeyi Yassıadadan da tanıyorlardı. Kin ve nefret do­lu gözlerle bizi süzüyorlardı. Âdeta yiyecek gibi bakıyorlardı. Egesel, Bekir Ağabeyin moralini bozacak şeyler yapıyordu. Eliyle masaya vuruyor, dinlemez gibi görünüyordu.

Bekir Ağabey, hiç aldırış etmeden 40 dakika savunma yaptı. Elindeki bütün belgeleri sundu ve sonunda bunların zabta geçmesini istedi. Zabta geçme talebi, Egeseli kızdırdı. İki eliyle masayı tutup yüksek sesle:

Neye güveniyorsun Bekir Bey! diye açıkça tehdit etti.

Bekir Ağabey, tehdide pabuç bırakacak adam mıydı? He­men, Ver şunu! deyip hızla çantayı elimden kaptı. Başka bir evrak çıkarıp gösterecek sandım. Bir de baktım ki sürekli çantasında taşıdığı kefenini çıkarıp masanın ortasına fırlatıverdi. Adamların gözleri fal taşı gibi açıldı. Ardından gür bir sesle:

İşte buna güveniyorum! dedi ve konuşmaya başladı. Öy­le yüksek sesle konuşuyordu ki âdeta salon çınlıyordu. Vallahi billahi yeminle söylüyorum, o anda o adamların masaya dayalı ellerine baktım, tir tir titriyorlardı. O zaman gerçekten, Bekir Ağabeyin arkasında bir kuvve-i maneviye olduğunu, müdafaa sırasında başka bir şahsiyete büründüğünü anladım!



"Hayatını Davasına Adayan Adam: Bekir Berk" kitabından
 

Kenz'ül İns

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Ara 2005
Mesajlar
137
Aldığı Beğeniler
0
Uçağın kanatları altında namaz

Rahmi Erdem anlatıyor:



Merhum Bekir Berk, müstesna bir zattı. İdealistti, rehber ve bayrak bir insandı. Bugünkü tabirle sıra dışı bir insandı. Yap­tığı hizmetler takat-i beşerin fevkindeydi. Otuz sene yatsı abdestiyle sabah namazı kılmış bir insandı. Beyni uyanıktı. İki üç saat uykuyla iktifa edebilen bir insandı. Yaklaşık bin 500 mahkemeden beraat kararı almış müstesna bir avukat­tı.



Lügatinde mazeret yoktu

Ona ayak uydurmak mümkün değildi. Onun için imtizaç edilmesi zor bir insandı. Lügatinde mazeret kelimesi yoktu. Mazeret üretenlerle de çalışması mümkün değildi.

1961 yılında, Vana ilk geldiğinde 500 TL tutan uçak bilet parasını Vanlılar zar zor temin edebilmişlerdi. Sebze meyve hâlinin hamalları bile birer ikişer lirayla iştirak etmişlerdi. Van dershanesinde onun üzerine örttüğüm yün yorganın kendisini ısıttığını görünce, bana, Rahmi Kardeş, İstanbulda çok üşüyorum. deyince, o yorganı hemen ambalâjlayıp uçağın bagajına teslim etmiştim. Çok sevinmişti.



Uçağın kanatları altında namaz

Bir gün Malatyadan İstanbula uçakla hareket etmek üze­re iken, uçağa binmekte olan pilotlardan namaz için beş da­kika izin istedi. Uçağın kanatlarının altında, yolcuların hay­ran bakışları arasında kıldığımız o akşam namazının tadı­nı hiç unutamam!

Yeisin düşmanı idi. Şevk-i mutlak sahibi idi. Teşkilâtçı idi. Kitleleri anında manevî ve fikrî olarak harekete geçirir, belirlediği hedeflere yönlendirirdi.

l960lı yılların Yargıtay başkanı İmran Öktemi, adlî yılın açılış merasiminde Allah yoktur; Allahı insanlar yaratmıştır. hezeyanından sonra memleket çapında telgraf bombardımanına tutturan, odur.

Bir İstanbul beyefendisiydi. Kibar ve nazikti. Mükrimdi, hatırşinastı, vefalıydı.



Mahsur kaldık

Bitliste benim hakkımda açılmış olan davaya, o günün zor şartları içinde Urfa-Diyarbakır yollarından kendisine refakat ederek kaç kez yolculuk yaptık. Bazen Tatvan-Bitlis arasındaki 25 kilometrelik yolu kar temizleme ekiplerinin refakatinde yedi-sekiz saatte ancak alır, mahkemeye öyle yetişirdik.

Bir defasında yolda mahsur kalmış, mahkemeye yetişememiştik. Bitlis mahkemesi başta olarak başka mahkemelere çekilmesi gereken tehir telgraflarını orada yazdı. Her adımı ölüm tehlikesi dolu o kışta kıyamette merhum M. Ali Oto, telgrafları aldı ve geri döndü. Yaya olarak Tatvana gidip, telgrafları çekti. Ne büyük kahramanlıktı o!



Bunlar hakkı tutanlar

Bir defasında Muş davasından çıkmıştık. Muşun eşrafın­dan Demokrat Parti milletvekilliği yapmış Gıyasettin Em­re Be­yin babası Şeyh Maruf Efendiyi ziyarete gittik. Bir sedirde hasta yatıyor, son günlerini yaşıyordu. Oğluna bizleri sordu:

Bunlar kim? Ben bunlardan sahabe kokusu alıyorum!

Gıyasettin Bey bizi tanıttı ve Bekir Berkten senakârane bah­setti. Bilhassa Yassıadadaki müdafaalarından söz etti. Gı­ya­seddin Bey de Yassıadada yatanlardandı. Av. Bekir Berkin o zalimane mahkemede ruhlara ümit ve inşirah veren müdafaalarını dinlemişti. O musibetli günlerde bu müdafaalar, Yassıada mazlumlarına manevî bir teselli vermiş, herkesin takdirini celp etmişti.

Şeyh Maruf Efendi, yattığı yerden Allahın emri gelinceye kadar bir taife yeryüzünde hakkı tutup kaldırmaya devam edecektir. hadis-i şerifi okuyarak:

İşte bu asırda bu manaya siz mazharsınız! diyerek gözyaşları içinde bize iltifat etti. Ellerini öpüp ayrıldık.



"Hayatını Davasına Adayan Adam: Bekir Berk" kitabından...
 

Kenz'ül İns

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Ara 2005
Mesajlar
137
Aldığı Beğeniler
0
"Davaya abdestsiz girmezdi"

Hasan Coşkun anlatıyor:

Ye­ni Asya gazetesinde Rahmi Erdem Ağabey beni Bekir Ağa­beyle tanıştırdı. İlk tanışmamızda onun farklı bir kişilik sahibi olduğunu anlamıştım. Daha sonra görüşmelerimiz sürdü.

O sırada babam emekli olmuştu. Emekli parasıyla bir mi­ni­büs alıp onunla hem hizmet, hem de taşımacılık yapmayı düşünüyordum. Bu fikrimi Bekir Ağabeye açtım. O da Kar­deşim, taksi olsa daha iyi olur. deyince taksi aldım. Bekir Ağabeye Bir emrin olursa telefon et, ben hazırım! dedim.

Bir gün, Zamanın müsait mi? Çankırıya gideceğiz. diye telefon etti. O zaman Demir Çelikte çalışıyordum. Üç gün­lük izin alıp ayrıldım.

Bir akşam vakti E-5ten yola çıktık. Sabaha doğru Çankırıya indik. Mahkeme başladığında ben yorgunluk gidermek üzere arabada kalmıştım. Bekir Ağabey mahkemeye tek başına girmezdi. Kardeşlerden mutlaka bir şahs-ı manevî oluştu­rurdu. Şahs-ı manevîden kuvvet alıyordu. Salonda beni gö­remeyince dönüp geldi, Nerdesin kardeşim? dedi, He­men abdest al ve mahkeme salonuna gel. Abdest alıp dinle­yi­ciler kısmına geçtim. O zaman anladım ki kendisi mahke­me­ye hiç abdestsiz girmezdi. Davaları, bir ibadet vecdi içinde savunurdu.

Duruşma başladı. Savcı, iddianameyi okudu. Fakat çok ağır suçlamalarda bulundu. Bununla da kalmadı, maznunlar için 12 yıl ağır hapis cezası istedi. Ardından Bekir Ağabey ayağa fırladı ve beklenmedik bir çıkış yaptı. Üzerine basa basa:

Savcı, bir hukuk adamı gibi değil, tıpkı bir Kıptî gibi hareket ediyor! dedi.

Savcı zıpkın yemiş balık gibi ellerini masaya vurup ayağa fırladı, öfkeyle:

Ben bu mahkemede savcılık yapmam! deyip kürsüyü terk etti. O sırada Bekir Ağabey, arkaya dönüp manalı bir gülümsemeyle bana baktı. O zaman, bunun mahkemelerde uyguladığı başarılı taktiklerinden biri olduğunu anladım. Sav­cıyı bir fiskede saf dışı etmişti. Memnuniyeti, yüzünden oku­nuyordu.

Duruşmaya bir müddet ara verildikten sonra heyet tekrar toplandı. Yapılan ikinci duruşma sonunda bir kişi hariç, 13 kişinin hepsi tahliye edildi.

Dışarı çıktığımızda Bekir Ağabey,

Kardeşim, zaten benim istediğim de buydu! dedi.

Mahkemelerden beraat ve tahliye ile çıkınca çocuklar gibi sevinirdi.

Bu, bizim birlikte gittiğimiz ilk mahkemeydi. Daha sonra bunu, İç Anadolu, Ege ve Karadenizdeki mahkemeler takip etti. Buralara gideceği zaman çoğunlukla beni çağırırdı.



"Hayatını Davasına Adayan Adam: Bekir Berk" kitabından
 

Necmeddin

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ocak 2006
Mesajlar
10,138
Aldığı Beğeniler
179
Konum
Batman
Takım
Diğer
YÜREĞİNE SAĞLIK..ÇOK GÜZELDİ.

ALLAH razı olsun.

MEVLAM bizlerede böyle olmayı nasip etsin.
 
Üst Alt