- Üyelik Tarihi
- 23 Haz 2010
- Mesajlar
- 5,705
- Aldığı Beğeniler
- 14,607
- Takım
- Galatasaray
Cenap Şahabettin’in kardeşi, lisan mütehassısı ve hocası muharrir Ali Nusret, ölüm yatağında yatarken zavallı haremi: - Bey! Bizi böyle haybe hasıl bırakıp da nereye gidiyorsun? diye ağlarmış. O zaman zavallı Ali Nusret, dayanamaz, halsiz sesile bu sözü tashih edermiş:
- Haybe hasıl değil, Hanım, (asıl fecaat burada imiş gibi) Haibühasir.. Haibühasir!
...
Allâme sandığımız ümmîlerden o kadar canımız yanmış ki benim -vüzuhunu pek severek sakladığım- bir askerî vesikam vardır ki “sanatı” hanesinde şu cümle yazılıdır: “Gazete muharriri: Okur yazar.”
...
Lisan değişiyor ve onunla birlikte, hiç olmadan, gülünç bulduğumuz şeyler değişiyor, ilk basılmış kitaplarımızın birinde, Türkçe ve Fransız grameri ve Fransızcadan Türkçeye bir lügatçe olan bir kitapta, şu sabit "Oui, Monsicur” kelimeleri mukabilinde: “Lebbeyk Sultanım!” yazılıdır!
...
Telâffuz meselesi o kadar ehemmiyetlidir ki bana hizmeteden köylü hademe, bahsettiği şey için “gozel" dedi mi, bunun çirkin olacağında benim hiç şüphem kalmaz!
...
Okumayı bir çalışma sanmak çalışkan cahillerin kârıdır. Halbuki biz, okumuş tembeller, pekâlâ biliriz ki okumak mükeyyifattan bir şeydir. Bir kanepeye uzanır, yatağımıza yatar gibi kitaplarımıza dalarız. Gûya tılsımlı bir denize, hülyalarımızı aşan bir hayal âlemine dalarız. Sanki afyonlu bir çubuk içeriz. Muhitimiz değişir. Hayatımız genişler. Dünya bizim olur. İklimler, mevsimler, devirler gelip geçer. Başka hayatlar ve tabiatlar hatıralarımıza girer. Bize benzeyen asıl akrabalarımız yanımıza gelir, bize sırlarını fısıldarlar. Hayat bize en tatlı, en zengin zevklerini sunar. Okumak- gezmek, uyumak, rüya görmek, musiki dinlemek, hatırlamak, seyahat etmek, unutmak, dua etmek, doğmak- tekrar yaşamaktır.
...
Şairler bir fikri en evvel bir hakikat olarak seçmezler. Bir ahenk olarak duyarlar, bir beste olarak hatırlarlar. Ve sonra bir nağme olarak ifade ederler./ Abdülhak Şinasi Hisar- Kelime Kavgası
- Haybe hasıl değil, Hanım, (asıl fecaat burada imiş gibi) Haibühasir.. Haibühasir!
...
Allâme sandığımız ümmîlerden o kadar canımız yanmış ki benim -vüzuhunu pek severek sakladığım- bir askerî vesikam vardır ki “sanatı” hanesinde şu cümle yazılıdır: “Gazete muharriri: Okur yazar.”
...
Lisan değişiyor ve onunla birlikte, hiç olmadan, gülünç bulduğumuz şeyler değişiyor, ilk basılmış kitaplarımızın birinde, Türkçe ve Fransız grameri ve Fransızcadan Türkçeye bir lügatçe olan bir kitapta, şu sabit "Oui, Monsicur” kelimeleri mukabilinde: “Lebbeyk Sultanım!” yazılıdır!
...
Telâffuz meselesi o kadar ehemmiyetlidir ki bana hizmeteden köylü hademe, bahsettiği şey için “gozel" dedi mi, bunun çirkin olacağında benim hiç şüphem kalmaz!
...
Okumayı bir çalışma sanmak çalışkan cahillerin kârıdır. Halbuki biz, okumuş tembeller, pekâlâ biliriz ki okumak mükeyyifattan bir şeydir. Bir kanepeye uzanır, yatağımıza yatar gibi kitaplarımıza dalarız. Gûya tılsımlı bir denize, hülyalarımızı aşan bir hayal âlemine dalarız. Sanki afyonlu bir çubuk içeriz. Muhitimiz değişir. Hayatımız genişler. Dünya bizim olur. İklimler, mevsimler, devirler gelip geçer. Başka hayatlar ve tabiatlar hatıralarımıza girer. Bize benzeyen asıl akrabalarımız yanımıza gelir, bize sırlarını fısıldarlar. Hayat bize en tatlı, en zengin zevklerini sunar. Okumak- gezmek, uyumak, rüya görmek, musiki dinlemek, hatırlamak, seyahat etmek, unutmak, dua etmek, doğmak- tekrar yaşamaktır.
...
Şairler bir fikri en evvel bir hakikat olarak seçmezler. Bir ahenk olarak duyarlar, bir beste olarak hatırlarlar. Ve sonra bir nağme olarak ifade ederler./ Abdülhak Şinasi Hisar- Kelime Kavgası